Kitap Yayınevi

Kitap Yayınevi Kitap Yayınevi Mayıs 2006’da Avrupa Birliği/Ramses II programı çerçevesinde oluşturulan Beşeri ve Sosyal Bilimler Ağına Türkiye’den üye kabul edildi.

Yayın Yönetimi : Çağatay Anadol
Tanıtım ve Halkla İlişkiler : Fatma Füsun Kiper
Satış-Pazarlama : Güngör Tekgümüş
Kitap Tasarımı : Yetkin Başarır/ BEK Tasarım
Tel : (212) 294 65 55
Faks : (212) 294 65 56
Mobil : (533) 340 94 46
e-mail : [email protected]
web adresi : ww

w.kitapyayinevi.com

Kitap Yayınevi Eylül 2002’de Çağatay Anadol, Füsun Kiper ve Lokman Şahin tarafından kuruldu. Popüler-akademik nitelikteki kitaplarını Tarih ve Coğrafya, İnsan ve Toplum, Doğa ve Bilim, Anı ve Yaşam, Sahaftan Seçmeler, Başvuru Kitaplığı adlı diziler altında yayınlıyor. Eserlerini yayınladığı önemli tarihçiler arasında Suraiya Faroqhi, Ahmet Yaşar Ocak, Peter Burke, Carlo Cipolla, Carter Findley, Reşat Kasaba, Hakan Özoğul, Mary Işın, Marianna Yerasimos, Charles King var. Osmanlı coğrafyasına ilişkin seyahatnameleri Türkçeye kazandırmaya önem veren yayınevi şimdiye kadar başta Stephanos Yerasimos’un editörlüğünü yaptığı Tavernier, Tournefort ve Tevenot seyahatnameleri olmak üzere bu türde birçok eser yayınladı. Bu alanda yayınladığı eserlerin sonuncusu 1802’de İstanbul’a gelen Ulrich Jasper Seetzen’in İstanbul Günlükleri ve Anadolu’da Yolculuk adlı iki ciltlik eseri. Kitap Yayınevi, doğru çeviri ve titiz editoryal çalışmaya büyük önem veriyor. 2004’te Dünya Kitap Dergisi’nin organizasyonuyla verilen “Yılın Yayınevi” ödülünü aldı. Kitap Yayınevi bir yandan da Helikopter markası altında edebiyat alanına girdi. Yayınevinin bu alandaki ilkesi klasikleşmiş yazarların eserlerini iyi çevirilerle okurlara aktarmak. Helikopter’in eserlerini yayınladığı yazarlar arasında Shakespeare, Echenoz, Turgenyev, Dostoyevski, Yourcenar, Hawthorne, Gogol, Levi, Vittorini, Tolstoy, Maurois, Stendhal var. Online sipariş için tıklayınız: http://kitapyayinevi.com/

Yazar adı:  Seza PakerEditör:  Ali AkayTasarım:  Vahit TunaDil:  TürkçeYayınevi: MasaBasım Tarihi: 2015Sayfa Sayısı: 192...
05/06/2026

Yazar adı: Seza Paker
Editör: Ali Akay
Tasarım: Vahit Tuna
Dil: Türkçe
Yayınevi: Masa
Basım Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 192
Kitap Boyutları: 16,5 x 22 cm

https://www.kitapyayinevi.com/urun/refleksif-akiskanliklar

Seza Paker üzerine bu kitabı ele aldığımda, önce onun minör meselesine nasıl yaklaştığına bakmak gerekecek diye düşünmekteydim: Dili majör halinden alıp, minörleştiriyor ve bu şekilde yersizyurdsuzlaştırıyor. Bu benim bakış açım olacak. Ayrıca, onun belgesel eserleri bu kitabın konuları arasındadır. “İsimsiz” olarak adlandırılan kurgu-belgesel eserlerinde sanatçının sıklıkla vurguladığı, özellikle başlıklardır. “İsimsiz” olarak kullandığı başlıkları hep parantezlerle açmakta ve tekrar açmakta. Bunların genişleye genişleye ilerlemekte olduğunu görmekteyiz. Bir enigma gibi işleyen başlıklar Seza Paker’in refleksif akışkanlığının bir parçasıdır.

XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 1940-2000Çevirmen:  Ayla Ortaç / Şirin TekeliEditör:  Çağatay AnadolTasarım:  Erka...
15/05/2026

XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 1940-2000
Çevirmen: Ayla Ortaç / Şirin Tekeli
Editör: Çağatay Anadol
Tasarım: Erkal Yavi
Yayınevi: Masa
Cilt Bilgisi: Karton kapak
Kağıt Bilgisi: Kuşe kağıt
Basım Tarihi: 2011
Sayfa Sayısı: 96
Kitap Boyutları: 24 x 26 cm.

https://www.kitapyayinevi.com/module-365941

11 Mart-31 Temmuz 2011 tarihleri arasında Ferit Edgü küratörlüğünde santralistanbul’da gerçekleştirilen “XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı” başlıklı sergide, Papko / Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonunda bulunan, modern Türk resim sanatının önde gelen 20 sanatçısının toplamda 433 yapıtı yer aldı. Doğum tarihlerine göre sıralanacak olursa bu sanatçılar: Fahrelnissa Zeid, Fikret Muallâ, Hakkı Anlı, Abidin Dino, Ferruh Başağa, Selim Turan, Avni Arbaş, Nejad Devrim, İlhan Koman, Mübin Orhon, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Albert Bitran, Yüksel Arslan, Mehmet Güleryüz, Komet, Alaettin Aksoy, Ergin İnan, Koray Ariş.
Sergi için hazırlanan üç ciltlik ve toplam 588 sayfalık kataloğun yanı sıra, izleyicilerin daha kolay erişebileceği bir küçük katalog da hazırlanmıştı. Ferid Edgü’nün “Bir Serginin Anatomisi” başlıklı sunuş yazısını içeren karton kapaklı bu küçük sergi kataloğu 24 x 26 cm ebadında ve 96 sayfa.
***
Between March 11 and July 31, 2011, at santralistanbul, curated by Ferit Edgü, the exhibition "20 Modern Turkish Artists of the 20th Century" showcased 433 works by 20 leading figures of modern Turkish painting art from the Papko / Öner Kocabeyoğlu Collection. Listed by birthdate, these artists are: Fahrelnissa Zeid, Fikret Mualla, Hakkı Anlı, Abidin Dino, Ferruh Başağa, Selim Turan, Avni Arbaş, Nejad Devrim, İlhan Koman, Mübin Orhon, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Albert Bitran, Yüksel Arslan, Mehmet Güleryüz, Komet, Alaettin Aksoy, Ergin İnan, 3 Koray Arış.
In addition to the three-volume catalog with a total of 588 pages prepared for the exhibition, a smaller catalog was also prepared for easier access by viewers. This small exhibition catalog with a cardboard cover, which includes Ferit Edgü's introductory essay titled "The Anatomy of an Exhibition," is 24 x 26 cm in size and 96 pages.

Mahmut Akyürekli224 sayfa, 16.5 x 211. Baskı: Nisan 20112. Baskı: Ocak 2012Tarih ve Coğrafya DizisiDersim'de 1937 ve 193...
04/05/2026

Mahmut Akyürekli
224 sayfa, 16.5 x 21
1. Baskı: Nisan 2011
2. Baskı: Ocak 2012
Tarih ve Coğrafya Dizisi

