AkıncıOvası Gazetesi

AkıncıOvası Gazetesi AkıncıOvası Gazetesi - Kazan'ın gerçek sesi! +++++++++++++++++++++++ http://www.akinciovasi.com

KIZILCAHAMAM’DA ORMAN YANGINI: EKİPLER HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE EDİYORKızılcahamam ve  Çankırı Çerkeş arası ormanlık ...
13/09/2026

KIZILCAHAMAM’DA ORMAN YANGINI: EKİPLER HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE EDİYOR

Kızılcahamam ve Çankırı Çerkeş arası ormanlık alanda çıkan yangınlara havadan ve karadan müdahale sürüyor. Rüzgârın etkisiyle yayıldığı belirtilen yangın nedeniyle bölgede yoğun çalışma yürütülüyor.

Kızılcahamamlılar Derneği Genel Başkanı Beyhan Sarı, Ardıç Karataş, Ayı Kayası ve Hıdırlar Yaylası’na yakın bölgelerde büyük bir yangının başladığını, Başköy ile Semer Alveren Yaylası taraflarından da dumanların yükseldiğinin bildirildiğini açıkladı.

Çerkeş ile Kızılcahamam ilçe sınırlarında etkili olan orman yangınlarının kendilerini derinden üzdüğünü belirten Sarı, rüzgârın yangının yayılmasında etkili olduğuna dikkat çekti.

Yangının bir an önce kontrol altına alınmasını temenni eden Sarı, “Rabbim yangınları bir an önce kontrol altına almayı, ormanlarımızı ve doğal yaşamımızı korumayı nasip etsin.” ifadelerini kullandı.

Bölgede orman işletme, itfaiye, jandarma ve belediye ekipleri ile gönüllülerin yangına müdahalesi havadan ve karadan yoğun şekilde devam ediyor.

13/09/2026

KAHRAMANKAZAN’DA ANIZ YANGINI: ALEVLER YERLEŞİM ALANLARINA SIÇRAMADAN SÖNDÜRÜLDÜ

Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde ekili alanda çıkan anız yangını, ekiplerin ve vatandaşların hızlı müdahalesiyle yerleşim alanlarına sıçramadan kontrol altına alındı.

Yangın, Örencik Mahallesi Bademlik mevkisindeki ekili alanda çıktı. Kısa sürede yayılan alevler nedeniyle bölgede bulunan bazı evlerin bahçeleri yangından etkilendi.

İhbar üzerine bölgeye Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edilirken, Kahramankazan Belediyesi de iş makineleriyle söndürme çalışmalarına destek verdi. Köylüler ise su tankerleriyle alevlere müdahale etti.

Ekiplerin ve bölge halkının koordineli ve erken müdahalesi sayesinde yangının yerleşim alanlarına ulaşması önlenerek olası bir facianın önüne geçildi.

Kontrol altına alınan yangının ardından bölgede soğutma çalışmaları sürerken, Kahramankazan Belediye Başkan Vekili Atilla Atalay ile belediye ekipleri de bölgede incelemelerde bulundu.

12/09/2026

KAHRAMANKAZAN’DA YAKIT TANKERİ OTOMOBİLE ÇARPTI

Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde yakıt tankeri seyir halindeki otomobile arkadan çarptı.

Kaza, saat 16.00 sıralarında Orhaniye ve İmrendi yol ayrımında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Soner K. yönetimindeki 54 DL 044 plakalı yakıt tankeri seyir halindeki Cengizhan C. idaresindeki 41 SKZ 958 plakalı otomobile arkadan çarptı.

Çarpmanın etkisiyle yakıt tankeri yan yatarken, otomobilde büyük çapta maddi hasar meydana geldi.

İhbar üzerine olay yerine sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi. Kazada yaralananlar, ilk müdahalelerinin ardından Kahramankazan Devlet Hastanesi ve Sincan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Yaralıların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenilirken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı

11/09/2026

KAHRAMANKAZAN’DA OTOMOBİL ELEKTRİK DİREĞİNE ÇARPTI: 2 YARALI

Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde kontrolden çıkan otomobilin elektrik direğine çarpması sonucu iki kardeş yaralandı.

Kaza, saat 15.30 sıralarında Satı Kadın Mahallesi Çırpanoğlu Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 20 yaşındaki Volkan İ. idaresindeki 06 FGN 261 plakalı otomobil, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Otomobil, sol arka kısmından elektrik direğine çarparak boş araziye savruldu.

Sürücü Volkan İ.’nin, 17 yaşındaki kız kardeşi Elif İ.’nin okul kaydını yaptırmak üzere yola çıktığı öğrenildi.

