Notos

Notos NOTOS: HAYAL ADASI Başka türlü düşünemiyoruz. Edebiyat, hem geçmişin tadını, hem yaşadığımız ânın anlamını taşır. Hayatımızın ayrıntılarını tamamlar. Başlıyoruz...

Endişelerimizi, insanın varoluşunu anlatır. Edebiyatın hayatımızda tuttuğu yer içimize gitgide daha çok işliyor. Belki yeni zamanların kültürü içinde edebiyatın değerlerinde aşınmalar oldu, yazarlar kimlik yitiminin eşiğine uğradı, tutumlar değişti, arkadaşlıklar bozuldu, eleştiri anlamsızlaştı. Bu yolun nereye çıkacağını merak etmeyenler edebiyatı ya boş zaman uğraşı olarak görüyor ya da bugünü y

aşamaktan ötesini göremiyor. Bugünlerde, yaşadığımız düş kırıklıklarının da etkisi elbette var. Gene de Notos ile yeni başlangıçlar yapabiliyorsak, edebiyatın ne işe yaradığını sorgulamaktan vazgeçmeyenlerin sayısının gitgide çoğaldığı yerde verimli toprakları toplayan bir delta oluşacağından da kuşku duymamalıyız. Notos, bu deltaya enerji toplayan bir güç kaynağı. Bizim için hayatın anlamı. Gecenin ucunda parlayan bir yıldız. Ama bir Anka da değil. Elinizi uzattığınızda tutulabilecek kadar yakın. Bu bizim hayatımızsa ve orada yıpranmadan kalmak için bütün kurumlardan ve iktidar odaklarından bağımsız, dik durulabileceğini göstermekse Notos'un amacı, önce kendine inanmakla başlar her şey. Notos, edebiyatı sivilleştirmenin araçlarından biri olmaya da gönüllü. Sonunda tutabileceği her adaya ayak basıyor ve dergileri ve kitaplarından sonra şimdi de Notos Blog ile hayatımıza karışmak için bir dönemeci daha geçiyor. Üstelik Notos Blog, edebiyattan başlayıp kültür ve hayatımızın ayrıntıları, dünyamızın ve canına okuduğumuz doğanın sorunları, insanlar ve hayvanlar, arkadaşlık ve siyaset, barış ve savaş, demek ki bizim olan her türlü sorunun paylaşıldığı bir düşünce üretim alanı ve iletişim çizgisi olarak yayına başlıyor. Buraya geldiğinizde hep yeni düşüncelerle, tartışmalarla karşılaşacak, kendi yorumlarınızı dilediğinizce ekleyip eleştirilerinizi ileteceksiniz. Notos ile ve tanımadığınız herkesle paylaşmak için.

Çocukluk Edebiyatı ve Alejandro Zambra’nın tüm kitapları  'de.Dinle ya da oku...                                  .tr
07/05/2026

Çocukluk Edebiyatı ve Alejandro Zambra’nın tüm kitapları 'de.
Dinle ya da oku...

.tr

06/05/2026

Seçili kitaplarda Mayıs ayı boyunca 100₺ tek fiyat! 🎉

Bütün kitaplar %35, Kitap setlerimiz %40 indirimli.

Yeni sayı %10 indirimli.
Eski sayılar 200₺

750 TL ve üzeri siparişlerde Ptt Kargo ile gönderim ücretsiz.
Gönderimde Yurtiçi Kargo'yu da seçebilirsiniz :)
Havale, kredi kartı ve kapıda ödeme seçeneği notoskitap.com'da.

*100₺ tek fiyat kitapları stoklarla sınırlı.

Notos Kitap Değerli Kitaplar Yayımlar

www.notoskitap.com

1 Mayıs işçilerin, emekçilerin ve bütün çalışanların bayramı kutlu olsun.
01/05/2026

1 Mayıs işçilerin, emekçilerin ve bütün çalışanların bayramı kutlu olsun.

30/04/2026

Yapay zekâ evreninde Notos'un 107. sayısındaki "Benlik Kurgusu Olarak Edebiyat" alt başlıklı Otokurmaca dosyası üstüne bir sohbet :)
🎙️ "Özellikle kadınların ve göçmenlerin deneyimleri söz konusu olduğunda o yamuk ayna aniden politik bir araca dönüşüyor."
www.notoskitap.com

İyi bayramlar çocuklar...
23/04/2026

İyi bayramlar çocuklar...

