06/08/2026
İstanbul Çin konsolosluğu Uygur Türklerini Fişlemek İçin Tuzak kuruyor.
İstanbul Çin konsolosluğu ve İş birlikçilerinin “Mahallenizde Hizmet” Etkinliği adı altında Uygurları Fişleme girişiminde bulunması tepki çekti.
Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğunun, 7 Ağustos 2026 Cuma günü İBB Dr. Enver Ören Kültür Merkezi’nde düzenleyeceğini duyurduğu konsolosluk etkinliği, Türkiye’de yaşayan Uygur Türkleri arasında ciddi güvenlik ve mahremiyet endişelerine yol açtı.
Daha önce Uygur Türklerine hiç sunulmayan ve zorlaştırıldığı ve mimlenme nedeni olduğu şikayetlerine konu olan “Konsolosluk Hizmetleri Yakınınızda, Hizmetler Mahallenizde” başlığıyla ilan edilen programda; pasaport yenileme, vatandaşlık işlemleri, emeklilik ve bekârlık beyanı gibi rutin konsolosluk hizmetlerinin sunulacağı, ayrıca Çin’e yapılacak aile ziyaretleri ve yaz kampları için danışma ve kayıt masalarının oluşturulacağı belirtiliyor.
Ancak Doğu Türkistan diasporası temsilcileri, etkinliğin yalnızca sıradan bir konsolosluk hizmeti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Uygur çevreleri, başvuru sırasında toplanabilecek kimlik, ikamet, iletişim, aile bağı ve biyometrik bilgilerin Çin makamlarının takip ve baskı mekanizmalarında kullanılabileceğinden endişe ediyor.
Konsolosluk Hizmeti Kapsamında Hangi Bilgiler Toplanabilir?
Pasaport yenileme ve diğer resmî işlemler sırasında başvuru sahiplerinden genel olarak güncel adres, telefon numarası, fotoğraf, vatandaşlık durumu ve aile bilgileri gibi kişisel veriler talep edilebiliyor.
Bu işlemler sıradan konsolosluk hizmetlerinin bir parçası olsa da, Çin’in yurt dışındaki Uygurlara yönelik takip ve baskı uygulamalarına ilişkin uluslararası raporlar, söz konusu bilgilerin güvenliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.
İnsan hakları araştırmalarında, Çin yönetiminin yurt dışında yaşayan Uygurları aile üyeleri üzerinden baskı altına aldığı, kişilerin faaliyetleri ve iletişim ağları hakkında bilgi toplamaya çalıştığı, tehdit ve yıldırma yöntemlerine başvurduğu belgeleniyor.
Bu nedenle diaspora temsilcileri, başvuru sahiplerinin hangi bilgileri paylaştıklarını, bu bilgilerin nerede saklanacağını ve kimlerle paylaşılabileceğini dikkatle değerlendirmesi gerektiğini belirtiyor.
Doğu Türkistan’daki Aileler Baskı Aracı Olarak Kullanılıyor
Çin’in ulusötesi baskı politikasında en sık gündeme gelen yöntemlerden biri, yurt dışında yaşayan Uygurların Doğu
Türkistan’daki aile üyeleri üzerinden tehdit edilmesi.
Çeşitli insan hakları raporlarında, yurt dışındaki aktivistlerin, gazetecilerin ve sıradan Uygurların susturulması amacıyla ailelerinin sorgulandığı, iletişim kurmalarının engellendiği veya yakınları üzerinden baskıya maruz bırakıldığı vakalara yer veriliyor.
Bu tablo, Türkiye’de ikamet eden Uygurların güncel adresleri, aile ilişkileri ve iletişim bilgilerinin Çin makamlarının eline geçmesi halinde nasıl kullanılabileceği sorusunu gündeme taşıyor.
Aile Ziyaretleri ve Yaz Kampları tuzağı
Etkinlikte son 10 yıldır aileleriyle görüşememekten mustarip Uygur Türklerine Çin’e aile ziyareti ve yaz kampları konusunda kayıt alınacağının belirtilmesi de endişeleri artıran başlıklardan biri oldu.
Çin yönetimi son yıllarda yurt dışındaki bazı Uygurların kontrollü şekilde Doğu Türkistan’a götürüldüğü ziyaretleri, bölgede hayatın normal olduğu yönündeki propaganda faaliyetlerinde kullanıyor.
Diaspora çevreleri ise bu ziyaretlerin özgür ve bağımsız seyahatler olmadığını; katılımcıların seçildiğini, ziyaret güzergâhlarının önceden belirlendiğini ve dönüşte Çin’in resmî anlatısını destekleyen açıklamalar yapmalarının beklenebildiğini savunuyor.
