31/05/2026
KASTAMONU’NUN BAHTI NIYE KARA?
Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı, Kurban Bayramı vesilesiyle geldiği memleketi Kastamonu’da, AK Parti İl Başkanlığı kürsüsünden yine iddialı cümleler kurdu.
Siyasette yaşanan son gelişmelere değinirken, "Onlarla bizim aramızda bakış farkı var, vizyon farkı var, hayata bakış anlamında bir fark var" diyerek adeta bir vizyon dersi verdi.
Sayın Bakan haklı, ortada gerçekten devasa bir vizyon farkı var!
Ama bu fark iktidar ile muhalefet arasında değil; Sayın Bakanın Ankara’dan getirdiği yüksek perdeden siyasi retorik ile Kastamonu’nun sokaklarında, ilçelerinde "gün gibi ortada duran" acı gerçekler arasında.
Kastamonulular olarak sorma vaktimiz geldi de geçiyor: Yıllarca bakanlık yapmış Murat Başesgioğlu’muz vardı, ne değişti? Bugün kabinede aktif olarak oturan bir Tarım ve Orman Bakanımız var; peki Kastamonu’nun makus talihi neden zerre kadar kımıldamıyor?
Sayın Bakan sık sık Kastamonu’ya geliyor, bayramlaşıyor, konuşuyor ama bugüne kadar bu şehrin hangi kronikleşmiş yarasına merhem olduğunu, hangi somut projeyi bitirdiğini bilen var mı?
Gelin, Sayın Bakanın o çok bahsettiği "vizyonu" Kastamonu ölçeğinde net bir şekilde karşılaştıralım ve sorumluluğu tam olarak ait olduğu yere, Orman Bakanlığı koltuğuna bırakalım.
KUZKA Kastamonu’da, Nimeti Çevre İllerde!
Ulaşımdan başlayalım...
Bir zamanlar bizim sancağımız olan Karabük’e daha ilçe bile değilken, 1932 yılında tren gitmiş. O tren, bugün Karabük’ü devasa bir sanayi kenti yaptı. Biz ise hâlâ ne bir demiryolumuz var ne de bitmeyen Kırık Tüneli, İnebolu Tüneli yüzünden düzgün bir karayolumuz!
Daha trajikomik olanı ne biliyor musunuz? Merkezi Kastamonu olan Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA), alternatif turizmi geliştirmek için seyahat acentelerine oluk oluk finansal destek sağlıyor. Ama bu destekle fonlanan Özel Karaelmas Ekspresi ve Turistik Tuz Ekspresi trenleri yüzlerce yolcuyu alıp Çankırı ve Sinop’a taşıyor!
Çevre iller turizmle şahlanırken, KUZKA’nın merkez üssü olan Kastamonu, rayı olmadığı için sadece arkalarından bakıyor. Kastamonu siyaseti, Ankara’dan hakkı olanı istemeyi bilmediği için havanda su dövüyor.
Ballıdağ’ın İpi Doğrudan Bakanlığın Elinde!
Şimdi gelelim asıl can alıcı noktaya ve topu doğrudan Sayın Bakanın önüne atalım.
Daday için bir umut kapısı olan, bölge insanının çoluk çocuğuna iş, aş olur diye yıllardır gözünün içine baktığı Ballıdağ Hastanesi projesi tamamen çöktü.
Kastamonu Kalkınma Vakfı (KKV) toplantısında İş İnsanı Cengiz Aygün bizzat açıkladı; yapılan sözleşme iptal edilmiş ve o iş bitmiş! Ballıdağ Hastanesi yıkıldığı için işin yeniden ihale edilmesi gerekiyormuş.
Peki, bu düğümün çözüleceği, bu bürokratik engelin aşılacağı yer neresi? Doğrudan Tarım ve Orman Bakanlığı!
AK Parti Milletvekili Halil Uluay çıkmış, "Devletin orada yapabileceği bir şey kalmadı" diyerek topu taca atıyor. Devlet yapamıyor, özel sektörün eli kolu bürokrasiyle bağlanıyor...
E kim yapacak o zaman?
