Sumeyra Teymur

Sumeyra Teymur Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Sumeyra Teymur, Digital creator, Istanbul.

01/04/2026

Yaklaşık 10 yıl boyunca aktivite ve sağlık takibi için Apple Watch kullandım. Günlük hareketimi takip etmek açısından gerçekten çok işime yaradı. Ama zamanla hem büyük olması hem de sürekli bildirim göndermesi beni biraz yormaya başladı. Bu yüzden daha sade, daha arka planda çalışan bir cihaz ararken Oura Ring’e geçmeye karar verdim.

Oura Ring aslında bir akıllı yüzük. Kalp atışınızdan hareketlerinize, uyku kalitenizden gün içindeki stres seviyenize kadar birçok sağlık verisini ölçüyor ve hepsini mobil uygulamasına aktarıyor.

Bu kategoride elbette başka yüzükler de var; en bilinen rakipleri Samsung ve Ultrahuman. Benim Oura’yı tercih etmemin birkaç sebebi var. Birincisi bana göre tasarım olarak en şık olanı bu. İkincisi de özellikle uyku takibi konusunda en isabetli sonuçları veren cihazlardan biri olması. Hatta bazı testlerde medikal cihazlara en yakın ölçümleri verdiği söyleniyor.

Oura Finlandiyalı bir şirket ve yaklaşık 10 yıldır akıllı yüzük üretiyorlar. Bu da onların 4. nesil cihazı. Bir de güzel tarafı şu: şarjı yaklaşık 6 gün gidiyor.

Benim bu cihazda en çok merak ettiğim şey uyku takibi. Çünkü Apple Watch kullandığım dönemde saati akşamları şarja taktığım için uyku verilerimi düzenli ölçemiyordum. Bir de saat gece yatarken biraz büyük ve rahatsız olabiliyor. Yüzük formu bu açıdan çok daha konforlu.

İkinci merak ettiğim şey de gün içindeki stres seviyem hakkında bana ne söyleyeceği.

Aslında bu cihazların ölçtüğü veri temelde üç şey: kalp atışı, vücut sıcaklığı ve hareket. Uyku kalitesi, toparlanma ve stres gibi bütün diğer analizler ise bu üç verinin algoritmalarla işlenmesiyle ortaya çıkıyor.

Bir süre kullandıktan sonra deneyimlerimi paylaşacağım bir video daha çekerim. Bakalım günlük hayatımda bana neler gösterecek. Takipte kalın.

28/03/2026

Teknolojinin hayatı bu denli hızla dönüştürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Artık yalnızca 10 yıl sonrasını değil, 1 yıl sonrasını dahi öngörmek oldukça güç. Bu belirsizlik içinde zihnimi en çok meşgul eden sorulardan biri şu: Böylesine öngörülemez bir geleceğe çocuklarımızı nasıl hazırlayacağız?

Hangi beceriler onları gerçekten hayata hazırlayacak?

Bu soruya verdiğim en güçlü cevaplardan biri: tecrübe. Çocukların farklı ortamlarda bulunmaları, farklı etkinlikler deneyimlemeleri, çeşitli insanlarla ve kültürlerle temas etmeleri; hem zihinsel hem de karakter gelişimleri açısından son derece kıymetli.

Geçtiğimiz gün, Moldova Başkonsolosu’nun eşi, kıymetli arkadaşım Natila’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve Moldova kültüründe baharın gelişini simgeleyen etkinlik kapsamında Martişor yaptık. Bu vesileyle çocuklarımız hem eğlendiler hem de farklı bir kültürü tanıma fırsatı buldular; kendi elleriyle üretmenin keyfini deneyimlediler.

Güzel sesi ve şarkılarıyla etkinliğe zarif bir atmosfer katan sevgili Leonida’ya, çocukların aktivitelerine ayrı bir renk katan sevgili Gülçağ’a ve bu anlamlı organizasyonun ev sahiplerinden Gülten’e içten teşekkür ederim.

20/03/2026

Mutlu bayramlar 🍬🍬

17/03/2026

Kıymetli yöneticiler, liderler… Ramazan bayramı yaklaşıyor. Networkünüzdeki kişilere bayram mesajı gönderirken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar var;

Birincisi asla ama asla toplu mesaj göndermeyin. Çünkü rehberinizdeki herkese aynı mesajı göndermek karşınızdaki kişiye “sen benim için önemsizsin, sıradansın, rehberimdeki herhangi birisin” mesajı verir. Burda kuralımız çok net; eğer kişiye özel mesaj yazamayacaksanız, o mesajı hiç atmayın.