Bu nedenle “aile ziyareti” ve “yaz kampı” adı altında yapılacak kayıtların yalnızca seyahat başvurusu olarak değil, kişilerin ve aile bağlarının tespit edilmesini sağlayabilecek bir veri toplama süreci olarak da değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Oysa “Türkiye ile Yapılan Ticaretin veya diğer şeyler suç gerekçesi”
Bilindiği üzere son dönemde kamuoyuna yansıyan bazı vakalarda, Türk dizisi izlediği için tutuklanan Sanatçılar, Türkiye’deki yakınlarına mal gönderen veya Türkiye ile ticari bağlantı kuran Uygurların Çin makamlarınca sorgulandığı ve “terörizme destek” şüphesiyle hedef alınıyor.
Bu vakalar, sıradan ticaret, para transferi veya aile yardımlaşması gibi faaliyetlerin dahi güvenlik suçlamalarına dönüştürülebileceği endişesini güçlendiriyor.
Dolayısıyla konsolosluk etkinliğinde sunulacak hizmetlerin kapsamı kadar, başvuru sahiplerinden alınacak bilgilerin hangi amaçlarla kullanılacağı da açıklığa kavuşturulması gereken temel konular arasında yer alıyor.
Çok Katmanlı Takip Endişesi
Doğu Türkistan Diasporası, söz konusu etkinliği Çin’in Türkiye’deki diaspora üzerindeki daha geniş takip ve etki faaliyetlerinden bağımsız görmüyor.
Geçmişte protesto gösterilerinde Uygurların görüntülenmesi, sosyal medya faaliyetlerinin takip edilmesi, Çin’deki yakınlar üzerinden mesaj gönderilmesi ve bazı kişilerin Çin’e dönmeye teşvik edilmesi gibi iddialar gündeme gelmişti.
Bu bağlamda “konsolosluk ayağınıza geliyor” yaklaşımı, bazı çevreler tarafından hizmetlerin kolaylaştırılmasından ziyade diaspora ile doğrudan temas kurulması ve kişisel kayıtların güncellenmesi girişimi olarak yorumlanıyor.
İstiqlal TV Türkçe Yayın Koordinatörü Muhammed Ali ATAYURT, “Çin yönetimi, İstanbul’un göbeğinde birkaç konsolosluk masası kurup “Uygurlar mutlu, zulüm yok, her şey normal” görüntüsü üretmeye çalışabilir. Prof. Dr. Erkin Emet Hocamın da dediği gibi bu, Türkiye'de yaşayan Uygur Türklerini tuzağa düşürmeye yönelik geleneksel bir Çin hilesidir. Fakat masa üzerine konulan broşürler; kampları, kayıp aileleri, keyfî tutuklamaları ve yıllardır birbirinden koparılan insanları ortadan kaldıramaz.
Dünya kamuoyu Çin’i Uygurlara karşı kitlesel gözaltı, zorla çalıştırma, dinî ve kültürel baskı ile sınır aşan sindirme uygulamaları nedeniyle sorgularken, Pekin Türkiye’de birkaç ismi konuşturup bütün bu suçlamaları bir “yanlış anlaşılma” gibi göstermeye çalışıyor. Çin’in hazırladığı metni sorgulamadan tekrarlayan, kendisine gösterilen vitrini hakikat diye sunan kalemler gazetecilik yapmış olmaz; yalnızca propaganda zincirinin Türkiye’deki halkasına dönüşür.
Doğu Türkistanlı sivil toplum kuruluşları olarak, Türkiye’de yaşayan Uygurların can güvenliği, kişisel verileri ve aile mahremiyetinin korunması için yetkili kurumlara çağrıda bulunuyoruz.
Etkinlik kapsamında hangi bilgilerin toplanacağının, bu verilerin hangi hukuk kurallarına göre işleneceğinin ve Türkiye dışına aktarılıp aktarılmayacağının açık biçimde denetlenmesini istiyoruz.
Türk Makamlarına Şeffaflık ve Güvenlik Çağrısı
Türk güvenlik ve istihbarat birimlerinin, diplomatik faaliyet sınırlarını aşabilecek takip, baskı, tehdit veya fişleme girişimlerine karşı gerekli önlemleri almasını talep ediyoruz.
Ayrıca Çin’in merhametine güvenerek geri dönenlerin, ailesini görebilmek uğruna propaganda şartlarını kabul edenlerin veya “Bana bir şey olmaz” diye düşünenlerin yaşadıkları ortadadır. Bu rejim için dün iş birliği yapan kişi, yarın şüpheli; dün davet edilen kişi, ertesi gün tutuklu olabilir. Onurlu ve Şerefli Hemşehirlerimizin Çin'in tuzağına düşmeyeceğini düşünüyorum.
Bu bağlamda Türkiye’deki özelliklede İstanbul’daki Doğu Türkistanlı STK’ların, buna gerekli tepkiyi göstereceğini biliyorum, Çin Rejiminin ne yapmak istediğini yüzüne çalacaktır elbette.” Değerlendirmesini yaptı.