Kitap Yayınevi

Kitap Yayınevi Kitap Yayınevi Mayıs 2006’da Avrupa Birliği/Ramses II programı çerçevesinde oluşturulan Beşeri ve Sosyal Bilimler Ağına Türkiye’den üye kabul edildi.

Yayın Yönetimi : Çağatay Anadol
Tanıtım ve Halkla İlişkiler : Fatma Füsun Kiper
Satış-Pazarlama : Güngör Tekgümüş
Kitap Tasarımı : Yetkin Başarır/ BEK Tasarım
Tel : (212) 294 65 55
Faks : (212) 294 65 56
Mobil : (533) 340 94 46
e-mail : [email protected]
web adresi : ww

w.kitapyayinevi.com

Kitap Yayınevi Eylül 2002’de Çağatay Anadol, Füsun Kiper ve Lokman Şahin tarafından kuruldu. Popüler-akademik nitelikteki kitaplarını Tarih ve Coğrafya, İnsan ve Toplum, Doğa ve Bilim, Anı ve Yaşam, Sahaftan Seçmeler, Başvuru Kitaplığı adlı diziler altında yayınlıyor. Eserlerini yayınladığı önemli tarihçiler arasında Suraiya Faroqhi, Ahmet Yaşar Ocak, Peter Burke, Carlo Cipolla, Carter Findley, Reşat Kasaba, Hakan Özoğul, Mary Işın, Marianna Yerasimos, Charles King var. Osmanlı coğrafyasına ilişkin seyahatnameleri Türkçeye kazandırmaya önem veren yayınevi şimdiye kadar başta Stephanos Yerasimos’un editörlüğünü yaptığı Tavernier, Tournefort ve Tevenot seyahatnameleri olmak üzere bu türde birçok eser yayınladı. Bu alanda yayınladığı eserlerin sonuncusu 1802’de İstanbul’a gelen Ulrich Jasper Seetzen’in İstanbul Günlükleri ve Anadolu’da Yolculuk adlı iki ciltlik eseri. Kitap Yayınevi, doğru çeviri ve titiz editoryal çalışmaya büyük önem veriyor. 2004’te Dünya Kitap Dergisi’nin organizasyonuyla verilen “Yılın Yayınevi” ödülünü aldı. Kitap Yayınevi bir yandan da Helikopter markası altında edebiyat alanına girdi. Yayınevinin bu alandaki ilkesi klasikleşmiş yazarların eserlerini iyi çevirilerle okurlara aktarmak. Helikopter’in eserlerini yayınladığı yazarlar arasında Shakespeare, Echenoz, Turgenyev, Dostoyevski, Yourcenar, Hawthorne, Gogol, Levi, Vittorini, Tolstoy, Maurois, Stendhal var. Online sipariş için tıklayınız: http://kitapyayinevi.com/

Stefanos Yerasimos (Ed.)Çeviri: Ali Berktay / Teoman TunçdoğanBirinci Kitap: 313 sayfaİkinci Kitap: 283 sayfa1.Baskı: Ha...
30/07/2026

Stefanos Yerasimos (Ed.)
Çeviri: Ali Berktay / Teoman Tunçdoğan
Birinci Kitap: 313 sayfa
İkinci Kitap: 283 sayfa
1.Baskı: Haziran 2005