Noktalı Virgüller ve Yazım Kuralları ÜzerineAdam O’Fallon PriceNoktalı virgüllerin iki bağımsız cümleciği bağlaç kullanm...
22/04/2026

Noktalı Virgüller ve Yazım Kuralları Üzerine
Adam O’Fallon Price

Noktalı virgüllerin iki bağımsız cümleciği bağlaç kullanmadan birbirine bağlamaya yaradığını biliyoruz. Ben bu durumlarda çoğunlukla orta tire kullanma eğilimindeyim, ama yalnızca arada bir ölçüde nedensellik ilişkisi varsa ve orta tireden sonraki cümlecik öncekini bir şekilde açıklıyorsa. Noktalı virgüller iki düşünce birbiriyle alakalı, birbirinden bağımsız ama birbirine bağlı, iyi kötü eşit ağırlıkta olduğunda işlevseldir. Bu düşünceler ayrı cümleler olarak da var olabilir ama bu durumda bir şeyler eksilir, önemli bir bilişsel ritim kaybolur...
Mektupların yerini e-postalar, e-postaların yerini kısa mesajlar, kısa mesajların yerini emojiler alıyor. Edebi yazı üslubunun ve öne çıkardığı gramerin bir yere kadar popüler, edebi olmayan yazı için de geçerli olduğunu düşünmek mantıklı görünüyor. Ancak kurallara uygun yazma eğilimi dışında noktalı virgüller genellikle, Jane Austen ve William James alıntılarında da görülebileceği gibi, ironinin yanı sıra anlatının taşıdığı üstü kapalı anlamı ve niyeti yansıtmak için kullanılan araçlar. Kültürümüz psikolojik gerçekçiliğin derin kişilik kazılarıyla –ve bunun gerektirdiği incelikli ironiyle– gittikçe daha az ilgilenmeye başladıkça noktalı virgülün de daha az işlevsel hale geldiği iddia edilebilir. Kurmaca ince işlenmiş bir realizmden postmodern taşlamaya ve anılara doğru gittikçe bu ince işlenmiş dilbilimsel araca duyulan ihtiyaç da azaldı mı?

Notos'un Nisan-Haziran, 107. sayısında...

Kötü Tür: Annie Ernaux, Otokurmaca ve Sesini BulmakLauren ElkinErkek anlaşılır ve özgün bir dünya üretirken kadına kendi...
17/04/2026

Kötü Tür: Annie Ernaux, Otokurmaca ve Sesini Bulmak
Lauren Elkin

Erkek anlaşılır ve özgün bir dünya üretirken kadına kendi göbek deliğinin ötesini göremeyeceği tembihlenir.
Yine de Ernaux’nun söz konusu terimi reddetme meselesi hâlâ geçerliliğini koruyor, öyle ki sanki kurmacanın varlığını kabul etmek eserinin gücünü azaltacakmış gibi. Öyleyse otokurmaca, eleştirmen Marie-Josée Roy’un sorduğu üzere, bir “kötü tür” müdür? Mauvais genre [kötü tür] terimi Fransızcada fantezi, bilimkurgu ve polisiyenin düşük türlerinden derme çatma, ucuz ve pas comme il faut [yakışıksız] işlere dek her türden itibarsız çağrışıma sahiptir. Ve elbette Fransızcada genre [tür] gender [cinsiyet] olarak da tercüme edilebilir. Otokurmaca yazmanın “kötü tür” yazmak olabileceği fikri anlatıda sese ağırlık veren kadın merkezli otokurmacalar için her türlü imayı beraberinde getirmektedir. Kadın için mauvais genre yazmak yanlış türde bir kadın olarak, yanlış türde bir yazar olarak görülmeye kendini açmak demektir.
Madem durum bu, öyle olsun; türü ve cinsiyeti “yanlış” biçimde gerçekleştirmekte harika bir haz, harika bir tonalite bulunuyor. İyi bir ses çalışması sizden onaylanmış belli bir üslupta şarkı söylemenizi talep etmez, sizi yalnızca sizin söyleyebileceğiniz şekilde şarkı söylemeye davet eder. Kitaplardaysa notanın ya da tonalitenin nesnel bir kanıtı bulunmaz, sesin tek hakikati okura nasıl çarptığındadır.