Dersim'de 1937 ve 1938 yıllarında yaşanan vahim olaylar, o dönemden günümüze taşınan bir yara olarak sosyal, siyasal, psikolojik sonuçlarıyla birlikte içten içe kanamaya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara kaplı defterlerinde bilinçli olarak gözlerden ırak tutulmuş bu trajik geçmişin üzerindeki sis perdesi ise yeni yeni aralanmaya başladı. Dersim olayları ve hemen akabinde devlet eliyle bölgede kurumsallaştırılan yaptırımlar, günümüzde yoğun biçimde tartışılan Kürt ve Alevi sorunlarının tarihsel analizini yapabilmek için olmazsa olmaz ipuçlarını barındıran olgular artık. Bu vesileyle, o yıllarda yaşananların tanıklıklar ve belgeler ekseninde objektif bir bakış açısıyla araştırılması, söz konusu travmatik sürecin adamakıllı bilince çıkarılabilmesi için hayati önemde. Mahmut Akyürekli, Dersim Kürt Tedibi adlı kitabında, yakın dönemin bu en önemli meselesine bilimsel yöntemlere sadık, soğukkanlı bir yaklaşımla eğiliyor. Dersim'in "ötekileştirilmesi" sürecini adım adım betimlerken, olayların tarihsel arka planını anlaşılır kılma gayesiyle konuyu bölgenin sosyal-siyasi yapısından 1937-1938 olaylarına etki eden iç ve dış dinamiklere kadar uzanan geniş bir çerçevede ele alıyor. Raporlar, arşiv çalışmaları, döneme dair Meclis tutanakları ve olayları yaşayanların sözlü tanıklıklarını içeren kapsamlı bir araştırmanın rafine bir toplamı Dersim Kürt Tedibi. Mevzuyla ilgili akademik manada uzun yıllar boyunca süren bilgi kirliliğini, çelişkili aktarımları, araştırmacı titizliğiyle eleştirel bir elemeden geçiren Akyürekli, Dersim'e düzenlenen askeri harekâtların gelişimini, gerçekleştirilme biçimlerini ve sonuçlarını, dönemin önemli tarihsel kişiliklerini ve sosyal gruplarını da ihmal etmeden anlatıyor. Dersim Tedibi 1937-1938, 1930'lu yıllarda Dersim coğrafyasında yaşananları, sürece etki eden tarafların ve aktörlerin tümünü içeren düzlemde, objektif bir analiz çerçevesinde kavrayabilmek için faydalanılacak önemli bir başvuru kitabı.
https://kitapyayinevi.com/urun/dersim-kurt-tedibi

Sabit Bilir!20. Yüzyılda Bir Hazarfen: Sabit KaramaniSabit KaramaniEditör: Arzu Karamani PekinTasarım: Ersu Pekin176 say...
28/04/2026

Sabit Bilir!
20. Yüzyılda Bir Hazarfen: Sabit Karamani
Sabit Karamani
Editör: Arzu Karamani Pekin
Tasarım: Ersu Pekin
176 sayfa, 23,5 x 32 cm
https://www.kitapyayinevi.com/module-365941
Hezarfen, rönesans adamı... Değişik disiplinlerde, birbirinden farklı alanlarda bilgi sahibi aydın kişi... Bir eski çağ insanı... Bugünün dünyasına yabancı... Ama bir yandan da tek konuyla tatmin olamayan, çok yönlü ve yetenekli olup farklı alanlarda kendilerini yetiştirenlere, bu eski çağ insanlarını hatırlatanlara, bugün verilen isim...
1916-1993 yılları arasında İstanbul’da yaşamış olan Sabit Karamani’den bir hezarfen olarak söz edebilmemizi sağlayan radyoculuğu, fotoğrafçılığı, reklamcılığı, elektronikçiliği ve seramikçiliği üzerinden, 1940’lı yıllardan 80’li yılların sonuna kadar olan süreçteki İstanbul’a bakıyor bu kitap. Onun özel yaşamını ve üretimlerini merkeze alıyor ve kendisi gibi yaşayan bir sürü başka hezarfenin, sanatçının ve teknik adamın yaşamına dokunuyor.
“Sabit bilir!” adı onun yakın dost çevresinde yaygınlaşmış bir sözden esinlenilerek, bir anlamda onun yaşama biçiminin anlamını hatırlattığı için kondu. Çünkü meraklı Sabit Karamani her türlü teknik konudan anlar, sorunlara mutlaka bir çözüm üretirdi.
Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde 14 Mayıs-7 Haziran 2014 tarihlerinde düzenlenen “Sabit bilir! 20. yüzyılda bir hezarfen: Sabit Karamani” sergisi kitabı, 23,5 x 32 cm 176 sayfa, karton kapaklı cilt.