İkinci büyük hata; mesajın yanındaki “iletildi” işareti. Bu işaret şu demek; bu mesajı ben sana direkt atmadım, başkasından bana gelen mesajı sana direkt yönlendiriyorum. Yani şık bir hareket değil.

Ve son olarak; eğer kendinize veya şirketinize özel bir bayram görseli hazırlatıyorsanız, görselin üzerine asla kendi fotoğrafınızı koymayın. Siyasetçi değilseniz, bu hareket lider bir duruştan ziyade megalomanlık olarak algılanır.

En asil ve en şık bayram tebriği; kişiye özel yazılmış, içten ve kısa bir mesajdır. Çünkü bayram mesajının amacı görünmek değil, insanlara verdiğiniz değeri göstermektir.

Herkese şimdiden iletişim kazalarından uzak, harika bir bayram dilerim.

🎉 Hoş Geldin Yeni Yaşım! 🎂✨Bu yıl bir arkadaşımdan çok hoşuma giden bir kavram öğrendim: yaşsızlık. Ben de artık yaşsız ...
10/03/2026

🎉 Hoş Geldin Yeni Yaşım! 🎂✨

Bu yıl bir arkadaşımdan çok hoşuma giden bir kavram öğrendim: yaşsızlık. Ben de artık yaşsız olmaya karar verdim.

Biraz düşününce fark ettim ki; yaş dediğimiz şey tamamen hangi hesaplama metodunu kullandığımıza göre değişen bir illüzyon. Miladi takvime göre sayarsam başka bir yaştayım, Hicri takvime göre hesaplarsam bambaşka... Demek ki yaş dediğimiz şey sandığımız kadar kesin bir şey değil; biraz rakam, biraz yorum.

O yüzden bugün bir sayı kutlamıyorum. Yeni bir yılı, yeni fikirleri, yeni yolları ve hayatın getireceği sürprizleri kutluyorum. Hoş geldin yeni yaşım. ✨

07/03/2026

Çocukluğumun o çok sevdiğim ‘iş teknik’ derslerine, ellerimle bir şeyler üretmenin o saf neşesine geri döndüğüm harika bir gündü. 🧶✨

Geçtiğimiz günlerde, sevgili Filiz Kösemusul’un ev sahipliğinde, Vaveyla Home ofisinin o güzel atmosferinde harika bir dokuma tablo workshop’una katıldım. Kıymetli hocamız Esma Yıldız’ın o tükenmez sabrı ve zarif rehberliğiyle hem ilmek ilmek yeni bir şeyler öğrendik hem de çok eğlendik.

El işiyle uğraşmanın zihin üzerinde inanılmaz terapötik bir etkisi var. İpe, renklere ve desene o kadar derinden odaklanıyorsunuz ki, zihninizdeki o bitmek bilmeyen günlük uğultu bir anda susuyor. Sadece ‘anda’ kalıyor ve başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Yetişkinlik hayatının o bitmeyen hızından uzaklaşıp, odağı tamamen somut bir üretime vermek, zihne verilebilecek en güzel ve en dinlendirici molalardan biri.

Bu keyifli atölyeyi sohbetleri ve enerjileriyle şenlendiren tüm sınıf arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür ederim. Zihnimin yenilendiği, harika bir deneyimdi. 🌸

Bu ay sadece koşturmadım. Durup bana ilham veren detaylarınn tadını da çıkardım. Zihnimde iz bırakan, vizyonumu besleyen...
28/02/2026

Bu ay sadece koşturmadım. Durup bana ilham veren detaylarınn tadını da çıkardım. Zihnimde iz bırakan, vizyonumu besleyen ve ruhuma iyi gelenleri bu ayın seçkisi olarak sizlerle paylaşmak isterim.

Ayın Markası: Nocassa
Minimalizmin her yeri tek tip hale getirip mekanların ve eşyaların ruhunu sildiği bir dünyada, “Yaşasın maksimalizm!” mottosuyla ezber bozan bir marka Nocassa. İki kardeşin vizyonuyla hayata geçen bu tasarımlarda; en cesur renkler ve en marjinal desenler inanılmaz bir ahenk içinde buluşuyor. Böylesine özgün, ruhu olan ve estetik dozu yüksek bir markanın yerli olması ise ayrıca gurur verici.