Çarpmanın etkisiyle araçta bulunan iki kardeş vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandı. İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından Kahramankazan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Sürücü Volkan İ.’nin sağlık durumunun iyi olduğu, başından darbe alan kardeşi Elif İ.’nin ise tedbir amacıyla Bilkent Şehir hastanesine sevk edildi

Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

09/09/2026

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde ellerinde sopa bulunan bir grup çocuk, başka bir çocuğu sokakta kovalamaya başladı. Genç bir kızın arkasına sığınarak kurtulmaya çalışan çocuk dayak yemekten, esnafın müdahalesiyle kurtuldu; o anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.
Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde bir grup çocuğun elinde sopalarla başka bir çocuğu kovaladığı anlar bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.
Olay, Kahramankazan ilçesi, Ankara Bulvarı üzerinde meydana geldi. İddialara göre, ellerinde sopa ve çubuklar bulunan bir grup çocuk, başka bir çocuğu sokak ortasında kovalamaya başladı. Sopalı grubun elinden kaçmaya çalışan çocuk, kaldırımda yürüyen genç bir kızın arkasına sığınarak kendisini korumaya çalıştı. Çevredeki esnafın durumu fark ederek gruba bağırması üzerine çocuklar geri çekildi. Ellerindeki sopaları sallayan grup, bir süre sonra bölgeden uzaklaştı. O anlar bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı

06/09/2026

TARAF OLMAK YANDAŞ OLMAK DEĞİLDİR

Bugün içinde bulunduğumuz gelişmeleri, şartları, Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu özellikle tercih etmemiştir. Günün şartları, konjonktör ve şahit olduğumuz veya olamadığımız gelişmeler herkese vaziyet alma sorumluluğu yüklüyor. Evet öyle ya da böyle bir tarih yazılıyor. Bu sürecin sonunda Kahramankazan’ın hinterlantı ne olacak. Ya Ankara’nın kenar mahallesi olarak yoluna devam edecek ya da Dünya’da adını duyuran bir şehir olacak.

Taraf olmak vaziyet almaktır. Taraf olmak ille de yandaş veya karşıt olmak anlamına gelmez. Kapılar kapandığında tercihin içeride mi yoksa dışarıda mı olduğuyla ilgilidir. Bugün belki de geçmişten günümüze Kahramankazan, geleceği açısından en önemli potansiyeli barındırıyor.

Aslında 2004 yıllarında böyle bir fırsat vardı. O dönem Türkiye’nin 4 bir yanına oluk oluk hizmet akarken Kahramankazan çok eksik kaldı. O gün aktif rol alan o isimler paket halinde mi geldi yoksa birbirlerini mi etkilediler bilemem ancak Kahramankazan açısından çok başarılı işler yaptılar denilemez.. O gün “kendi açılarından” doğru tarafta olmayı başardılar ancak ilçenin yararına doğru işler yapmayı başaramadılar. Günün sonunda isimlerini yazdırdılar. Haliyle paket halinde iyi anılmayacaklar. Yani tarihin doğru tarafında yer almak süreçle ilgili bir durum.

Mesela Dünya’da “ulus devlet” rüzgarı hakimken donanım, bilgi ve devlet adamlığıyla belki de Atatürk’ten kalır yanı olmayan Enver Paşa başarılı olamamıştır. Yada Çerkez Ethem. Kuva-i Milliye’nin başat aktörüydü. Çerkez Ethem’in başarılarını hangi kelimelerle tarif edebilirim. Düşmana büyük bedeller ödetti. Abisi Reşit Paşa’dan farklı olarak düzenli orduya karşı çıktı. İşin sonunda Abisi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları arasında yer aldı, kendisi hainlik damgasıyla Yunanlılara sığındı. Osmanlı’nın Fedret Devrini düşünün. Şeyh Bedrettin Şehzade Musa yerine Mehmet’i destekleseydi bugün adı Akşemseddin, Molla Gürani gibi anılacaktı.

Belirli dönemler vardır. Ve belirli isimler büyük işlere imza atar. Birlikte olmasalar da birlikte bir şeyler başarırlar. Ama iyi ama kötü tarih sayfasına isimlerini not ettirmeyi başarırlar.

Dikkat edin. 1900’lü yıllarda Nikola Tesla, Thomas Edison, Marie Curie, Albert Einstein, Alexander Graham Bell aynı dönemde fizik alanında insanlığa rehber olacak hizmetler sunmuş. Aynı dönemde olmasalardı belki de Edison ampulü bulamayacaktı. Yada 90’lı yıllar. İnternet bir anda aldı başını gitti. Bilgisayar, telefonlar, akıllı bilgisayarlar, yapay zeka o dönemin eseri. 20’inci yüzyılda yaşamış devlet başkanlarına bakın. Aynı anda hepside mi kötü olur. Almanya’nın Hitler’i, İtalya’nın Mussolini’si, SSCB’nin Stalin’i, İngiltere’nin Churchill’ı, ABD’nin Roosevelt’i gibi sanki kötülük paket halinde verilmiş. Belirli dönemlerde bir şeyler oluyor toplu halde ya iyi veya kötü şeyler oluyor. Kazan Lisesi’ne dikkat edin mesela. Bir dönemin öğrencileri toplu halde üniversiteyi kazanıyor. Sanki öncesi ve sonrası yokmuş gibi. O dönemin öğrencilerinden eski meclis üyesi Mehmet Ünal üniversiteyi kazanmamış ama adamın hayatı üniversite.

