DBY YAYINLARI

DBY YAYINLARI “Dün”den öğrendiklerinle “Bugün”ü yaşamak “Yarın”ları aydınlatır. Bu minvalde, DBY Yayınları da üzerine düşen görevi gereğiyle yapma gayretindedir.

2010 yılında yayın hayatına başlayan DBY Yayınları, kısa zaman içinde neşrettiği seçkin eserler ve bu eserleri neşrederken gösterdiği ihtimamla, bu alana meraklı okuyucu kitlesinin özlem duyduğu kalitede bir yayınevi olmuştur. Bilhassa konuyla alâkalı olarak tarih alanında basılmış eserlerde, uzun yıllardır ihmal edilen aslına sâdık kalma prensibini misyon edinmiştir. Her basılan kitapla hem okuyu

cunun bilgiye olan merakının giderilmesi, hem de geleceğin araştırmacılarına değerli kaynaklar bırakabilme gayreti takdirle karşılanmaktadır. Yayıncılar bu işi yaparken bilirler ki geçmişin kültür birikimiyle gelecek arasında okura köprü olmak gibi bir sorumluluk yüklenilmelidir. Bünyesine kattığı değerli araştırmacı ve yazarlarla birlikte geçmişin dehlizlerinde sırlanmış hazineleri geleceğe doğru taşıyıp, okuru aydınlatarak bu büyük hizmetine devam etmektedir. Yurdumuzun dünya milletleri arasında nâdir rastlanan zengin bir kültüre sâhip olması bizim için bir avantaj gibi görünse de, o büyük zenginliğe öncelikle sâhip çıkıp koruyabilmek, sonra da gelecek nesillere aktarabilmek çok önemli bir meseledir. İşte DBY Yayınları olarak başlatılan bu kültür hizmeti, geçmişin zenginliği sayılan ilmî birikimi ayakta tutmak adına çok önemli bir mücadeledir. Gerek Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine aktarılarak yapılan yayınlarla, gerekse yeni telif eserlerle yayın faaliyetlerine devam etmektedir. Türkiye’de, tarih, felsefe, siyaset, edebiyat, araştırma-inceleme, hatıra ve çeşitli düşünce alanlarında zihinlerde yer edici bir değer bırakabilme arzusuyla yayın yolculuğuna ilk günkü şevk ve hassasiyetiyle devam etmektedir. Ayrıca neşrettiği eserlerde dışarıdan yeni müdahaleler yapılarak farklı bir görüntü ortaya çıkmasına neden olabilecek her türlü etkiden kaçınarak objektif kalmayı tercih etmiştir. Bundan mütevellit DBY -‘dün’den öğrendiklerimizle ‘bugün’ü yaşamak ‘yarın’larımızı aydınlatır- sloganıyla geleceğe ışık tutmayı hedeflemektedir. Zaten yayınevine “D”ün “B”ugün “Y”arın olarak seçilen kelimelerle de bu vurguya dikkat çekilmiştir. DBY Yayınları bu misyonundan güç alarak ve okurlarına karşı sorumluluğunu da unutmadan kültür hayatımıza yeni, seçkin ve değerli eserler kazandırmaya devam etmektedir.

★ Yeni kitap 📢📚 Yol, Şehir ve İnsan✍️ Eşref Nas📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/yol-sehir-ve-insan🔍İç sayfa ...
25/05/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 Yol, Şehir ve İnsan
✍️ Eşref Nas
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/yol-sehir-ve-insan
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/614

Diyarbakır’dan çıkıp Bingöl’ün serin sularına, Erzurum’un vakur duruşuna, Tortum Şelalesi’nin uğultusuna, Yusufeli’nin bitmeyen tünellerine, Artvin’in sisli dağlarına, Şavşat’ın Efkâr Tepesi’ne, Ardahan’dan kadim Kars Kalesi’ne, Iğdır’dan Doğubayazıt’taki Ahmed-i Hânî’nin gönül mirasına, Van Gölü’nün kızıllığına ve Muş ovalarına uzanan uzun bir iç yolculuk…

