23/08/2026
Yetmiş bir yaşımda, yıllardır cesaret edemediğim bir şeyi yaparak ilk kez büyük bir gemi yolculuğuna çıktım.
Yıllarca çalıştıktan ve eşimi kaybettikten sonra artık kendim için bir şey yapmanın zamanı geldiğini düşünmüştüm.
Denizin huzuru, sakin akşam yemekleri ve birkaç günlük yalnızlık bana fazlasıyla yeterliydi.
Ta ki Mehmet'le tanışana kadar.
İlk akşam yemek salonunda yanı başımdaki masaya oturan Mehmet yetmiş dört yaşındaydı.
Eşini yıllar önce kaybetmişti.
Nazik tavırları, sakin konuşması ve hayatı anlatırken gözlerinde beliren sıcaklık beni kısa sürede etkiledi.
Üçüncü gün kahvaltıda birlikte oturmaya başladık.
Sonraki günlerde geminin güvertesinde uzun yürüyüşler yaptık, geçmişimizi birbirimize anlattık.
Altıncı gün geldiğinde ise kalbimde yıllardır kapalı olan bir kapının yeniden açıldığını hissettim.
Umut.
Kocamın ölümünden sonra bir daha âşık olabileceğime inanmıyordum.
Ama Mehmet bana bunun mümkün olabileceğini düşündürmüştü.
Son gecemizde masaya bir şişe şampanya geldi.
Mehmet kadehini kaldırdı.
"Beklenmedik ikinci şanslara," dedi.
Gülümsedim.
Fakat tam kadehimi kaldırırken telefonu çaldı.
Ekrana baktıktan sonra yüzündeki ifade değişti.
"Birazdan dönerim," diyerek hızla ayağa kalktı.
Onu izlerken içimde açıklayamadığım bir korku oluştu.
Kısa süre sonra Mehmet'in mürettebata ayrılmış merdivenlerden alt bölüme indiğini gördüm.
Bu kez merakıma yenildim.
Peşinden gittim.
Bir köşeyi döndüğünde onu göremedim.
Ancak koridorun sonunda başka bir şey gördüm.
018 numaralı kabinin önünde benim bavulum vardı.
Olduğum yerde kaldım.
Bavulumun kendi kabinimde olduğundan emindim.
Üstelik odamı terk ederken kapıyı kilitlemiştim.
Yine de karşımdaki bavulun üzerindeki etiket benim adıma aitti.
Kabin numaram bile yazıyordu.
"Mehmet?" diye seslendim.
Sesimi duyan olmadı.
Kabinin kapısına uzandığımda kilitli olmadığını fark ettim.
İçeri girdiğimde karanlık odanın içinde önce hiçbir şey göremedim.
Sonra yatağın üzerinde duran kırmızı atkımı fark ettim.
Yanında ise fotoğraflar vardı.
Birbirinden farklı onlarca fotoğraf.
Hepsinde ben vardım.
Gemiye binerken çekilmiş bir fotoğraf...
Yemek salonunda otururken çekilmiş bir başka fotoğraf...
Balkonumda yalnız başıma denizi izlerken çekilmiş görüntüm...
Sonra daha eski fotoğrafları fark ettim.
Bazıları Mehmet'le tanışmamdan çok önce çekilmişti.
Nefesim kesildi.
Bir haftadır bana yakınlaşan adamın beni daha önceden takip etmiş olabileceği düşüncesiyle bütün vücudum ürperdi.
Tam fotoğrafları yerine bırakacağım sırada arkamdan bir ses geldi.
Mehmet kapının önünde duruyordu.
Bu kez bakışları tamamen farklıydı.
"Burada olmaman gerekiyordu," dedi.
"Benim fotoğraflarım burada ne arıyor?"
Cevap vermedi.
Sadece bavuluma baktı.
Ardından geminin tamamında yüksek sesli bir alarm çalmaya başladı.
Mehmet bir anda bana doğru geldi.
"Buradan çıkmalıyız. Hemen."
Kolunu ittim.
"Hiçbir yere gitmiyorum. Bana gerçeği anlat!"
2. Bölüm daha da şok edici… Bir sonraki bölüm
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)