Notos'un Nisan-Haziran, 107. sayısında...

Çatlaklı Koro: Emine Sevgi Özdamar Edebiyatında Otokurmaca, Kadınlık ve TarihAlara ÇakmakçıEmine Sevgi Özdamar’ın edebiy...
11/04/2026

Çatlaklı Koro: Emine Sevgi Özdamar Edebiyatında Otokurmaca, Kadınlık ve Tarih
Alara Çakmakçı

Emine Sevgi Özdamar’ın edebiyatı ne yalnızca biyografik malzemeyi edebiyata dönüştüren öz-anlatılar ne de yalnızca göç, kadınlık ve siyaseti harmanlayan romanlardır; bunlar, tam da bu yazı boyunca göstermeye çalıştığım gibi, bedenin hafızasıyla dilin kırılması, kişisel olanla toplumsal olanın dolaşıklığı ve kadın öznenin iki dil, iki coğrafya, çoklu iktidar rejimleri arasında kendini yazı içinde yeniden doğurması üzerinden kurulan özgül bir kadın otokurmacası alanı açar. Özdamar’da “ben” hazır, bütünlüklü ve şeffaf bir özne olarak anlatıya taşınmaz, anne karnından fabrika yurtlarına, hamamlardan trenlere, annedilinden dedediline ve Almancanın aksanlı sahasına kadar her eşikte parçalanır, çoğalır, çevrilir, ertelenir ve yeniden kurulur. Bu nedenle de onun yazısı, Cixous’nun çağırdığı anlamda bedenle ve bedende yazılan, eril dilin katılığını içeriden bozan, kahkaha, arzu, korku, yas, göç ve yoksullukla örülmüş dişil bir karşıdil üretirken aynı anda ulus-devletin, patriyarkanın, sınıf disiplininin ve tek dilli modernliğin şiddetini de faş eder. Tam da bu sebeple Özdamar’ın otokurmacası bireysel yaşamöyküsünün estetize edilmesinden ibaret değil, kadın bedeninin, göçmen belleğin ve çok dilli öznenin tarih karşısında geliştirdiği poetik, politik ve etik bir direnme biçimi olarak okunmalıdır. Böylece hayat, gerçekten de iki kapılı bir kervansaray gibi, birinden girilen çocukluk rüyaları ve korkularıyla diğerinden çıkılan sürgün ve gurbet gerçekliğinin, tarihin o amansız rüzgârıyla savrulduğu muazzam ve pek kalabalık bir sahneye dönüşür.

Notos'un Nisan-Haziran, 107. sayısında...

"Şu sefil hayatta zaman çok kısa, onu daha sefil biçimlerde kaybetmenin lüzumu yok."Horacio Quiroga'dan Aşk, Delilik ve ...
09/04/2026

"Şu sefil hayatta zaman çok kısa, onu daha sefil biçimlerde kaybetmenin lüzumu yok."

Horacio Quiroga'dan Aşk, Delilik ve Ölüm Öyküleri 2. baskısında...

Okurlarımıza ilgileri için teşekkür ederiz.

İspanyolcadan çeviren Bülent Kale

Notos Kitap Değerli Kitaplar Yayımlar
www.notoskitap.com

Daha Fazla Yaşam: Çağdaş Otokurmaca ve "Özdeşleşilebilirlik" SorunuGavin TomsonGünümüz okurları farklı kaynaklardan esin...
09/04/2026