Fransa krallık bahçelerinin, başka bir deyişle günümüzdeki Doğa Tarihi Müzesi'nin bitkibilimcisi Joseph Piton de Tournefort, bu kurumun düzenlediği araştırma gezilerinin öncüsüdür. XIV. Louis ve bakanı Pontchartrain'in buyruğuyla yeni bitkiler bulmak göreviyle 1700'de Levant'a gönderilen J. P. De Tournefort, yalnızca bitkibilimcilik görevini yapmakla yetinmemiş, doğmakta olan Aydınlanma Çağının Doğu insanları ve toplumlarına yönelik yeni bakışını da biçimlendirmiştir.
Anlatısının birinci cildi, Ege adalarının hemen hemen eksiksiz bir incelemesini kapsar. Otuz beş ada ve adacığı ziyaret eder ve başka adaları da yerinde derlediği bilgilerle betimler. Tournefort bu adalara günümüzün bir turisti gibi bakmaz, bunun yerine rüzgârların ve korsanların kemirdiği bir toplumu, salgın hastalıkları, batıl inançları, günlük yaşamları ve acımasız yöneticileri ile ilk kez açık seçik gözler önüne serer. Tournefort ikinci ciltte önce uzun uzun İstanbul'u anlatır. Sonra da Anadolu'ya boydan boya aşarak bizi 18. yüzyılın hemen başlarındaki Tokat, Trabzon, Kars, Ağrı, Amasya, Ankara, Erzurum, Bursa ve İzmir ile yüzlerce Osmanlı kasabasına götürür. Tournefort kendini Osmanlı topraklarıyla da sınırlamaz, Tiflis ve Erivan'a (Revan) kadar gider ve ona tamamen yabancı bir dünyayı yorumlamaya çalışır. Gezileri sırasında İran'ı Batıya bağlayan ve Anadolu boyunca uzayıp giden büyük kervan yollarını kullanır, ilk bakışta birbirine karşıt gibi görünen, ama aslında hep birbirine bağımlı olan ve birbirini tamamlayan Doğu ve Batı dünyaları arasındaki bağların önemini vurgular. Değerli tarihçi Stefanos Yerasimos'un yazdığı giriş ve notlarla..."

Online sipariş iin tıklayınız https://www.kitapyayinevi.com/urun/tournefort-seyahatnamesi

Salomon SchweiggerÇeviri: Türkis Noyan248 sayfa1.Baskı: Ağustos 20041608 yılında Nürnberg’de, adı Türkçeye “Almanya’dan ...
23/07/2026

Salomon Schweigger
Çeviri: Türkis Noyan
248 sayfa
1.Baskı: Ağustos 2004
1608 yılında Nürnberg’de, adı Türkçeye “Almanya’dan Konstantinopolis’e ve Kudüs’e Yapılan Bir Yolculuk Hakkında Yüz Adet Güzel ve Yeni Çizimle Donatılmış Üç Kitaptan İbaret Yeni Bir Yolculuk Öyküsü” diye çevrilebilecek bir kitap yayınlandı. Bu kitap, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun İstanbul’a gönderdiği elçilik maiyetindeki din adamı Salomon Schweigger tarafından yazılmış ve resimlenmişti. Schweigger kitabında 1577’de Viyana’dan yola çıkarak Budapeşte, Belgrad, Sofya, Filibe ve Edirne üzerinden İstanbul’a yaptıkları yolculuğu ve Sultan III. Murad’ın padişahlık dönemine rastlayan bu kentte yaşadığı dört yılı anlatır. Yazar, belli bir sistem gözetmeden, serbestçe düzenlediği bölümlerde bu kentten ve kent halkının yaşamından, padişah sarayında yaşayanların özelliklerinden söz eder, o yıllarda gelişen olayları kendince yorumlar ve Türklerin 400 yıl önceki günlük yaşamı hakkında canlı bir tablo çizer. Schweigger’in dikkatli bir gözlemci olması ve ziyaret ettiği ülkenin halkını, alışkanlıklarını, geleneklerini merak edip öğrenmeye çalışması, bizzat yaşadığı olayları gayet inandırıcı biçimde anlatmayı başarmasını sağlar. Satırlarını okurken, padişahın huzurunda ortalığa egemen olan saygı dolu sessizliği o anı yaşıyormuşçasına hissederiz; tutsak kafilesi sokaklardan geçirilirken, o acıklı manzarayı görür gibi oluruz; cambazların tehlikeli oyunlarını hayretle izleriz; bayramlarda halkın rağbet ettiği eğlencelere güleriz ve onunla birlikte bir hamam keyfi yaşarız. Kuşkusuz, anlattığı bazı olayları yorumlarken tarafsız kalamaz, adil davranamaz. Ama Türklerin Hıristiyanları yenmelerinin sebebini araştırdığı ve savaş düzenlerini açıkladığı bölümde, Osmanlı düzeninin ana hatları, örneğin tımar ve yeniçeri kuruluşları ya da soyluluğun veraset yoluyla kazanılmaması hakkında çok isabetli görüşler ileri sürer. Schweigger’in naif ve gerçeğe sadık çizimleri bu seyahatnamenin ilgi çekici bir özelliği.