Bu kitap, şehirlerin yalnızca taş ve manzaradan ibaret olmadığını, her mekânın insan ruhunda başka bir kapı araladığını anlatıyor:

Murat Nehri kıyısında acının anlamını sorgulayan bir kalp…
Erzurum Ulu Camii’nin gölgesinde sarsılmaz değerlerine tutunmaya çalışan bir kul…
Çifte Minareli Medrese’nin taşlarında geçmişin hikmetini arayan bir ruh…
Yusufeli tünellerinin yapay karanlığında kendi iç sesiyle yüzleşen bir zihin…
Artvin’in yeşil yamaçlarında merhameti yeniden hatırlayan bir vicdan…
Van yollarında hayatın bir imtihan olduğunu tefekkür eden bir akıl…
Yol, Şehir ve İnsan, modern dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsünden ve hızından kaçıp, insanın kendi kalbine, özüne dönme çabasının edebi bir vesikasıdır. Bu kitap; acının, umudun, şefkatin ve insan olmanın o kırılgan ama asil ağırlığının samimi bir yol arkadaşlığıdır.

Öyle yollar vardır ki insanı bir coğrafyadan diğerine değil, doğrudan kendi saklı hakikatine götürür. Yazar, tam da bu yüzden, dünyayı saran tüm kötülüklere ve kaosa rağmen kalbinizi bir kıble gibi temiz, berrak ve istikamet üzere tutmaya davet ediyor.

★ Yeni kitap 📢📚 Semâ‘-hâne-i Edeb: Gelibolu Mevlevîhânesi’ni Ziyâret✍️ Müellif: Alî Enver📝 Hazırlayan: İpek Karaltı📝 Edi...
20/05/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 Semâ‘-hâne-i Edeb: Gelibolu Mevlevîhânesi’ni Ziyâret
✍️ Müellif: Alî Enver
📝 Hazırlayan: İpek Karaltı
📝 Editör: Fatih Odunkıran
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/sema-hane-i-edeb-gelibolu-mevlevihanesi-ni-ziyaret
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/612

Alî Enver, XIX. yüzyılın ikinci yarısından XX. yüzyılın ilk yarısına kadar yaşamış son asır Osmanlı nâip ve ediplerindendir. Onun adını unutulmaktan kurtarıp günümüze taşıyan yegâne eseri ise Semâ‘-hâne-i Edeb isimli şu‘arâ tezkiresidir. Bu çalışmaya konu edilen ve içerisinde yüz doksan bir Mevlevî şairin hâl tercemesi ile şiirlerini barındıran tezkire, Esrâr Dede’nin XVIII. yüzyılın sonlarında kaleme aldığı Tezkire-i Şu‘arâ-yı Mevleviyye adlı eserinin daha sade bir dil ve üslûp üzere özetlenmiş hâli olmakla ma‘rûfdur.

Bir giriş ve dört bölüm şeklinde tertip edilen bu çalışmada, Semâ‘-hâne-i Edeb transkripsiyon alfabesine aktarılmış ve muhtevası incelenerek Esrâr Dede Tezkiresi’nin muhtasarı olması haricindeki değeri ve konumu ortaya konmuştur. Ayrıca yazarın hayatı, eserleri ve edebî şahsiyeti hakkında da detaylı bilgiler verilerek gerek Alî Enver gerek Semâ‘-hâne-i Edeb üzerine yapılacak çalışmalar için araştırmacıların istifadesine sunulmuştur.

★ Yeni kitap 📢📚 Delâilü’l-Hayrâtlarda Minyatür✍️ Semra Güler Mercan (Doç. Dr.)📝 Editör: Hicabi Gülgen (Prof. Dr.)📍 Detay...
18/05/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 Delâilü’l-Hayrâtlarda Minyatür
✍️ Semra Güler Mercan (Doç. Dr.)
📝 Editör: Hicabi Gülgen (Prof. Dr.)
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/delailu-l-hayratlarda-minyatur
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/613

Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî tarafından tertip edilen Delâilü’l-Hayrât ve Şevâriku’l-Envâr isimli eser, Fas’tan Malezya’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılarak en çok okunan dua kitaplarının başında gelmektedir. Yalnızca Cezûliyye tarikatının müridleri tarafından değil, aynı zamanda diğer tarikatlar hatta hiçbir tarikata mensup olmayan Müslümanlar tarafından da okunmasının ardındaki sebep, hiç kuşkusuz Hz. Peygamber’e (sav) olan yoğun muhabbettir. Bu eserin el yazması nüshaları içinde yer alan minyatürler, bu çalışmanın ana konusudur. Türkiye Kütüphaneleriyle sınırlandırılmış olmasına rağmen diğer ülkelerdeki nüshalarla da olabildiğince karşılaştırma yapılmaya ve farklılıklar ortaya konmaya çalışılmıştır. En nihayetinde bu minyatürlerin ne şekilde gelişme ve farklılık gösterdiği, hangi aşamalardan geçtiğini takip etmek aslında İslâm medeniyetini de idrak etmek demektir.

Türkiye Kütüphanelerindeki Delâilü’l-Hayrât içindeki minyatürlerin yüzyıllara göre nasıl dağılım ve gelişim gösterdiğini anlamak, Osmanlı minyatür sanatının nasıl bir süreç geçirdiğini izlememiz adına önemlidir. Aynı zamanda tarihî belge niteliği taşıyan bu tasvirler, Osmanlı Devleti’nin Harameyn’e yaptığı hizmetleri de görme imkânı sağlaması bakımından ayrı bir öneme sahiptir.

★ Yeni kitap 📢📚 İslam Felsefesinde Başlangıç Sorunu ‘Bulanık Varlık: İnniyet ve Vücud’✍️ İrfan Görkaş (Prof. Dr.)📝 Editö...
15/05/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 İslam Felsefesinde Başlangıç Sorunu ‘Bulanık Varlık: İnniyet ve Vücud’
✍️ İrfan Görkaş (Prof. Dr.)
📝 Editör: Hüseyin Nejdet Ertuğ (Prof. Dr.)
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/islam-felsefesinde-baslangic-sorunu
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/611

İslam felsefesi, kökenindeki kurucu kavramlarla bugün ne kadar bağdaşıyor? Prof. Dr. İrfan Görkaş, “İslam Felsefesinde Başlangıç Sorunu: Bulanık Varlık, İnniyet ve Vücud” adlı bu derinlikli çalışmasında, felsefi düşüncenin en temel meselesine, “varlık” kavramına odaklanıyor. Yunancadan Arapçaya, oradan Batı dillerine ve Türkçeye uzanan tarihsel süreçte; estin, inniyet, vücud ve var kavramlarının nasıl bir anlam kaymasına uğradığını, felsefenin başlangıcındaki o “bulanıklığın” izini sürerek ortaya koyuyor.
Eser, Farabi’nin metafizik inşasından Tanzimat sonrası felsefi kırılmalara, Hilmi Ziya Ülken ve Nurettin Topçu gibi çağdaş Türk düşünürlerinden klasik dönemin hikmet dolu dünyasına uzanan geniş bir ufuk sunuyor. Hacı Bektaş Veli’den Ümmi Sinan ve Alaaddin Gaybi’ye kadar Türkçenin özgün varlık algısını analiz eden Görkaş; “Var” ve “Varlık” arasındaki ontolojik farkı, dilin imkanlarıyla yeniden tanımlıyor.
Bu çalışma, sadece bir terminoloji arkeolojisi değil, aynı zamanda Türkçenin felsefe dili olarak imkanlarını hatırlatan bir hakikat arayışıdır. İslam düşünce tarihini ve Türk tefekkür dünyasını yeniden düşünmek isteyen okurlar için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı.