Ayın Mekanı: Romu Ristorante
Lezzetli yemekleri,  şık ama abartısız atmosferiyle misafir ağırlamak için de rahatlıkla tercih edilebilir.
Geniş bir dünya mutfağı menüsü sunsa da benim tercihim İtalyan lezzetlerinden yana oldu. Özellikle mantarlı risotto ve antrikotlu pizza gayet başarılıydı. Kuver tabağında gelen ekmeklerin tazeliği ve lezzeti ise ince bir detay olarak aklımda kaldı.

Ayın Kitabı: Yerli Diyet
Dr. Mustafa Üye’nin “Yerli Diyet” kitabında altını çizdiğim çok önemli notlar var.Öncelikle yeni bir kavramla tanıştım: Locavore.
Locavore; yerel ve mevsiminde beslenmeyi savunur. Bir gıdayı yemeden önce şunu sormalıyız: 1000 yıl önce de var mıydı? Kitap, açlığın vücudu kıtlık moduna soktuğu mitini yıkıyor; otofaji ve günde 2 öğün (11–13 / 17–20) öneriyor.
Ara öğün yok, karbonhidrat yok; hareket, uyku ve doğala dönüş var.

Ayın Parçası: Hasen Zirek - Balangar
Hasan Zirek’in efsanevi yorumuyla: Belengêr. Kelime anlamı ‘gariban, biçare’ olsa da, ritmi sizi yanıltmasın. Zirek, hayatı boyunca yaşadığı zorlukları ve sürgünleri notalara dökerken, acıyı adeta neşeye dönüştürmeyi başarmış, nota bilmeyen ama gönülden söyleyen bir doğaçlama ustası.
Bu parça, sözlerindeki derin hüzün ile müziğindeki coşkunun muazzam tezatlığı üzerine kurulu. Ritmi mi beni çarptı, sözlerindeki derinlik mi, yoksa sanatçının o yalın ve pürüzsüz sesi mi bilmiyorum. Bildiğim tek şey; keşfettiğimden beri sayısız kere başa sarıp dinlediğim.

Işıltısını Sanattan Alan Tasarımlar: Grape Jewelry Sufistic.Events’te! 💎✨Takı tasarımına modern ve sanatsal bir yorum ka...
25/02/2026

Işıltısını Sanattan Alan Tasarımlar: Grape Jewelry Sufistic.Events’te! 💎✨
Takı tasarımına modern ve sanatsal bir yorum katan Grape Jewelry, 11-12-13 Mart tarihlerinde Kibritane’nin büyüleyici atmosferinde bizlerle buluşuyor.
Zanaatın ve estetiğin buluştuğu bu özel koleksiyonları yakından keşfetmek, stilinize zarif bir dokunuş eklemek için sizi de bu seçkin buluşmaya davet ediyoruz. 🕊️
📍 Kibritane
🗓 11-12-13 Mart

Çocukluğumun o naif zamanlarında, en güzel kıyafetlerimizi giyip heyecanla fotoğraf stüdyosunun yolunu tuttuğumuz günler...
24/02/2026

Çocukluğumun o naif zamanlarında, en güzel kıyafetlerimizi giyip heyecanla fotoğraf stüdyosunun yolunu tuttuğumuz günleri hatırlarım. Geçmişten bugüne elimde kalan o nadide kareler, işte o özenli günlerin mirası... Sayıca azlar belki ama her biri nitelikli, her birinin ardında derin bir anı saklı.
Sonra analog makineler girdi hayatımıza. Bir film rulosuna sığdırılmış kısıtlı bir çekim hakkı... Sadece en özel anları, en kıymetli tebessümleri dondurmak için deklanşöre basmaya kıyabildiğimiz zamanlar.
Derken dijital çağın hızı, ardından da cep telefonlarının bitmek bilmeyen hafızaları sardı etrafımızı. Bir anda on binlerce fotoğrafa boğulduk. Yaşadığımız hemen her günün sayısız kaydı var artık elimizde. Fakat artan bu nicelik, ne yazık ki niteliği ve o anın büyüsünü de alıp götürdü. O kadar çok kare biriktirdik ki, dönüp o yığınların arasına bakmaya üşenir olduk.
Bir şeyin sayısının artarken, değerinin ve ruhunun nasıl eksildiğine dair en çarpıcı örnek bu aslında. Oysa insan zihni unutmak üzere tasarlanmıştır. Belki de bazı şeyleri unutabildiğimiz içindir, hatırda kalan anıların bu denli kıymetli oluşu. Her anı kaydetme telaşından sıyrılıp, bazen sadece yaşamaya ve bazı şeyleri de zamanın şefkatli boşluğuna bırakmaya izin vermeliyiz.
Bütün bu düşüncelere nereden mi savruldum? Yıllar sonra bir fotoğraf stüdyosuna girip, işinin ehli bir profesyonelin objektifine poz verince... Çıkan bu güzel kareler, zihnimi aldı ve geçmişle bugün arasında o tatlı yolculuğa çıkardı işte.
Ellerine, gören gözüne sağlık ; sen gerçekten harika bir fotoğraf sanatçısısın. 📸✨