Svetoslav MilarovÇeviri: Hüseyin Mevsim190 sayfa, 16.5 x 211.Baskı: Nisan 2026İstanbul Zindanlarından Hatıralar (1870–18...
21/04/2026

Svetoslav Milarov
Çeviri: Hüseyin Mevsim
190 sayfa, 16.5 x 21
1.Baskı: Nisan 2026

İstanbul Zindanlarından Hatıralar (1870–1872), 19. yüzyıl İstanbul’unda siyasetin, gözetimin ve kuşkunun iç içe geçtiği bir dünyaya açılan nadir tanıklıklardan biridir. Svetoslav Milarov, henüz yirmili yaşlarının başındayken, Balkanlar’daki ihtilalci çevrelerle Osmanlı bürokrasisi arasındaki gri alanda dolaşırken tutuklanır ve iki buçuk yılını İstanbul zindanlarında geçirir. Bu kitap, yalnızca bir siyasi mahkûmun hatıratı değil; aynı zamanda imparatorluğun son döneminde gündelik hayatın, korkunun, dayanışmanın ve çelişkilerin içeriden bir portresidir. Milarov’un anlatısı, Büyük Zaptiye’den Mehterhane’ye uzanan karanlık mekânları betimlerken, hapishane duvarlarının ardında karşılaşılan insan manzaralarını da sahneye taşır: suçlular, mazlumlar, muhbirler, gardiyanlar, sıradan İstanbul halkı… Yazar, kendi kaderini merkeze almakla yetinmez; birlikte kaldığı mahkûmların hikâyelerini de anlatıya katarak Osmanlı toplumunun çok katmanlı yapısını görünür kılar. Bu yönüyle eser, bir hatırattan öte, edebi değeri yüksek bir belgesel metin niteliği taşır. Kitap boyunca okur, “hain hafiye mi, saf bir vatanperver mi?” sorusunun etrafında dolaşan bir hayatla yüzleşir. Milarov’un sade ama çarpıcı dili, siyasi entrikaların, yanlış anlaşılmaların ve geri dönüşsüz suçlamaların bir insanı nasıl öğüttüğünü gösterir. Aynı zamanda İstanbul’un gündelik yaşamına, Osmanlı adalet mekanizmasına ve Balkan entelektüel dünyasına dair eşsiz ayrıntılar sunar. İstanbul Zindanlarından Hatıralar, hem Osmanlı dünyasını içeriden tanımak isteyenler hem de Balkan tarihinin gölgede kalmış figürlerine ilgi duyan okurlar için vazgeçilmez bir metin. Bu kitap, bir dönemin vicdanını ve karanlığını, içeriden konuşan bir sesle günümüze taşır. Kitabı Bulgarcadan çevirip notlayan Prof. Dr. Hüseyin Mevsim, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Slav Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Bulgar Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında öğretim üyesidir.

https://www.kitapyayinevi.com/urun/istanbul-zindanlarindan-hatiralar-1870-1872

Lütfü Şimşek196 sayfa1.Baskı: Mayıs 20112.Baskı: Haziran 2017İnsan ve Toplum Dizisihttps://www.kitapyayinevi.com/urun/so...
10/04/2026

Lütfü Şimşek
196 sayfa
1.Baskı: Mayıs 2011
2.Baskı: Haziran 2017
İnsan ve Toplum Dizisi
https://www.kitapyayinevi.com/urun/sosyal-bilimler-ve-felsefe

