04/02/2026
İKİLEM
Roman; Anadolu coğrafyasından şu ya da bu nedenle yola çıkmış ve kendini Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde bulmuş herhangi bir bireyin "Alaz” nezdinde incelikli anlatısıdır.
Kitabın hikâyesi; duyargaları körelmiş mekanik insanla, insani değerlerin vazgeçilmezliğinin çatışması üzerine kurgulanmış gibi görünse de anlatıda insanî değerlerin her koşulda öne çıkması metni ayrıca değerli kılıyor.
M. Zewal Doğan’ın hikâyeyi kurgulayış biçimi ve anlatısındaki akıcılık okumayı da keyifli hale getiriyor.
ALEVİ İNANCI
Anadolu'nun zengin inanış biçimlerinden biri olan Alevilik üzerine yazılan, söylenen, anlatılan çoğu şeyin genellikle tevatürden ibaret söylenceler olduğundan yola çıkan yazar; okurunu, bu inanış biçiminin bilimsel ve tarihsel temellerine dair bir yolculuğa çıkarıyor.
Her kültür, her felsefe, her inanış, tarihsel, felsefi ve kültürel temellerinden koparıldığında deformasyona uğrar zayıf düşer, bu zaaf bağlılarının zihninde derin uçurumlar yaratır. Bundan yola çıkarak, Aleviliğin Kültürel, tarihsel ve felsefi bağlarını, bu inanç sisteminden uzaklaştırmadan ortaya koymak zorunludur. Kitap; Aleviliği bir olgu, bir inanış biçimi, bir tarihsel değerler bütünü olarak kabul ediyor ve bilimsel temellerine dair veriler sunuyor.
TÖRENİN KARA GÖLGESİ
"...Davut sustu. Hırsını içine hapsedercesine derin bir nefes çekti. Khalil'in söylediklerini gayet iyi anlıyordu aslında, Ama yine de bu gidişata sessiz kalabilmeyi yediremiyordu kendisine. Bütün dinlere, inançlara saygılıydı o. Sahiden de kim, neye inanıyorsa inansın doğru dürüst inanan kimselerin ibadetlerine son derece saygılı olduğunu her fırsatta söylüyordu. Ancak, piyasadaki din öğretisine ve kutsal kitapların yanlış tercümesine ve hatta yanlış icrasına tahammül edemiyordu. Fakat anlatamıyordu kimselere bunu, o başka. Onca genç kadının, kızın günahından sonra cennete yolculuk etmek ha! "