Online sipariş için tıklayınız https://www.kitapyayinevi.com/urun/sultanlar-kentine-yolculuk

Vraçalı SofroniÇeviri : Aziz Nazmi Şakir-Taş24 desen , 80 sayfa1.Baskı: Nisan 2003"İstanbul'daki amcam vefat etti. Celep...
21/07/2026

Vraçalı Sofroni
Çeviri : Aziz Nazmi Şakir-Taş
24 desen , 80 sayfa
1.Baskı: Nisan 2003

"İstanbul'daki amcam vefat etti. Celep adetlerine göre ölen bir celebin alacaklarını oğlu toplardı. Amcamın ortakları ve alacaklıları kasaplardan alınması gereken paraları toplamaya bu nedenle beni gönderdiler. Ne var ki kasaplar bütün İstanbul'a ve Anadolu yakasına dağılmış haldeydiler. Bir gün ortaklardan biriyle Anadolu tarafına gitmek ve sandalla geçmek üzere kıyıya yöneldik. Sandallar sultan saraylarının bulunduğu yerdeydi. Üsküdar'a yakın bir yerde oldukları için sandalla geçmek niyetiyle oraya doğru yürüdük. Yürürken büyük bir kalabalıkla karşılaştık. İki pehlivan güreşiyordu. Arkalarında yüksek saraylar vardı. Bilmem ama belki sultanın ta kendisi de oradaydı. Güreş tamamlandığında bütün insanlar sultan saraylarına doğru hareket etti. Onlarla birlikte biz de yürüdük ve kendimizi sultan kapısıyla sultan sandallarının bağlı olduğu Yalı Köşkü arasında bulduk." Bu satırların yazarı, 1739-1813 yılları arasında yaşamış, Osmanlı Tebaası bir Bulgar papaz. Balkanları hallaç pamuğu gibi atan Osmanlı-Rus Savaşları, veba salgınları ve Pazvantoğlu ayaklanmasının ortasında köy papazlığından piskoposluğa uzanan sürükleyici bir özyaşamöyküsü. Kendi tanımıyla "günahkar" Sofroni, yaşamöyküsünü kaleme alırken, okuduğu kalın kitaplardaki yaşam ve mücadele örneklerini bir yana bırakıp, doğal insanlık hallerine öncelik tanımış: sapık erkekleri, büyücü kocakarıları, köy basan eşkıyaları, Bulgar kızına aşık Giray Han'ın öfkesini bu vahşi can pazarındaki yaşam mücadelesini tasvir eden hikayesine yerleştirmiş. 18. yüzyıl Osmanlı taşrasında yaşamış ve hayatını vaazlarla geçirmiş bir papazın dilinden asla beklemediğimiz bir çıplaklıkla tanık olduğu çarpıcı olaylardan bahsetmiş. Sofroni'nin hikayesi, 1861'deki ilk Bulgarca yayınından 142 yıl sonra Türkçe'de. Ünlü Balkan tarihçisi Vera Mutafçiyeva'nın Sofroni Kitabı adlı eserinden seçilen bölümler de, kitabın eki olarak okura yol gösteriyor.
Online sipariş için tıklayınız https://www.kitapyayinevi.com/

Michael Heberer von BrettenÇeviri: Türkis Noyan336 sayfa1.Baskı: Haziran 2003Almanya'nın Bretten şehrinden Michael Heber...
20/07/2026