Bu kitap, 19. yüzyıl Avrupa'sında toplumun "bilimsel" olarak incelenebileceği iddiasıyla kurulan sosyal bilimlerin günümüzde yaşadıkları bunalımdan hareketle sosyal bilimlerin doğası sorunu üzerine yapılmış felsefi bir tartışmadır. Çalışmamızda bu bunalımın felsefe-bilim ayrımının mutlaklaştırılmasından kaynaklandığını göstermeye çalıştık. Felsefesiz bilim yapılabileceği yanılgısına yanıt olarak, öncelikle çağdaş bilim kavramının kendisinin bir felsefe yorumu olduğunu öne sürdük. Felsefi açıdan bakıldığında çağdaş bilimler, 19. yüzyıl Avrupa'sında rasyonalist-ampirist felsefe geleneğinin pozitivist yorumu üzerinde kurulmuşlardır. Başka felsefeler de vardır ve başka bilim'ler mümkündür. Ancak, felsefeyi gereksiz bir uğraş gibi gören günümüz bilimleri felsefi temellerini eleştirel bir sorgulamanın konusu yapamadıkları için mutlaklaştırdıkları tarihsel kavramların tutsağı olmuşlardır. Sosyal bilimlerin temel probleminin felsefesizlik olduğu iddiası bu kitapta iktisat örneğinde temellendirerek felsefe-bilim ayrışmanın başladığı yerde sosyal bilimlerin de tıkandığı gösterilmektedir.

Karşılaştırmalar ve DüşündürdükleriNazan İpşiroğluTasarım: Timuçin UnanDil:  Türkçe / İngilizceKonu: Sanat tarihiYayınev...
09/04/2026

Karşılaştırmalar ve Düşündürdükleri
Nazan İpşiroğlu
Tasarım: Timuçin Unan
Dil: Türkçe / İngilizce
Konu: Sanat tarihi
Yayınevi: Masa
Cilt Bilgisi: Karton kapak
Basım Tarihi: 2015
Kitap Boyutları: 20 x 23,5 cm

Elinizdeki kitapta, çocukluğumdan başlayarak karşılaştığım kişileri ve onların bana düşündürdüklerini yazdım. Aralarında, Muhsin Ertuğrul, Haldun Taner, Nazım Hikmet gibi toplumumuzun el birliğiyle yaşattıkları olduğu gibi adı artık geçmeyenler de var. Birkaç kez görüp bir daha görmediklerim olduğu gibi, yıllarca sürecek olan dostluğa dönüşünler de… Ama burada ele aldıklarımın hepsinin benim yaşamımda etkili olduklarını söyleyebilirim.
İlişkiler iç içe geçtikleri için, bunları art arda getirmem gerekirdi. Okura kolaylık sağlar düşüncesiyle bölümlere ayırdım. Her bölümün başına o dönemle ilgili düşüncelerimi yazdım. Hocalarımı anlatırken sonradan evlendiğim İpşiroğlu’ndan fazla söz etmektense, kitaba onun kişiliğine ışık tutan bir dizi desen koymayı yeğledim. Bunların çoğu bizim ilk kez yaptığımız araştırma yolculuğunda çizdikleri.
Eşimi yitireli 30 yıl oldu. Ben onun yokluğunda onunla birlikte yürüdüğümüz yolu, onunla birlikteymiş gibi sürdürdüm. Bizim bütün çalışmalarımız sanatla, geçmişle, toplumla bir tür hesaplaşmaydı. Bu son çalışmam da doksan yıllık yaşamımla ve bu süre içinde toplumumuzla yaşadıklarımızla hesaplaşma. Konuyu kapatırken son otuz yıl içinde yaşadıklarımı geri bakışla dile getirmeye çalıştım.
https://www.kitapyayinevi.com/urun/karsilastirmalar-ve-dusundurdukleri

