01/03/2026
İYİ DOĞDUN, İYİ VARSIN METEHAN’ İYİ DOĞDUN, İYİ VARSIN METEHAN’IM
Bugün 24 Şubat…
Takvimde sıradan bir gün gibi duruyor belki ama benim için zamanın durduğu, kalbimin ilk kez başka bir kalple birlikte attığı gün… Tam 44 yıl önce, 24 Şubat akşamı, baba olduğumu öğrendiğim o an… Hayatımın yönü değişti.
1982’nin o kış gününde, seni ilk kez kucağıma aldığım anı dün gibi hatırlıyorum, Metehan’ım. Minicik ellerin avuçlarımın içinde kayboluyordu. Nefesin sıcacıktı. O an dünyada senden başka hiçbir şey yoktu sanki. Hem korkuyordum hem de tarifsiz bir hayranlık içindeydim. “Artık bir can bana emanet” demenin ağırlığı ve gururu omuzlarıma aynı anda çökmüştü.
Zaman… Ne kadar da hızlı geçiyor.
Daha dün yürümeyi öğrenirken düşüp dizini kanattığında içim sızlıyordu. Daha dün okul kapısında elimi bırakıp sınıfına koşuyordun. Şimdi ise binlerce kilometre uzakta, New York’ta kendi hayatını kurmuş, güçlü, olgun bir adam olarak duruyorsun. Gurur mu? Evet. Hem de tarifsiz. Ama bir o kadar da özlem…
Ve şimdi sen bir babasın…
Hayat bana bir kez daha aynı mucizeyi yaşattı. Azra ve İzabel… İki güzel evladınla soyumuzun, sevgimizin, dualarımızın devam ettiğini görmek tarifsiz bir mutluluk. Senin küçücük bir çocukken gözlerindeki ışığı şimdi onların gözlerinde hayal ediyorum. Demek ki sevgi böyle çoğalıyor… Bir babanın yüreğinden oğluna, oğlundan torunlarına akarak…
Aramızda okyanuslar var şimdi. Saat farkları, uzun uçuşlar, dokunamadığım mesafeler… Ama bil ki oğlum, kalpler arasında mesafe olmaz. Gece yarısı uyanıp telefona bakıyorum bazen. “İyi mi acaba?” diye içimden geçiriyorum. Mesaj yazmak istiyorum, sadece “Oğlum nasılsın?” demek için. Sonra vazgeçiyorum, saatine bakıyorum; işini bölmeyeyim diye. İşte babalık böyle bir şey… Sessiz, görünmez ama hiç dinmeyen bir sevgi.
Zor günlerimiz de oldu… Hastalandığında, uzakta olduğunu bilmek yüreğimi kor gibi yakmıştı. Elimi uzatıp omzuna koyamamak, başını okşayamamak… Bir babanın yaşayabileceği en ağır çaresizliklerden biri bu. Ama çok şükür, her imtihandan güçlenerek çıktın. Dualarım hep seninleydi, hâlâ da öyle.
Bugün 44 yaşındasın.
Ama benim için hâlâ ilk göz ağrım, ilk heyecanım, ilk “baba” deyişimsin.
Canım oğlum,