Michael Heberer von Bretten
Çeviri: Türkis Noyan
336 sayfa
1.Baskı: Haziran 2003

Almanya'nın Bretten şehrinden Michael Heberer, 1583 yılında Akdeniz'de Osmanlılara esir düştü. Yıllarca Osmanlı kadırgalarında forsa olarak kürek çekti. Esaretinin bir bölümü İstanbul'da geçti. Fidye karşılığı azatlığını kazandıktan sonra Galata ve sur içinde İstanbul'un sokaklarını keşfe çıktı. Anıları 1610'da Heidelberg'te yayınlandı. Bu anılar 393 yıl sonra, değerli Osmanlı tarihçisi Suraiya Faroqhi'nin önsözüyle okurların karşısına çıkıyor. Kadırgada forsa yaşamı, deniz savaşları, Osmanlı hamamları, Müslüman ve Rum kadınların giyimleri, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa, amirallik kadırgasının denize indirilişi, limanda cayır cayır yanan bir kadırga, kentte veba salgını, Bedesten'de ticaretin zenginliği, İstanbul'un sokakları, 1811'de yıkıldığı için hiç göremediğimiz Arkadios Sütunu, günümüzün Galatasaray Lisesi'nin atası sayılabilecek olan Galata Sarayı Ocağı ve nihayet padişahın ava çıkışı? İşte Heberer'in anılarından bu av sahnesi: "Nihayet Türk Hükümdarı şahane görünümü ve görkemiyle uzakta belirdi. En önde yeniçerilerin komutanı güzel bir ata binmiş olarak geliyordu. Atın eğer takımı altın kaplamaydı ve değerli taşlarla bezenmişti, giysisi altın ve gümüş tellerle işlenmiş çiçekli bir kumaştan yapılmıştı ve başında çok güzel, bembeyaz, kocaman bir tuğ vardı. Onun peşinden belki yüz kadar yeniçeri gelmekteydi. Daha sonra üç yüksek rütbeli bey bunları izledi. Hepsi sırma işlemeli kıyafetleri ve kavuklarıyla çok haşmetli görünüyorlardı. Bunların arkasından hükümdar gelmekteydi. Vezirin solunda ilerliyordu. Üzerinde altın iplikle dokunmuş bir giysi vardı ve olağan üstü güzel bir ata binmişti. Eğer ve koşum takımları hiçbir ölçüye sığmayacak kadar değerliydi. Kavuğun üstündeki tuğ tıpkı siyah kırlangıçların tüylerine benziyordu. Tuğun etrafı değerli taşlarla çevriliydi. Ama hükümdar tuğu aşağıya doğru döndürmüştü. Hükümdarın yanı sıra, elli adım kadar mesafede kırk uşak koşturmaktaydı. Bunların üzerinde çok gösterişli, elişi giysiler vardı, eteklerinin her iki ucunu yukarı kıvırmışlardı. Uşaklar halkın hükümdara elli altmış adımdan fazla yaklaşamamasını sağlayarak ona yol açıyorlar, bir yandan da "sauli, sauli" [savulun, savulun] diye bağırıyorlardı?

Batının Uzağından Hayat PortreleriYazar adı: Zeynep DinizTasarım: Bülent ErkmenDil: TürkçeYayınevi: MasaBasım Tarihi: 20...
16/07/2026

Batının Uzağından Hayat Portreleri
Yazar adı: Zeynep Diniz
Tasarım: Bülent Erkmen
Dil: Türkçe
Yayınevi: Masa
Basım Tarihi: 2015

Bernard Shaw’un bir sözünden yola çıkarak, “Bize uzak gelen yolların çok yere varan yollar olduğunu hiç düşünmediniz mi?” cümlesiyle açılıyor “Batının Uzağından Hayat Portreleri”. Albüm, belgesel fotoğrafçı Zeynep Diniz’in, 2007-2014 tarihli, aralarında Pakistan, Hindistan ve Çin’in de olduğu farklı ülkelerdeki çalışmasının ürünü. Çeşitli ışıklar altında gündelik hayattan, insan yüzlerinden, renklerden ve mekanlardan derledikleri.
23,5 x 27,5 cm. ebadında 228 sayfa hacmindeki bu eser kuşe kağıda basılmış ve karton kapaklı olarak ciltlenmiştir.
https://www.kitapyayinevi.com/urun/batinin-uzagindan-hayat-portreleri