Sayın İbrahim Yumaklı; siz bu ülkenin Tarım ve Orman Bakanısınız. Kendi bakanlığınızın uhdesindeki bir araziyi, kendi memleketinizin en hayati sağlık ve istihdam projesini ayağa kaldıramayacaksanız, Ankara’daki o vizyonun Kastamonu’ya ne faydası var? Ballıdağ’daki o kanayan yara, doğrudan sizin bakanlığınızın bütçesinde ve iradesinde kilitlenmiştir. Bu sorun çözülmüyorsa, sorumlusu ne muhalefettir ne de coğrafyadır; doğrudan doğruya Orman Bakanlığı'dır!
Sahi, Bu Şehrin Siyasileri Bir Araya Gelip Konuşmaz mı?
Burada resmi daha genişletelim ve iğneyi biraz da kendimize batıralım.
Biz Bakanı eleştiriyoruz ama bu şehrin yerel dinamikleri ne yapıyor? Başta Sayın Valimiz olmak üzere, iktidarıyla muhalefetiyle milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız neden bir araya gelmiyor?
Bugüne kadar bu şehrin idarecileri ve siyasileri ortak bir masada buluşup, "Kastamonu'nun öncelikli 5 ana sorunu budur, projeleri bunlardır" diye net bir strateji belgesi hazırladı mı?
Ortak akılla bir istişare toplantısı yapıp, bu dosyayı Kastamonulu bakanlarımızın önüne koydular mı?
Acaba hiç bir araya gelip bu memleketin can alıcı konularını samimiyetle tartıştılar mı, yoksa herkes kendi ajandasının peşinde mi? Eğer bu şehrin valisi, milletvekili ve yerel gücü bir lobi oluşturup bakanların kapısını aşındıramıyorsa, Ankara’dan buraya yatırımın kendiliğinden akmasını beklemek saflıktır. Biz bir ve beraber olup istemesini bilmezsek, bakanımız Kastamonulu olsa ne yazar, olmasa ne yazar?
Şehir Sönüyor, Bakanlar Seyrediyor
Sadece Ballıdağ mı?
Yıllardır çözülemeyen Özel Uğurlu Hastanesi de idari basiretsizliğin anıtı olarak orada duruyor. Zamanında "Sorunu çözdüm" diye zafer çığlıkları atanlar, ruhsatı başka yerde binayı başka yerde bırakıp gittiler.
Kastamonu her gün kan kaybediyor, her gün biraz daha sönüyor. Gençler iş bulamadığı, değer görmediği, önünü göremediği için bu şehirden göç ediyor. Halil Rıfat Paşa’nın dediği gibi: "Gidemediğin yer senin değildir." Ankara bizim için yolları aşmıyor, tünelleri bitirmiyor, bakanlığın projelerini onaylamıyor.
Sayın Yumaklı, siyasetteki "kepazeliklerden" dert yanıp "Onlar bizden uzaktır, bizi ilgilendirmez" diyor. Doğrudur, makro siyasetteki çekişmeler bizi de ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren; Daday’ın geleceğidir, Ballıdağ’dır, Kastamonu’nun bitmeyen yatırımlarıdır.
Kastamonu halkı artık kürsülerden laf üretilmesini değil, icraat görmek istiyor. Masanın bir tarafında istişareden ve birliktelikten kaçan yerel siyasiler, diğer tarafında memleketine sadece bayramlaşmaya gelen bakanlar olduğu sürece bu şehrin makus talihi değişmez.
Madem kabinede güçlü bir Orman Bakanımız var; o halde yerel siyasetçiler de bir araya gelip o masayı kuracak, Bakan bey de o masadan çıkan kararları uygulayacak! Aksi takdirde Ballıdağ’ın hesabını da, KUZKA’nın bereketsizliğini de, Kastamonu’nun sahipsizliğini de doğrudan sizlerden sormak bu halkın en doğal hakkıdır.
Çünkü bu şehir çetindir, ama artık birbirine değil, hakkını vermeyen siyasilere karşı çetin olmak zorundadır!
Mehmet Eren Ajans37 Kastamonu Medya