Vet Performans Dergisi

Vet Performans Dergisi Veteriner Hekimlere yönelik evcil hayvan sağlığı dergisi Performans Dergileri öncü çalışmalarıyla 15 yıldan fazla hayvancılık sektörüne hizmet vermektedir.

Bünyesindeki Performans, Ruminant Performans ve Vet Performans adındaki 3 farklı spesifik dergileriyle ilgili hedef kitleye direk olarak ulaşmaktadır. Ruminant Performans ile Büyükbaş sektörü; Performans ile Kanatlı, Yumurta, Küçük baş ve Beyaz et sektörünü; Vet Performans ile de Pet sektörünü direk olarak hedeflemektedir.

Bilim insanları kedilerin 110 yıllık gizemini çözdüBilim insanları, evcil kedilerin böbreklerinde neden olağan dışı mikt...
27/08/2026

Bilim insanları kedilerin 110 yıllık gizemini çözdü
Bilim insanları, evcil kedilerin böbreklerinde neden olağan dışı miktarda yağ damlacığı bulunduğuna ilişkin yaklaşık 110 yıllık gizeme yeni bir açıklama getirdi. Araştırmaya göre bu yapılar, kedilerin idrarındaki kişiye özgü koku imzasının uzun süre korunmasını sağlayan yağ asitlerini depolayan bir rezervuar görevi görüyor.

Iwate Üniversitesi’nden Prof. Masao Miyazaki ve ekibinin Current Biology dergisinde yayımlanan araştırması, bu damlacıkların kedilerin kimyasal iletişiminde önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koydu.

Araştırmacılara göre kediler, bölgelerini işaretlerken yalnızca geçici kokular bırakmıyor. İdrarlarında bulunan 13 farklı dallı zincirli yağ asidi, her birey için farklı oranlarda bir araya geliyor ve adeta kimyasal bir “parmak izi” oluşturuyor.

HER KEDİNİN KENDİNE ÖZGÜ BİR KOKU İMZASI VAR
Koku yoluyla iletişim kuran hayvanların önemli sorunlarından biri, kokuyu oluşturan moleküllerin çevreye bırakıldıktan sonra hızla buharlaşması ve değişmesi.

Yeni araştırmaya göre kediler bu sorunu daha kalıcı moleküller kullanarak aşmış olabilir.

Her kedinin söz konusu yağ asitlerinden oluşan kendine özgü bir kombinasyona sahip olduğu, bu kimyasal profilin diğer uçucu bileşenlere kıyasla daha yavaş değiştiği belirlendi. Yağ asitlerinin idrar bırakıldıktan sonra en az bir gün boyunca tespit edilebildiği görüldü.

Miyazaki, kedilerin böbreklerinde bulunan lipid damlacıklarının uzun süredir bilindiğini ancak işlevlerinin anlaşılamadığını belirterek, bulguların bu yapıların idrardaki istikrarlı kimyasal imzanın korunmasına katkı sağlayabileceğini düşündürdüğünü söyledi.

Araştırmacılar, böbrekte depolanan bu yağ asitlerinin daha sonra idrara nasıl aktarıldığının ise henüz bilinmediğini belirtiyor.

KEDİLER BİRBİRLERİNİN KOKUSUNU AYIRT EDEBİLİYOR
Araştırmada kedilerin kokulara verdiği davranışsal tepkiler de incelendi.

Bilim insanları özellikle kedilerin flehmen tepkisini, yani bir kokuyu daha ayrıntılı algılamak için ağızlarını hafifçe açtıkları davranışı takip etti.

Kedilerin başka bireylere ait idrar örneklerine kendi idrarlarına kıyasla daha sık flehmen tepkisi verdiği görüldü. Aynı koku tekrar tekrar sunulduğunda tepki azalırken, yeni bir kedinin idrarı verildiğinde yeniden arttı.

Sonraki deneylerde, idrarın diğer bileşenleri aynı tutulsa bile yalnızca yağ asidi karışımındaki farklılıkların kediler tarafından ayırt edilebildiği belirlendi.

Bu sonuçlar, yağ asitlerinin yalnızca kimyasal olarak farklı olmadığını, kedilerin bu farklılıkları gerçekten algılayabildiğini de gösteriyor.

YAĞ ASİTLERİNİN DEPOSU BÖBREKLER
Araştırmacılar söz konusu yağ asitlerinin neredeyse tamamen böbrek korteksindeki lipid damlacıklarında depolandığını tespit etti.

Benzer yapılar yalnızca evcil kedilerde değil; aslan, kaplan, leopar, jaguar ve vaşak gibi diğer kedigillerde de bulundu. Ancak kimyasal profillerin türden türe değiştiği görüldü.

Bilim insanlarına göre bu durum, söz konusu mekanizmanın kedigillerde uzun bir evrimsel geçmişe sahip olabileceğine işaret ediyor.

KEDİ KOKUSUNU ANLAMAK İÇİN DE KULLANILABİLİR
Araştırmanın sonuçları ileride kedi idrarının karakteristik kokusunun nasıl oluştuğunun daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.

https://www.birgun.net/haber/bilim-insanlari-kedilerin-110-yillik-gizemini-cozdu-731305..

Veteriner hekimlerin iklim değişikliğiyle ne ilgisi var?” İlk bakışta haklı bir soru gibi gelebilir. Veteriner hekimler ...
27/08/2026

Veteriner hekimlerin iklim değişikliğiyle ne ilgisi var?” İlk bakışta haklı bir soru gibi gelebilir. Veteriner hekimler hayvanların sağlığıyla ilgilenir, hastalanan hayvanları tedavi eder. Öyleyse iklim değişikliği neden bizim mesleğimizin konusu olsun? Oysa yanıt, mesleğimizin tam merkezinde: Hayvanlar da bizimle aynı iklimi ve çevreyi paylaşıyor.