Yazar adı:  Lokman ŞahinTasarım:  Bülent ErkmenDil:  TürkçeYayınevi: MasaCilt Bilgisi:  Karton kapakBasım Tarihi: 2012Sa...
09/07/2026

Yazar adı: Lokman Şahin
Tasarım: Bülent Erkmen
Dil: Türkçe
Yayınevi: Masa
Cilt Bilgisi: Karton kapak
Basım Tarihi: 2012
Sayfa Sayısı: 392
Kitap Boyutları: 23,5 x 32 cm

2012 yılında grafik sanatçı Bülent Erkmen “matbaa” odaklı bir fikir çerçevesinde o matbaanın var edicisi olan insanı, Lokman'ı (Şahin) eksen alarak, onun etrafındaki “dünya”nın gerçek malzemelerini içeren bir sergi tasarladı ve sergi mekânında o “dünyayı” yeniden kurdu.
3 Ekim - 3 Kasım 2012 tarihleri arasında izlenebilen bu sergi, İstanbul Tasarım Bienali/Paralel Katılımcı Programı kapsamında yer aldı
Serginin öznesi, matbaayı kurarken böyle bir dünyayı da kuran kişi "Lokman. " Onun matbaayla birlikte ve iç içe kurduğu dünya, ya da o kişinin bir matbaa çevresinde amaçlayarak / amaçlamayarak biriktirdiği dünya.
Onun okudukları, baktıkları, konuştukları, anlattıkları, yaptıkları, denedikleri, tasarladıkları, ürettikleri, çiçekleri, balıkları, her türden nesneleri… Eski kitaplardan kendi gerçekleştirdiği basılı malzemeye, oradan sukabaklarına, vitrin mankenlerine kadar tek başına ve birlikte anlamı sorgulanabilir her şey... Veya ancak onları bir araya getiren özne bağlamında düşünülürse anlamlı olan karmaşık ve çelişik bir birikim.
İşte o dünyanın tüm malzemeleri kendi mekânlarından çıkıyor ve bir sergi mekânında, alıştıkları, yabancılık çekmeyecekleri şekilde tekrar bir araya geliyor.
Serginin adı var, öznesi var, ama sanatçısı yok. Sergilenenler birbirleriyle nedensellik ilişkisi kurmayan ya da kuramayan "şey"ler yığını… Bu bir üretim atmosferi yolculuğu. Sessizce aralanan bir kapıdan sürekli değişim içinde olduğunu hissettiren bir kargaşaya bakış. Görünmeyen, ama tüm varlığı ve nesneleriyle orada olan; hem sergiyi, hem de serginin temsil ettiği ortamı belirleyen kişinin üretim üssüne kısa bir ziyaret. Onun ilgi alanlarını ve zamanını nasıl kullandığını görebileceğimiz devasa boyutlu ama sadece tek kare bir fotoğraf. Herhangi bir soruya cevap vermeyen, kaldı ki böyle bir soru da sormayan, dolayısıyla cevap da aramayan, eğer başarabilirse belki yeni sorulara yol açan, o kişinin ürünlerinin değil de onun dünyasının sergilendiği bir düzenleme.
Etkilenme, etkileme, peşine düşme, araştırma, dağıtma ve toplama, yok etme ve üretme. Bakınca görünenler bunlar. Bir arkeolojik kazı, bir otopsi, bir teşhir…

İşte elinizdeki 392 sayfalık, 23,5 x 32 cm. ebadındaki karton kapaklı kitap bu serginin, deyim yerindeyse “kataloğu!”
https://www.kitapyayinevi.com/urun/lokman

İranabakYazar adı:  Özcan AğaoğluÇevirmen: Zülal Kılıç / Zuhal Bilgin / Carol LaMotteEditör: Çağatay AnadolTasarım:  Joe...
02/07/2026