★ Yeni kitap 📢📚 Bâkî Divanı’nda Aidiyet ve Metin Hataları✍️ Hasan Kaplan📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/bak...
13/05/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 Bâkî Divanı’nda Aidiyet ve Metin Hataları
✍️ Hasan Kaplan
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/baki-divani-nda-aidiyet-ve-metin-hatalari
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/610

Osmanlı yazma eser kültürü; müellif, müstensih ve mürettiplerin alışkanlıkları ve tasarrufları neticesinde şekillenen, çok katmanlı bir yapı sunar. Edebiyat tarihine kaynaklık edecek bir metnin doğru okunması ve aktarılması kadar hayati, ancak bir o kadar göz ardı edilen temel mesele; metnin gerçek müellifine aidiyetidir. Zira sağlıklı bir edebiyat tarihi ve isabetli bir üslup incelemesi, ancak aidiyeti kesinleşmiş metinler üzerinden inşa edilebilir. Şaire ait olmayan şiirlerin divan neşirlerine dâhil edilmesi, o şairin poetikası ve edebî şahsiyeti hakkında yapılacak tüm değerlendirmelerin hatalı bir zemine oturmasına yol açmaktadır.

Bu çalışma, klasik Türk edebiyatında metin neşri pratiklerini metodolojik bir eleştiriye tâbi tutarak şiir aidiyeti meselesini klasik şiirin zirve ismi Bâkî odağında sorgulamakta; Bâkî’nin divan nüshalarına ve mecmualara sızan, ona atfedilmesine rağmen aslında başka kalemlerden çıkan metinlerin izini sürmektedir. Bâkî’nin gerek çağdaşlarıyla kurduğu yoğun edebî münasebetler gerekse şiirlerinin geniş bir coğrafyada gördüğü rağbet, zamanla sistematik bir aidiyet karmaşasına sebebiyet vermiştir.

Elinizdeki eser, yalnızca yanlış isnatları tespit etmekle yetinmemekte; bu hataların hangi yazma kültürü pratikleri, hangi müstensih tercihleri, üslup benzerlikleri veya mahlas imlasındaki yakınlıklar neticesinde ortaya çıktığını analitik bir eleştiriden geçirmektedir. Şiir mecmualarından şuara tezkirelerine, en nadir yazma nüshalardan modern neşirlere kadar geniş bir sahada yürütülen bu araştırma; vezin, kafiye, üslup ve muhteva gibi somut ölçütlerle şüpheli kayıtları ele almaktadır.

Netice itibariyle Bâkî külliyatı etrafında zamanla oluşan isnat karmaşasını somut verilerle çözümleyen bu çalışma; metin neşri pratiklerini metodolojik bir süzgeçten geçirerek, sağlıklı bir edebiyat tarihinin ancak aidiyeti tescil edilmiş metinler üzerinden inşa edilebileceğini Bâkî örneğiyle somutlaştırmaktadır.

"Bu devr içinde benem pâdişâh-ı mülk-i suhan" 🖋️ Sultanü'ş-Şuarâ Bâkî 500 yaşında! 2026 UNESCO Bâkî Yılı vesilesiyle, bu...
09/05/2026

"Bu devr içinde benem pâdişâh-ı mülk-i suhan" 🖋️
Sultanü'ş-Şuarâ Bâkî 500 yaşında! 2026 UNESCO Bâkî Yılı vesilesiyle, bugüne kadar yayımladığımız ve büyük şairin eşsiz dünyasına ışık tutan eserlerden oluşan Bâkî kitaplığımızı keşfedin:
👉 https://www.dby.com.tr/tag/baki.html

★ Yeni kitap 📢📚 Halikarnas Balıkçısı’nın Akdeniz’i✍️ Demet Sustam Öztürk📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/hal...
08/05/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 Halikarnas Balıkçısı’nın Akdeniz’i
✍️ Demet Sustam Öztürk
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/halikarnas-balikcisi-nin-akdeniz-i
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/609