Ed:Yaprak Zihnioğlu, 355 sayfa, Büyük boy, özel kağıt, sert kapak, Eylül 20071908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla kısme...
02/04/2026

Ed:Yaprak Zihnioğlu, 355 sayfa, Büyük boy, özel kağıt, sert kapak, Eylül 2007

1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla kısmen özgürlükçü bir dönem başlamıştı. Bir grup genç sanatçı 1909'da Osmanlı Ressamlar Cemiyetini kurdu. Sami (Yetik), Şevket (Dağ), Hikmet (Onat), İbrahim (Çallı), Ahmet Ziya (Akbulut), Ruhi (Arel), Agah bey, Kazım bey, Ahmet İzzet, ilk heykeltıraşlarımızdan Mesrur İzzet. Daha sonra Feyhaman (Duran), Hüseyin Avni (Lifij), Murtaza, Midhat Rebii, Tomas Efendi, Müfide Kadri ve Rıfat gibi sanatçılar cemiyete katıldılar. 1911'de Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi'nin ilk sayısı yayınlandı. Kapağında "Osmanlı Ressamlar Cemiyeti" ibaresi adeta bir mühür gibi duruyordu. Ressam Şehzade Abdülmecit Efendi'nin fırçalar, paletler ve defne yapraklarıyla bezeli portresi de kapakta yer almaktaydı. Dört yılda 18 sayı yayınlanan gazetenin son sayısı Temmuz 1914 tarihini taşır. "Gazete"ler, ikinci Meşrutiyet döneminin resim ustalarının yapıtlarını, yaşamöykülerini, dönemin sanat ortamının tartışmalarını kapsıyordu. Gazeteyi yayınlayan hevesli genç sanatçılar çağdaş resim kadar hat, tezhip ve cilt sanatının örneklerine de yer vermişlerdi. 20. yüzyıl başında etkinleşen çağdaşlık serüvenine de ışık tutan bu gazetelerin tamamı Latin harflerine aktarılarak 355 sayfalık bir kitap içinde toplandı. Yayınlanışından neredeyse yüz yıl sonra özgün resimler, fotoğraflar, çizim, eskiz ve hatlar günümüz okurunun hizmetine sunuluyor.
Online sipariş için tıklayınız https://www.kitapyayinevi.com/urun/osmanli-ressamlar-cemiyeti-gazetesi

Osmanlı-İran İlişkileri ve Sünni-Şii İttifakıCemil Hakyemez208 sayfa2. Baskı: Kasım 2026Komşu coğrafyalarda yaşayan, güç...
11/03/2026

Osmanlı-İran İlişkileri ve Sünni-Şii İttifakı
Cemil Hakyemez
208 sayfa
2. Baskı: Kasım 2026

Komşu coğrafyalarda yaşayan, güçlü devlet geleneklerine sahip Türklerle İranlıların yaşamları bir taraftan büyük mücadeleler içinde geçerken, diğer taratan ise çok önemli kültürel ortaklıklara imza attılar. Her iki halk, Müslümanlığı kabullerinden önce Budizm, Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik ve Zerdüştlük gibi belli başlı dinleri birlikte tecrübe ettiler. Bu süreçte elde ettikleri dini deneyimlerini Müslüman olduktan sonra İslâm’a taşıyarak başta inanç ve siyaset olmak üzere İslâm medeniyetinin şekillenmesinde Araplarla birlikte pay sahibi oldular. İslamlaşma maceraları ve tarihi deneyimleri Türkleri merkezi Müslüman siyasal yapının hamileri konumuna taşırken İranlılar ise Araplarla tarihi ilişkileri nedeniyle aynı süreç içinde muhalif yapının ana damarını oluşturan Şiiliğin temsilcileri oldular. Türkler, kurdukları İran merkezli Selçuklu Devleti’yle Sünni hilafetin savunuculuğunu üstlendiler. Ardından batıya yönelerek Osmanlılarla İslamiyet’i Avrupa’nın içlerine kadar taşıdılar. İranlılar ise topraklarından ayrılmayarak süreç içinde Şiileşmiş ve 16. yüzyıla gelindiğinde, tarihin bir cilvesi olarak, Türklerin eliyle büyük oranda Şii olmuşlardır. Şah İsmail’in kurduğu Safevi Devleti sırasında Osmanlı-İran ilişkileri sertleşmiş, Sünni Osmanlılar ve Şii Safeviler olarak yeniden şekillenen İslam dünyası, etkileri günümüze kadar devam eden büyük bir saflaşmaya duçar olmuştur. İşte tarihi olay ve konuları siyasi meselelerin yanında inanç boyutuyla da ele alan bu çalışmada Türk-İran ilişkilerinin geçirmiş olduğu aşamalar farklı açılardan değerlendirilmiş ve geleceğe yönelik bazı uzlaştırıcı yaklaşımlar dile getirilmiştir. Cemil Hakyemez, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde İslam Mezhepleri Tarihi öğretim üyesidir.
https://www.kitapyayinevi.com/