İranabak
Yazar adı: Özcan Ağaoğlu
Çevirmen: Zülal Kılıç / Zuhal Bilgin / Carol LaMotte
Editör: Çağatay Anadol
Tasarım: Joelle İmamoğlu
Dil: Türkçe / İngilizce
Yayınevi: Masa
Cilt Bilgisi: Sert kapak / Şömizli
Kağıt Bilgisi: Kuşe kağıt
Sayfa Sayısı: 156
Kitap Boyutları: 25,5 x 38 cm
Basım Tarihi: 2011
https://www.kitapyayinevi.com/urun/iranabak
İran kökenli Fransız fotoğrafçısı Reza Değhati, Özcan Ağaoğlu’nun İran fotoğrafları hakkında şöyle diyor: “Binlerce fotoğrafçının binlerce fotoğrafını göre göre mesleki ve kişisel bakımdan derinlemesine bir kavrayış kazanmış olmama rağmen yıllar var ki böylesine keskin, eksiksiz ve özenli bir bakış açısı dikkatimi çekip zihnimi meşgul etmemişti. Hele de benim bu kadar aşina olduğum bir konuda... Yüksek bir profesyonellik standardı ortaya koyan, gayet ilginç ve sıra dışı bir bakış açısına sahip bu fotoğrafların her biri, yalnızca toplumun tam bir betimlemesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda üstün bir teknik nitelikler portresi de çiziyordu. Çektiği fotoğraflara baktığınızda, onun İran toplumunun köklerinin ne denli derinlerine indiğini görebiliyorsunuz. Özellikle de ülke tarihinin en karanlık anları diye anılan, merkezi hükümetin gayrı insani ve yıldırıcı taktikleriyle fotoğrafçıları mesleğini yapamaz hale getirdiği, caddelerde elinizde bir fotoğraf makinesiyle dolaşmanın, omzunuzda bir roketatarla yürümek kadar tehlikeli olduğunu hepimizin bildiği bir dönemde.”
Bez kaplı cildi ve şömiziyle 156 sayfalık bu kitap kuşe kağıda basılmış ve 25,5 x 38 cm. ebadında
***
The French photographer of Iranian origin, Reza Deghati, says the following about Özcan Ağaoğlu's Iran photographs: “Even though my eyes have set a professional and personal
insight on thousands of photos and photographers, it had been years since such a sharp, accurate and elaborative viewpoint had grasped and challenged my mind, specially concerning
a topic which I am so familiar with… They are filled with may interesting and strange points of view which reveals a high standard of professionalism. Every photo not only attempts an accurate representation of the society but also portrays outstanding technical qualities.
Looking at his photos you can see just how deep he travelled into the roots of Iran’s society. Specially during the unsettling period which is described as the country’s darkest hours
of its history, at a time where the fundamental government with their inhumane and intimidating tactics have unarmed the photographers of their profession, a hostile time when we all know walking through the street with a camera in your hands is just as dangerous as walking with a rocket launcher on your shoulders.”

This 156-page book, measuring 25,5 × 38 cm, is printed on coated paper and comes with cloth binding and a dust jacket

Charles WhiteÇeviri: Zeynep RonaNotlayanlar: Zeynep Rona – Çağatay Anadol1.Cilt: 248 sayfa2.Cilt: 284 sayfa3.Cilt: 286 s...
10/06/2026

