27/08/2026
Futbol maçı dediğin nedir? 90 dakika heyecan, biraz küfür, biraz tezahürat, biraz da rakibe takılma... Tribün dediğin zaten biraz da bunun için vardır. Ama işin içine tehdit, şiddet, silah görüntüsü, terör örgütü propagandası gibi işler giriyorsa orada duracaksın. Kim yaparsa yapsın, devlet gereğini yapacak.
Pazar günü Kocaelispor ile Amedspor arasında oynanan maçta da tribünlerde karşılıklı tezahüratlar yapıldı. Kocaelispor taraftarlarının bir bölümü Amedspor taraftarlarına yönelik sarı poşetler açtı. Bunun üzerine soruşturma başlatıldı ve beş kişi gözaltına alındı.
Şimdi soruyorum:
Sarı poşeti gören devletin eli neden bu kadar çabuk çalışıyor da başka görüntüler karşısında aynı hızda davranmıyor?
Mesele Kocaelispor taraftarını savunmak değil. Sarı poşet açmayı, karşı tarafa hakaret etmeyi, tehdit etmeyi savunacak değiliz. Kim yaptıysa hesabını versin.
Ama aynı hesabı herkes versin!
Çünkü vatandaşın kafasını kurcalayan mesele tam da burada başlıyor. Bir maçtan sonra şehir içinde silahlı görüntüler içeren bir gösteri yapıldığı iddiaları ortaya atılıyor. Ellerinde silah görüntüsü olduğu ileri sürülen kişiler, bayraklar, sloganlar… Sosyal medyada görüntüler dolaşıyor.
E şimdi insan sormaz mı?
Kardeşim, sarı poşet açan beş kişiyi bulup gözaltına alıyorsun da, silahlı gösteri iddiası ortaya çıktığında ne yapıyorsun?
Yoksa hukuk, görüntünün rengine göre mi çalışıyor?
Sarı poşet görünce alarm zilleri çalacak, başka tarafta silah görüntüsü görünce “Aman canım, taraftar coşkusu” denilecekse, kusura bakmayın ama burada bir problem var demektir.
Devletin görevi taraf tutmak değildir.
Devletin görevi, kimin formasını giydiğine bakmadan suç varsa üzerine gitmektir.
Kocaelisporlu da olsa, Amedsporlu da olsa, Fenerbahçeli de olsa, Galatasaraylı da olsa… Kim tehdit ediyorsa, kim şiddete bulaşıyorsa, kim terör propagandası yapıyorsa hukuk karşısına çıkmalı.
“Bizim çocuklar yaptı” diye kimse korunmamalı.
Çünkü adaletin “bizim çocuklar”ı olmaz.
Bakın, vatandaş artık şuna bakıyor: Bize gelince kanun kitabı açılıyor, öbür tarafa gelince sayfalar mı kapanıyor?
İşte asıl tehlike burada.
Çünkü adaletin kendisinden daha önemli bir şey varsa o da adalete duyulan güvendir. İnsanlar “Bana başka, ona başka hukuk uygulanıyor” demeye başladı mı iş çığırından çıkar.
Bugün sarı poşet olur, yarın başka bir şey...
Ama devletin ölçüsü değişmemeli.
Tribünde kimse rakibini düşman gibi görmemeli. Futbol sahada oynanmalı. Siyasi hesaplar tribünlere taşınmamalı. Hele hele silah, şiddet ve terör örgütü sembolleri varsa bunun adı taraftarlık değildir.
Ama bütün bunların karşılığı da çifte standart olamaz.
Sarı poşet açana gözaltı varsa, silahlı gösteri yapana da soruşturma olmalı.
Hakaret eden kimse cezasını çekmeli. Tehdit eden kimse cezasını çekmeli. Şiddete bulaşan kimse cezasını çekmeli. Terör propagandası yapan kimse de cezasını çekmeli.
Kim olursa olsun!
Çünkü bu ülkenin insanının istediği çok büyük bir şey değil.
Ne ayrıcalık istiyor ne torpil...
Sadece şunu istiyor: Adalet herkese aynı davransın.
Yoksa vatandaşın ağzından şu söz düşmez:
“Bize gelince devlet, onlara gelince seyirci!”
Bu söz bir kere yerleşti mi, işte o zaman sarı poşetten çok daha büyük bir sorun çıkar.
Çünkü poşet açılır kapanır...…Ama adalete duyulan güven yırtılırsa, onu dikmek o kadar kolay olmaz.