Lale Devrinde Savaşİran Seferinde Organizasyon ve LojistikSerdar Genç251sayfaEylül 2013Lale Devri deyince hemen herkesin...
06/03/2026

Lale Devrinde Savaş
İran Seferinde Organizasyon ve Lojistik

Serdar Genç
251sayfa
Eylül 2013

Lale Devri deyince hemen herkesin aklına Osmanlı İmparatorluğu’nun kısa ama bir o kadar da “eğlenceli” barış dönemi gelir. Özellikle Ahmet Refik’in anlatımlarında lale bahçeleri ve Sadabad eğlenceleriyle ünlenen, şaşalı bir dönem olarak tanımlanır. Ancak bu devirde Osmanlı İmparatorluğu, Şah İsmail’den itibaren rekabet halinde olduğu doğudaki komşusu Safevîler ile uzun süre devam edecek olan bir savaşa girişmiştir. Dolayısıyla Lale Devri aynı zamanda uzun süren savaşların ve oldukça sıkıntılı diplomatik bir sürecin yaşandığı dönemdir. Bu savaşlar sırasında Osmanlı ordusu İran’a üç koldan seferler düzenleyerek başarılar kazanmışsa da bunu sürdürememiştir. Öyle ki ele geçirilen yerlerin kaybedilmeye başlanması sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın katlinde ve Sultan III. Ahmed’in tahttan indirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır. 600 yılı aşkın bir süre geniş coğrafyalara, kıtalara egemen olan Osmanlı İmparatorluğu’nun başarılarında askeri gücünün yanı sıra seferleri organize edebilme yeteneği ve tecrübesi ile lojistik ikmali sağlama becerisinin payı yadsınamaz. İşte bu kitap tam da bu konuya odaklanmaktadır. Kitapta İran’a düzenlenen seferler için yapılan hazırlıklar, seferler sırasında cephelere ulaşımın nasıl ve hangi vasıtalarla sağlandığı, sefere katılan askeri birlikler, bu birliklerin iaşesinin karşılanması, seferin taşraya yansımaları ile seferin mali yönü incelenmiştir. Kısaca bir seferin görünmeyen ve pek de bilinmeyen yönü yani arka planı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Serdar Genç, halen Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi. Genç’in Osmanlı seferleri, Osmanlı döneminde Karesi Sancağı ve Osmanlı giyim kuşam kültürü ile ilgili çalışmaları var.

Online sipariş için https://www.kitapyayinevi.com/urun/lale-devrinde-savas

Address

Hamidiye Mh. Soğuksu Caddesi No : 3/1 Kağıthane
Istanbul
34408

Opening Hours

Monday 07:30 - 16:45
Tuesday 09:45 - 16:45
Wednesday 07:30 - 16:45
Thursday 07:30 - 16:45
Friday 09:45 - 16:45

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kitap Yayınevi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Kitap Yayınevi:

Share

Category