Bir coğrafya terimi olmasının yanı sıra kültürel bir etki alanını da işaret eden Akdeniz bu yönüyle edebiyat metinlerine sınırsız yazınsal malzeme sunar. Türk edebiyatında Akdeniz’i kimliği, kültürü, mitolojisi, doğası ve içinde yaşayan insanlara sunduğu duyuş imkânlarıyla bir bütün olarak içselleştiren ve yapıtlarının merkezine yerleştiren isim Halikarnas Balıkçısı’dır. İstiklal Mahkemesi kararıyla Bodrum’a sürüldüğü 1925 yılından itibaren yaşam coğrafyası haline getirdiği Akdeniz onun için bir sembolik yeniden doğuş/öze dönüş mekânını temsil eder. Bu coğrafya ile bütünleştiği andan itibaren Balıkçı “evet” demeye yatkın kişiliği, Dionisyak meşrebi ve açıklıkları özleyen ruhu ile Akdenizli insanın prototipi haline gelir. Yazar, “Altıncı Kıta” diye adlandırıp uygarlığın beşiği olarak tanımladığı Akdeniz’de iklimin ve denizin insanlara ortak bir algı ve davranış biçimi kazandırdığı iddiasındadır. Bu iddiada Anadolu ve onun Arşipel kıyıları, Akdeniz uygarlıkları içerisinde ön plana çıkarılır. Özünü lirik poetikadan alan eserleri doğaya uyanış, yolculuk ve meçhul diyara ulaşma arzusu gibi izlekleri, düşsel varlıkların ve şiirsel bir dilin eşlik ettiği üslubuyla Akdeniz söylemini Türk edebiyatına taşır. Arşipel ise Akdeniz medeniyetinin nüvesi ve Balıkçı’nın estetize edilmiş yaşam coğrafyası olarak eserlerde flora ve faunasıyla birlikte öncelenir. Bu kitapta yaşadığı coğrafyayla özdeşleşmiş bir yazar olarak Balıkçı’nın yaşamı ve edebiyatı arasındaki bağlantılar, Akdeniz kavramı etrafında ele alınacağı gibi her biri büyük bir anlatının parçaları niteliğindeki eserleri aracılığıyla Türk edebiyatında Akdenizli bir söylemin varlığı da tartışmaya açılacaktır.

★ Yeni kitap 📢📚 Bâkî: Azledilen Bürokratın Duygu ve Düşünceleri✍️ Kaplan Üstüner 📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.c...
03/05/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 Bâkî: Azledilen Bürokratın Duygu ve Düşünceleri
✍️ Kaplan Üstüner
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/baki-azledilen-burokratin-duygu-ve-dusunceleri
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/607

Bâkî (1526-1600), devletin en yüksek kademelerinde yıllarca görev yapmış, çeşitli lütuf ve ihsanlara mazhar olmuş, ikbali de idbarı da görmüş usta bir şairdir. 1564 yılında başlayan memuriyet hayatında toplam 17 yıl 1 ay çeşitli görevlerde bulunurken 10 yıllık da bir mazuliyet yaşamış; 17 defa atanmış, 6 defa da görevinden azledilmiştir. Hayatının önemli bir kısmını bürokrasideki görevinden uzakta geçiren şair, duygu ve düşüncelerini Divan’ına yansıtmıştır. Edebî eserin bir bütün olduğu ve onu meydana getiren sanatkârın iç âlemine ışık tuttuğu bilinmektedir. Bâkî, özellikle hikemî ve eleştiri nitelikli şiirlerinde, azilleri neticesinde yaşadığı duygu ve düşüncelerini doğrudan ya da dolaylı olarak dile getirmiştir. Doğumunun 500. yıldönümünde hazırlanan bu mütevazı eserle Bâkî’nin azil zamanlarında yaşadığı duygu ve düşüncelerine tercüman olunmaya çalışıldı.

★ Yeni kitap 📢📚 Güzelliğin Ötesi: Estetik Felsefede Çirkinlik Olgusu✍️ Gonca Uncu📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.c...
02/05/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 Güzelliğin Ötesi: Estetik Felsefede Çirkinlik Olgusu
✍️ Gonca Uncu
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/guzelligin-otesi-estetik-felsefede-cirkinlik-olgusu
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/608

Sanat, yalnızca “güzel” olanın bir yansıması mıdır? Estetiğin özü sayılan kusursuzluk arayışı, tarihsel süreçte nasıl oldu da çirkinin, iğrencin ve sıradanın temsiline evrildi?