13/02/2026

Son yıllarda sosyal medyada ve girişimcilik ekosisteminde sıkça karşılaştığımız bir model var: “Gencecik yaşta kurduğu start-up’la milyon dolarlık yatırım aldı”, “Forbes 30 Altı 30 listesine girdi”, “Silicon Valley yolcusu”… Bu anlatılar, bir yandan ilham verici gibi görünse de, çoğu zaman gerçeği perdeleyen tehlikeli bir illüzyona dönüşebiliyor.

Gökçe Güven’in hikayesi tam da böyle başladı. 1999 doğumlu bir genç olarak Kalder isimli fintech uygulamasını kurdu, 7 milyon dolarlık yatırım aldı, Forbes listelerine girdi, CNBC-e’ye çıkıp çözüm odaklı girişimciliği anlattı. Gençler için bir “rol model” olma yolundaydı. Ama perde arkasında bambaşka bir hikaye yazılıyordu:

Gökçe Güven’in yatırımcıları şişirilmiş verilerle yanılttığı, şirketiyle ilgili sahte belgeler düzenlediği, hiç müşterisi olmayan firmaları referans gösterdiği, hatta Amerika’da vize alabilmek için sahte referans mektupları yazdığı ortaya çıktı. Şu anda Amerika’da 52 yıla kadar hapisle yargılanıyor.

Bu sadece bir bireyin suçu değil. Bu aynı zamanda hepimizin sorgulaması gereken bir sistemin sonucu:
Yatırım alma → Forbes listesi → TEDx konuşması → İlham veren LinkedIn postları → Daha fazla yatırım → Daha büyük yalanlar…

Bu tarz hikâyeler başarıyı sadece görünürlük, yatırım, PR ve hız üzerinden tanımlıyor. Oysa gerçek başarı sessizdir. Çoğu zaman görünmezdir. Süreklilik ister, emek ister, etik ister. Her sabah aynı masaya dönüp, günbegün inşa edilen bir çabanın ürünüdür.

Bugün gençler milyon dolarlık yatırımı bir “başarı” olarak görüyor ama 5 yıl boyunca günde 8 saat çalışarak bir ürün geliştiren, sessizce ekibini büyüten, etikle yol alan girişimciler görünmez kalıyor.

Gökçe Güven’in çöküşü bir uyarı olabilir:
Başarı bir sonuç değil, bir süreçtir. Ve o süreç; dürüstlükle, disiplinle, sabırla ve her gün yeniden başlama iradesiyle anlam kazanır.

İlham verici olmak için parlamaya değil; sahici olmaya ihtiyacımız var.

11/02/2026

🎬 Ülke TV’de “Elimin Bereketi” programına konuk oldum!

Sevgili Sevilay Sungur’un enerjisi, kahkahası, mutfağı, her şey on numaraydı. Ben de boş durmadım tabii — hem yemek yaptım hem sohbeti kaynatmayı başardım. 😄

Menüde soğan kebabı ve ıspanaklı kış salatası vardı. Ama öyle sıradan bir soğan kebabı değil bu… Tarifini sevgili dostum Yunus Emre Akkor’dan öğrendim, lezzetini ise Recep Şef’imin “kuyruk yağı” tüyosuyla taçlandırdım. Sonuç mu? Soğan bile ağlamaktan lezzetini gizleyemedi 🧅🔥

Bir de kış sofralarına çok yakışacak ıspanaklı, nar taneli, çıtır bir salata yaptım. Kışın ortasında yeşilin, kırmızının ve nar tanelerinin dansı gibiydi. Benim gibi ıspanakla barışık olmayanlar bile bu salatayı görünce düşünür. 🥬❄️

Ama tabii mesele sadece yemek değildi… Biraz kahveden ☕, biraz sofra adabından, biraz da kariyer yolculuklarından konuştuk. Siz beni bilirsiniz, sağdan soldan duyduğum bilgileri ortamlarda “satma” konusunda üstüme yoktur. Yine o yeteneğimi konuşturdum diyebiliriz 😄 Bir yandan mutfakta tencere kaynıyor, bir yandan kahkahalar yükseliyor…

“Lezzet” kısmı benden, “bereket” kısmı programdan. 💫

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Sumeyra Teymur posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share