Ahmet Durkaya

Ahmet Durkaya Elinden geldiğince inandığını yazmaya, anlatmaya, uygulamaya çalışan sıradan biri…

28/08/2026

Evliliğin maliyeti mi anlamı mı? Sizce hangisi?



21/08/2026

İslam neden sadece baskı ve yasaklarla anlatılıyor?





14/08/2026

Eskiden mahremiyet dört duvar arasındaydı.
Şimdi tek tuşla milyonların önünde.
Kaybettiğimiz sadece gizlilik değil, edep.

30/07/2026

Sosyal medya fenomenleri ve influencerlerın fikirlerini hiç sorgulamadan kabul eden gençler anne babalarının fikirlerini niye baskı olarak görüyor ?





24/07/2026

Rol model dediğimiz örnek insan sadece güzel konuşan değil yaşantısıyla örnek olan kişidir.






Ahmet Durkaya

17/07/2026

Kendi kahramanlarımızı unutursak, yok sayarsak, gün gelir elin soytarısını alkışlamak zorunda kalırız..Kendi kahramanlarımızı unutmayalım, unutturmayalım.





Ahmet Durkaya

https://www.yuzyilgazetesi.com.tr/yazar/ahmet-durkaya/bir-millet-olurken-dunya-sustu-634-kose-yazisiBİR MİLLET ÖLÜRKEN D...
10/07/2026

https://www.yuzyilgazetesi.com.tr/yazar/ahmet-durkaya/bir-millet-olurken-dunya-sustu-634-kose-yazisi

BİR MİLLET ÖLÜRKEN DÜNYA SUSTU

Bugün dünyanın bir yerinde insanlar tatil planları yapıyor. Kimileri yeni bir ev almanın, yeni bir yatırım yapmanın hesabını yapıyor. Çocuklar parklarda oynuyor, insanlar alışveriş merkezlerinde vakit geçiriyor, hayat olağan akışında devam ediyor.

Aynı anda Gazze’de ve Filistin topraklarında insanlar hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bir anne çocuğuna verecek bir lokma ekmek bulamıyor. Bir baba ailesini koruyamadığı için çaresizce bekliyor. Çocuklar oyuncak sesleriyle değil, bomba sesleriyle büyüyor. Doğu Türkistan’da ise milyonlarca insan yıllardır inancını, kimliğini ve kültürünü koruma mücadelesi veriyor.

Aynı dünya… Aynı gökyüzü… Ama bambaşka hayatlar.

Bir mahallede tek bir ev yansa, diğer komşular “Bana ne?” diyebilir mi? Elbette diyemez. Herkes eline ne geçerse alır, yangını söndürmeye koşar. Çünkü bilir ki bugün komşusunun evini saran ateş, yarın kendi kapısına da ulaşabilir.

Ne var ki acı uzaklaştıkça vicdanlarımız da uzaklaşıyor. Televizyon ekranlarında veya telefonlarımızda gördüğümüz görüntüler birkaç saniye sonra başka haberlerin arasında kayboluyor. Bilgiye hiç olmadığı kadar yakınız; ama acıya belki de hiç olmadığımız kadar uzağız.

Bugün Gazze’de, Filistin’de ve Doğu Türkistan’da yaşananlar sadece o coğrafyaların meselesi değildir. Bu, insanlığın ortak vicdanının sınavıdır. Çünkü masum insanların, kadınların, yaşlıların ve çocukların hayatını kaybettiği ya da temel haklarından mahrum bırakıldığı her yerde kaybeden sadece bir millet değil, insanlığın kendisidir.

Ne yazık ki bu acılar insanlık için yeni değildir. Dün Bosna’da yaşandı. Arakan’da yaşandı. Suriye’de yaşandı. Tarihin farklı dönemlerinde nice halk savaşların, işgallerin, sürgünlerin ve zulmün bedelini ağır şekilde ödedi. İsimler değişiyor, coğrafyalar değişiyor; ama mazlumun gözyaşı değişmiyor.

Elbette her insanın yapabilecekleri aynı değildir. Kimisi yardım ulaştırır, kimisi bulunduğu yerde hakkı ve adaleti savunur, kimisi kalemiyle, kimisi diliyle, kimisi de duasıyla mazlumun yanında olmaya çalışır. Fakat hiçbir şey yapamıyorsak bile zulmü normalleştirmemek elimizdedir. Çünkü zulmün en büyük destekçilerinden biri, ona alışmaktır.

Uluslararası ilişkiler çoğu zaman vicdanla değil, çıkar hesaplarıyla şekilleniyor. Güçlü olanın sözü daha çok duyulurken, mazlumun feryadı çoğu zaman diplomatik açıklamaların ve siyasi hesapların arasında kayboluyor. İşte bu yüzden vicdan sahibi insanların sesi her zamankinden daha kıymetlidir.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyurur:

“Size ne oluyor da Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize katından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı ver.’ diyen güçsüz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda mücadele etmiyorsunuz?” (Nisâ, 75)

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur:

“Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân, 78)

Bu hadis bize, imkânlarımız farklı olsa da sorumluluğumuzun ortadan kalkmadığını hatırlatır. Kimimiz yardım ederiz, kimimiz hakkı haykırırız, kimimiz dua ederiz. Ama hiçbir vicdan sahibi insan zulmü sıradan bir haber gibi izleyemez.

Bir millet yok edilirken diğer milletlerin sessiz kalması, tarihin en ağır utançlarından biridir. Çünkü adalet, sadece kendi hakkımızı savunmak değildir; başkasının hakkını da kendi hakkımız kadar değerli görebilmektir.

Bugün Gazze için susanlar, yarın başka bir coğrafyada yaşanacak zulüm karşısında da aynı sessizliği sürdürecektir. Oysa tarih defalarca göstermiştir ki hiçbir devlet sonsuza kadar güçlü değildir, hiçbir medeniyet sonsuza kadar dokunulmaz değildir. Güç değişir, dengeler değişir; fakat adaletin terazisi eninde sonunda kurulur.

İnsan olmak; sadece kendi evinin ışığını yakmak değildir. Uzakta da olsa karanlıkta kalan bir eve bakıp, “Orada bir acı var.” diyebilmektir. Çünkü merhametin sınırı coğrafya değildir; vicdandır.

Zulüm ebedî değildir. Zalimler de ebedî değildir.

Tarih bugünü yazacaktır. O gün geldiğinde bizi hangi tarafta gösterecek? Sessiz kalanların arasında mı, yoksa imkânı ölçüsünde adaletin ve mazlumun yanında duranların arasında mı?

Bir Millet Ölürken Dünya Sustu

10/07/2026

İnsanların inançlarına ve kutsallarına saygı göstermek, ifade özgürlüğüne engel midir?





Ahmet Durkaya

05/07/2026

Address

100. Yıl Mah 2264 Sok No:1
Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ahmet Durkaya posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Ahmet Durkaya:

Shortcuts

Share

Category