Charles White
Çeviri: Zeynep Rona
Notlayanlar: Zeynep Rona – Çağatay Anadol
1.Cilt: 248 sayfa
2.Cilt: 284 sayfa
3.Cilt: 286 sayfa
16,5 x 21

https://www.kitapyayinevi.com/urun/istanbulda-uc-yil-3-cilt-takim
Charles White (1793-1861) 1841’de İstanbul’a geldi ve Telegraph gazetesi muhabiri olarak kentte üç yıl kaldı. İstanbul’da Üç Yıl; Türklerin Örf ve Adetleri adlı kitabı bu uzun ikameti sırasında edindiği bilgi ve izlenimlerin ürünüdür. White bu eseri yazma ihtiyacını neden duyduğunu birçok Batılı seyyahın eserlerinden söz ederek şöyle aktarıyor: “... sözünü ettiğimiz bu yazarların çalışmaları Osmanlı payitahtındaki yaygın örf ve âdetlere pek az ışık tutmaktadır... Öte yandan modern seyahatname yazarlarının aktardıkları bilgilerin nerdeyse tümü ya romantizm sınırına dayanan bir üslupla ya da öylesine abartılı ve göz boyar biçimde anlatılmıştır ki, yabancıları aydınlatmaktan çok onları yanıltır. Dolayısıyla İstanbul’a gelen yabancıların çoğu, yerel âdetlerin nerelerden kaynaklandığı, anlamları ve tam olarak ne oldukları konusunda tam bir cehalet içindedir; kitaplardan ya da onlara yardımcı olanlardan doğru açıklamalar alamadıkları için de geldikleri gibi giderler, ama bir farkla; alelacele yaptıkları gözlemler ve edindikleri yanlış bilgilerden ötürü ve Türk halkının savunulması mümkün olmayan zaaflarıyla iyi nitelikleri arasında hiçbir ayırım yapmadıkları için çoğu kez farklı siyasal çıkarlar ve dini antipatilerin körüklediği geçmişten gelen önyargılara yeni yanlış anlamalar ekleyerek ayrılırlar.” White üç ciltlik bu dev eserinin ilk cildinde pazarlar ve çarşılar, kayıklar ve kayıkçılar, balıklar, balık avcılığı ve balık pazarları, hastaneler, elçiliklere tanınan himaye hakkı, esnaf birlikleri, loncalar, vakıflar, selatin camileri, cami malları, kurukahveciler, manavlar, bahçeler ve bahçıvanlık, kandiller ve şenlikler gibi konuları işliyor. İkinci ciltte ise şekerciler, sakalar, sukemerleri, zücaciyeciler, hanlar, manifaturacılar, kuyumcular, miskçiler, pabuççular, nakışçılar, halıcılar, çıkrıkçılar, çubukçular, sahaflar, kütüphaneler, kâğıtçılar, cevahir bedesteni, sandal bedesteni, kürkçüler çarşısı, köle pazarı ve kölelerin durumu gibi konuları işleniyor. Üçüncü ciltte Osmanlı haremi ve saray halkı, fincancılar, kakmacılar, mumcular, aşevleri, kasaplar, fırıncılar, değirmenciler ve uncular, kazancılar, hakkâklar, yüzük, mühür ve tılsımlar, ev ve giyim eşyası, düğünler, afyon ve aşk iksiri tüccarları, berberler, sünnetçiler, eyerciler, atlar, köpekler, hamamlar, hamallar, taşçılar, türbeler, mezarlıklar ve mezar taşları gibi konular ele alınırken saray ve kent kapıları, Bozdoğan Kemeri, Haliç, Süleymaniye, Parmakkapı, Atpazarı, Direklerarası ve Etmeydanı da anlatıyor. Halk arasında dolaşan söylenti ve hikâyeleri aktarmayı da ihmal etmeyen yazar kitabını Türklerin karakteriyle ilgili gözlemleriyle bitiriyor.

Yazar adı:  Seza PakerEditör:  Ali AkayTasarım:  Vahit TunaDil:  TürkçeYayınevi: MasaBasım Tarihi: 2015Sayfa Sayısı: 192...
05/06/2026