Bu çalışma, insanın en destansı serüveni olan benlik arayışına, sanatın “öteki” yüzü üzerinden ışık tutuyor. Umberto Eco’nun ontolojik derinliğinden ilham alan eser; okuru Antik Yunan’ın matematiksel idealizminden modernizmin kuralları yıkan avangard tavrına, Rönesans’ın hümanist estetiğinden günümüzün dijital kaosuna uzanan kışkırtıcı bir yolculuğa davet ediyor.

Kitap, iki ana eksen üzerinde şekilleniyor: İlk bölüm, estetik felsefenin doğuşunu, Platon ve Aristoteles’ten Immanuel Kant’a uzanan “güzel” idesinin evrimini ele alırken; ikinci bölüm, sanatın güzellik tekelinden kurtularak çirkini, abjekt (iğrenç) olanı ve kitsch’i nasıl kucakladığını inceliyor.

Kitapta şu temel sorulara cevap bulacaksınız:

Sanata yalnızca “güzel” olan mı konu olur?
Marcel Duchamp’ın pisuarından Piero Manzoni’nin konservelerine uzanan süreçte “anti-estetik” tavır, yüksek sanatı nasıl dönüştürdü?
Dijital kültürde algoritmalarla şekillenen “beğeni” rejimleri ve sosyal medyanın yarattığı estetik şiddet, beden algımızı nasıl etkiliyor?
Kitsch kavramı, popüler kültürün ve kapitalist üretim mantığının bir parçası olarak estetik yargının krizini mi temsil ediyor?
Güzelliğin Ötesi, yalnızca sanat tarihine ilgi duyanlar için değil; modern dünyanın karmaşasında estetik değerlerin nasıl birer ideolojik aygıta dönüştüğünü anlamak isteyen her okur için rehber niteliğinde bir eser.

★ Yeni kitap 📢📚 Şerh-i Mu‘ammeyât-ı Cem Sultân📝 Ekrem Bektaş - Salih Çetin📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/s...
20/04/2026

★ Yeni kitap 📢
📚 Şerh-i Mu‘ammeyât-ı Cem Sultân
📝 Ekrem Bektaş - Salih Çetin
📍 Detaylı bilgi için: https://www.dby.com.tr/serh-i-mu-ammeyat-i-cem-sultan
🔍İç sayfa görüntüleri: https://www.dby.com.tr/doc/604

Sırrın ve kederin harfleri: Şerh-i Mu‘ammeyât-ı Cem Sultân

Osmanlı tarihinin en hüzünlü şehzadesi Cem Sultan, sürgünle geçen ömrünün ıstırabını ve zekâsını harflerin estetiğine nakşetmiştir. Türk edebiyatında muamma sanatının 15. yüzyıldaki en üretken temsilcisi olan Sultan, kelimelerin ardına gizlediği isimlerle hem bir zekâ oyunu sergilemiş hem de gönül dünyasının kapılarını aralamıştır.

Çokdur egerçi ‘âşık-ı sâdık cihânda lîk
Çekmekde Cem gibi gamunı kimse görmedüm

diyerek kederini muammalaştıran şairin bu yönü, elinizdeki çalışmaya kadar büyük ölçüde karanlıkta kalmıştır. Şerh-i Mu‘ammeyât-ı Cem Sultân, bugüne değin müstakil bir ilmî çalışmaya konu olmamış, bu sebeple Sultan’ın önemli sayıda muamması literatürde yer almamıştır.

Bu çalışma, eserin tenkitli metnini ortaya koyarak Cem Sultan’ın bilinmeyen 223 muammasını ilk kez gün yüzüne çıkarıyor. Toplamda 336 muamma ve çözüm yöntemini içeren bu eser, klasik edebiyatın en girift sanatlarından birini şehzadenin dünyası üzerinden ilim âlemine kazandırıyor. Bir ismin; ebcet, teşbih ve çeşitli harf oyunlarıyla bir beyit içerisine nasıl ustalıkla gizlendiğine tanıklık edeceğiniz bu kitap, araştırmacılar için temel bir kaynak niteliğindedir.

Address

Hobyar Mah. Ankara Caddesi No: 21/4 Eminönü
Istanbul
34110

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Telephone

+902125269806

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when DBY YAYINLARI posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to DBY YAYINLARI:

Share