Daha Fazla Yaşam: Çağdaş Otokurmaca ve "Özdeşleşilebilirlik" Sorunu
Gavin Tomson

Günümüz okurları farklı kaynaklardan esinlenerek yazan yazarlara kıyasla da “gerçek hayattan” yola çıkan yazarlara daha fazla ilgi gösteriyor. Otokurmacanın popüler bir edebi tür olarak yeniden doğuşunun, Rebecca Mead’in The New Yorker dergisinde yayımlanan aynı adlı makalesinde “‘özdeşleşilebilirlik’ belası” olarak adlandırdığı olgunun ortaya çıkmasıyla aynı zamana denk gelmesi kesinlikle bir tesadüf değildir.... Günümüzde birisi bir şeyin özdeşleşilebilir olduğunu söylediğinde o şeyle kendini özdeşleştirebileceğini kasteder. (Her şey benimle ilgili!) Ve özdeşleşilebilirlik hızla estetik yargının temel kriterlerinden biri haline geldi. Tüketiciler reality şovların, romanların, pop şarkılarının ve Shakespeare’in özdeşleşilebilir olmasını istiyor. Ya özdeşleşilebilirsin ya da yoksun. Ira Glass 2008’de parkta Kral Lear oyununu izledikten sonra şöyle bir tweet attı: “Shakespeare: İyi değil. Risk yok, özdeşleşilebilirlik yok. Sanırım şunu fark ediyorum: Shakespeare berbat.” Otokurmaca yazarları özdeşleşilebilir ve bu nedenle berbat değiller. Okurlar yazarına benzemeyen bir anlatıcıdan çok yazarına benzeyen bir anlatıcıya ilgi duymaya, kendini onunla özdeşleştirmeye ve ona güvenmeye yatkın. Günümüzde özdeşleşilebilirlik okunabilirlik anlamında kullanılıyor. Otokurmaca özdeşleşilebilir olduğu için okunabilir. Knausgaard: Çok iyi. Riski yüksek, son derece özdeşleşilebilir. Sanırım şunu fark ediyorum: Knausgaard harika.
Elbette estetik bir kriter olarak özdeşleşme konusunda kibirli davranmak kolay. Ancak ben özdeşleşilebilirlik ile ikna edicilik arasındaki bağlarla daha yakından ilgileniyorum. Okurun bir otokurmaca yazarıyla ilişki kurma, özdeşleşme ve ona güvenme isteğinin yazarın düzyazısından etkilenme istekliliğini veya kapasitesini nasıl etkilediği daha çok ilgimi çekiyor. Okurun ilişki kurduğu şey onun kim olduğu hakkında değil, kendini nasıl görmek istediği veya kim olmak istediği hakkında daha fazla bilgi verir. Okurun ilişki kurduğu şey egosundan çok ego idealini ortaya koyar.

Desen Virginia Elena Patrone

Notos'un Nisan-Haziran, 107. sayısında...

Kendini Anlatmanın Sınırında: Simone de Beauvoir'ın Otobiyografik ÇizgisiSelin Gürses ŞanbayBeauvoir’ın otobiyografik pr...
08/04/2026

Kendini Anlatmanın Sınırında: Simone de Beauvoir'ın Otobiyografik Çizgisi
Selin Gürses Şanbay

Beauvoir’ın otobiyografik projesini türün paktı çerçevesinde okuduğumuzda, yazarın bu pakta bağlığını anlatılarında, önsöz ve sonsözlerinde görmekle birlikte bazı şeyleri gölgede bırakarak paktı kendince sınırlandığını da söyleyebiliriz. Simone de Beauvoir her zaman “gerçeği, yalnızca gerçeği anlatıyorum” derken neyin okura aktarılmasının gerekli olduğuna, neyin kendine kalması gerektiğine kendi karar vererek paktı esnetir. Topluma mal olmuş tanınan bir figür olarak sınır çizgilerini bireysel mahremiyet ile kamusal ve düşünsel kimliğinin inşası arasında çeker. Okur olarak bizler de bu çizginin üzerinde dururuz, hem içeriye davet ediliriz hem de davet edildiğimiz anlatıya belli bir mesafeden katılırız.
Onun anlatısı, dediği gibi, bir dedikodu amacı gütmez; bir kadının, bir yazarın, bir felsefecinin, bir aktivistin onu oluşturan koşullarına, bunların sebep ve sonuçlarına odaklanan bir dönem panoramasıdır. Dolayısıyla metinleri tam bir şeffaflık değil, kontrollü ve kurucu bir açıklık üzerine kurulur, çünkü ele aldığımız metinler Lejeune’ün tür tanımında işaret ettiği gibi geçmişin basit birer temsili değil, öznenin yazı aracılığıyla kendini kurduğu dinamik bir alandır; anlatılan yaşam kadar
anlatma ediminin kendisi de özneyi üretir.

Notos'un Nisan-Haziran, 107. sayısında...

Address

Ömer Avni Mh. Prof. Drive Tarık Zafer Tunaya Sk. 11/6 Gümüşsuyu Beyoğlu
Istanbul
34427

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Notos posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Notos:

Share

Category