Yazar adı: Seza Paker
Editör: Ali Akay
Tasarım: Vahit Tuna
Dil: Türkçe
Yayınevi: Masa
Basım Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 192
Kitap Boyutları: 16,5 x 22 cm

https://www.kitapyayinevi.com/urun/refleksif-akiskanliklar

Seza Paker üzerine bu kitabı ele aldığımda, önce onun minör meselesine nasıl yaklaştığına bakmak gerekecek diye düşünmekteydim: Dili majör halinden alıp, minörleştiriyor ve bu şekilde yersizyurdsuzlaştırıyor. Bu benim bakış açım olacak. Ayrıca, onun belgesel eserleri bu kitabın konuları arasındadır. “İsimsiz” olarak adlandırılan kurgu-belgesel eserlerinde sanatçının sıklıkla vurguladığı, özellikle başlıklardır. “İsimsiz” olarak kullandığı başlıkları hep parantezlerle açmakta ve tekrar açmakta. Bunların genişleye genişleye ilerlemekte olduğunu görmekteyiz. Bir enigma gibi işleyen başlıklar Seza Paker’in refleksif akışkanlığının bir parçasıdır.

XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 1940-2000Çevirmen:  Ayla Ortaç / Şirin TekeliEditör:  Çağatay AnadolTasarım:  Erka...
15/05/2026

XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 1940-2000
Çevirmen: Ayla Ortaç / Şirin Tekeli
Editör: Çağatay Anadol
Tasarım: Erkal Yavi
Yayınevi: Masa
Cilt Bilgisi: Karton kapak
Kağıt Bilgisi: Kuşe kağıt
Basım Tarihi: 2011
Sayfa Sayısı: 96
Kitap Boyutları: 24 x 26 cm.

https://www.kitapyayinevi.com/module-365941

11 Mart-31 Temmuz 2011 tarihleri arasında Ferit Edgü küratörlüğünde santralistanbul’da gerçekleştirilen “XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı” başlıklı sergide, Papko / Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonunda bulunan, modern Türk resim sanatının önde gelen 20 sanatçısının toplamda 433 yapıtı yer aldı. Doğum tarihlerine göre sıralanacak olursa bu sanatçılar: Fahrelnissa Zeid, Fikret Muallâ, Hakkı Anlı, Abidin Dino, Ferruh Başağa, Selim Turan, Avni Arbaş, Nejad Devrim, İlhan Koman, Mübin Orhon, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Albert Bitran, Yüksel Arslan, Mehmet Güleryüz, Komet, Alaettin Aksoy, Ergin İnan, Koray Ariş.
Sergi için hazırlanan üç ciltlik ve toplam 588 sayfalık kataloğun yanı sıra, izleyicilerin daha kolay erişebileceği bir küçük katalog da hazırlanmıştı. Ferid Edgü’nün “Bir Serginin Anatomisi” başlıklı sunuş yazısını içeren karton kapaklı bu küçük sergi kataloğu 24 x 26 cm ebadında ve 96 sayfa.
***
Between March 11 and July 31, 2011, at santralistanbul, curated by Ferit Edgü, the exhibition "20 Modern Turkish Artists of the 20th Century" showcased 433 works by 20 leading figures of modern Turkish painting art from the Papko / Öner Kocabeyoğlu Collection. Listed by birthdate, these artists are: Fahrelnissa Zeid, Fikret Mualla, Hakkı Anlı, Abidin Dino, Ferruh Başağa, Selim Turan, Avni Arbaş, Nejad Devrim, İlhan Koman, Mübin Orhon, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Albert Bitran, Yüksel Arslan, Mehmet Güleryüz, Komet, Alaettin Aksoy, Ergin İnan, 3 Koray Arış.
In addition to the three-volume catalog with a total of 588 pages prepared for the exhibition, a smaller catalog was also prepared for easier access by viewers. This small exhibition catalog with a cardboard cover, which includes Ferit Edgü's introductory essay titled "The Anatomy of an Exhibition," is 24 x 26 cm in size and 96 pages.

Address

Hamidiye Mh. Soğuksu Caddesi No : 3/1 Kağıthane
Istanbul
34408

Opening Hours

Monday 07:30 - 16:45
Tuesday 09:45 - 16:45
Wednesday 07:30 - 16:45
Thursday 07:30 - 16:45
Friday 09:45 - 16:45

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kitap Yayınevi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Kitap Yayınevi:

Shortcuts

Share

Category