Evcil hayvanlardan çiftlik hayvanlarına, arılardan böceklere, yaban yaşamındaki canlılara kadar tüm hayvanlar iklim değişikliğinin etkilerini yaşıyor. Sıcaklık artışı; hayvanların sağlığını, refahını, üreme performansını ve verimliliğini etkiliyor. Örneğin; sığırlarda sıcaklık stresinin çok küçük vücut sıcaklığı değişikliklerinde bile üremeyi olumsuz etkileyebildiğini gösteren bilimsel çalışmalar var.

Üstelik değişen yalnızca sıcaklık değil. İklim değiştikçe sivrisinek, kene ve diğer vektörlerin yaşam alanları da değişiyor. Bu durum bazı hastalıkların daha önce görülmediği bölgelere taşınmasına ve zoonotik hastalıkların yayılım riskinin artmasına neden olabiliyor. Bu noktada veteriner hekimlik doğrudan halk sağlığının içine giriyor. Çünkü insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez. Bugün “Tek Sağlık” yaklaşımının temelinde de bu anlayış var.

HAYVANLAR İKLİMİ ETKİLİYOR MU?
Peki hayvanlar iklimi etkiliyor mu? Evet. Özellikle geviş getiren hayvanların sindirim sistemlerinde karbonhidratların fermantasyonu sırasında metan oluşuyor. Metan güçlü bir sera gazı olduğu için hayvancılık iklim değişikliği tartışmalarının önemli başlıklarından biri. Ancak burada hayvancılığı iklim krizinin “suçlusu” ilan etmek yerine çözümü konuşmak gerekiyor.

Çünkü sığır, koyun ve keçiler; insanların doğrudan besin olarak kullanamadığı selüloz gibi maddeleri et, süt ve diğer değerli ürünlere dönüştüren adeta biyolojik fabrikalar. Bilimsel çalışmalar ise uygun besleme yöntemleri ve yem katkılarıyla metan oluşumunun azaltılabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla mesele hayvanları suçlamak değil, üretim sistemlerini daha sürdürülebilir hale getirmek.

Üstelik çevre üzerindeki etki yalnızca metandan ibaret değil. Hayvansal işletmelerin atık yönetimi, su kaynaklarının korunması, ilaç ve antibiyotik kalıntıları, antimikrobiyal direnç ve hayvan refahı da veteriner hekimliğin çevreyle kesiştiği alanlar.

YABAN YAŞAMINA ETKİSİ
Bir de yaban yaşamı var. Bir baraj, yol, maden veya yeni yerleşim alanı planlanırken o bölgede yaşayan hayvanların suya, besine ve yaşam alanına nasıl ulaşacağı da düşünülmeli. Habitatları yok edilen canlıların yalnızca kendileri değil, içinde bulundukları ekosistem de zarar görüyor. Bu yıl Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31’de iklim krizinin etkilerini azaltmaya ve bu krize uyum sağlamaya yönelik politikalar tartışılacak.

Veteriner hekimler bu tartışmanın dışında kalmamalı. Çünkü biz sahada iklim değişikliğinin hayvan sağlığına, hayvan refahına, hayvansal üretime, hastalıkların yayılımına ve dolayısıyla insan sağlığına etkilerini birebir görüyoruz. Bu nedenle artık “Veteriner hekimlerin iklim değişikliğiyle ne ilgisi var?” diye sormak yerine şu soruyu sormalıyız: İklim değişikliğiyle mücadelede veteriner hekimlerin bilgi ve deneyiminden nasıl daha fazla yararlanabiliriz?

Çünkü veteriner hekimlik yalnızca hasta hayvanı tedavi eden bir meslek değil, hayvan sağlığı, hayvan refahı, gıda güvenliği, halk sağlığı ve çevre sağlığının kesiştiği bir sağlık mesleğidir. Dolayısıyla iklim değişikliğinin tam da merkezinde duran mesleklerden biridir.

DR. GÜLAY ERTÜRK

VETERİNER HEKİMLER DERNEĞİ GENEL BAŞKANI

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/veteriner-hekimlik-ve-iklim-degisikligi-gulay-erturk-2532644..

Bugün Cumhuriyet Gazetesi – Olaylar ve Görüşler sayfasında, Dernek Başkanımız Veteriner Hekim Dr. Gülay Ertürk’ün kaleme aldığı “Veteriner hekimlik ve iklim değişikliği” başlıklı yazı yayımlandı.

İklim değişikliği veteriner hekimliği neden ilgilendiriyor?
Yanıtı yazıda…

27/08/2026
23/08/2026
23/08/2026
23/08/2026
23/08/2026

📖 This month’s article ‘Sarcopenia, cachexia and frailty in older cats: mechanisms, assessment and therapeutic considerations’ by Marge Chandler describes the pathophysiology, diagnosis and potential treatment of feline muscle loss. The article also aims to encourage early diagnosis and treatment of muscle loss by clinicians and to inspire more research in this area. 🐈

Read it for free via JFMS 👉 https://journals.sagepub.com/doi/epdf/10.1177/1098612X261426765

🎧 Don’t forget, you can hear more from Marge in our recent Open Access episode of Chattering with iCatCare! Listen wherever you get your podcasts.

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Vet Performans Dergisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Vet Performans Dergisi:

Shortcuts

Share