İçinde bulunduğumuz dönem de önemli bir eşik. Sıçrama yapması açısından potansiyel barındırıyor. Yeni bir gün, yeni bir dönem, yeni kahramanlar. Bu illa da hayalleri süsleyen bir beldenin varlığını işaret etmiyor. Dönem hayaller alemi değil elbet.

Yazıyı daha fazla uzatmak istemiyorum. Çünkü okuyucularım dinlerken, okurken ara vermek zorunda kalıyoruz. Başını sonunu kaçırıyoruz. Lütfen kısa yaz diyorlar. Bu sefer uzatmayacağım. Meramımı anlatabildiğimi sanıyorum. Ara ara bana sorulan bazı soruları sizinle paylaşıyorum. Bunların içinde en çok hoşuma giden sorulardan biri “Sana bu yazıları kim yazdırıyor” Chat CPT’ye yazdırıyorum. Anahtar kelimeler var. ZÜBÜK, ALİ, saman atıldan su yürüten ATİLLA, karda yürüyüp izini belli ettirmeyen ATİLLA, (Bu sefer kast ettiğim Atila Atalay değil) KAHRAMANKAZAN, HASAN gibi. Chat CPT’ye giriyorsunuz benzeri yazıları hazırlayıp veriyor. Bu kadar basit.

Bitirmeden bir anımı paylaşmak ve kısa bir değerlendirme yapmak isterim.

Yıl 2013…

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın, Örencik Mezarlığı’nın alt bölümünde yaklaşık 500 dönümlük bir alanda dezavantajlı gruplar ve emekliler için planladığı bir köy kent projesi vardı.
Proje kapsamında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarı Kazan’a gelecek. Genel müdürler, daire başkanları, kaymakam, belediye başkanı… İlçenin protokolü orada. Hep birlikte müsteşarı bekliyoruz.
Müsteşar gelmeden önce alanı gezmek için aşağı doğru yürümeye başladık. Önde, belediyenin Basın Yayın birimi çalışanlarından Renan Nalçacı ve Numan Göktaş üçümüz protokolün önünden yürüyoruz.
Bir ara Belediye Başkanı Lokman Ertürk gruptan ayrılıp hızlı adımlarla yaklaştı koluma girdi ve öne doğru iterek iki arkadaştan ayırdı.
Ve bana, özetle: “Aklını başına topla. Ne haltlar karıştırdığını biliyorum. Seni toz duman ederim, cımbızla parçanı bulamazlar.” dedi.

O dönem belediyenin faaliyetlerinden, haberlerinden mümkün olduğunca uzak duruyordum. Çünkü Lokman Ertürk’ün ısmarlama haber taleplerini karşılayacak gazeteci ben değildim. Elimde DHA mikrofonu ilçedeki diğer kamu faaliyetlerini Kaymakamlık çalışmalarını haberleştirmeye devam ediyordum. Bir önceki yazımda bir kaymakam belediyenin de haberlerini yap belediye başkanı bana çok baskı yapıyor dediğimi yazmıştım. O kaymakam Veysel Beyru’ydu. Her neyse, Belediye Başkanı Lokman Ertürk’ün kızgınlığının sebeplerinden biri de buydu. Yani anlayacağınız, haber yapsan bir dert, yapmasan başka bir dert…

Uzatmayım. Müsteşar geldi. Kazan girişinde karşıladık hep birlikte tekrar Örencik Mezarlığı’nın o tepeye çıktık. Müsteşar ayak üstü alanı ve projeyi dinledi. Bu arada o ana kadar müsteşarı tanımıyorum. Dönemin Kaymakamı Veysel Beyru Sayın Müsteşarım Hasan Bey’de sizin hemşehriniz.” dedi.
O dönem aynı zamanda Doğan Haber Ajansı muhabiriydim. ( DHA muhabiri olduğumu özellikle unutmayın. Çünkü ihtiyaç halinde sonraki yazılarımda bu husus üzerinden anlatacaklarım olabilir)
Müsteşar bana dönüp “Öyle mi, hangi köydensin?” diye sordu. Öğrendi, sohbeti uzatmadı. sonra program devam etti. Ardından bugün Connect Otel’in bulunduğu, o dönem Sege tesisleri olarak kullanılan yere geçtik. Ortada kocaman bi havuz vardı bilenler hatırlar.Burada da programlar yapıldı. İlerleyen saatlerde Müsteşar bana köyden kimlerden olduğumu sordu. öğrendi, şaşırdı.
4 Saat önce Lokman Ertürk’ün çıktığı koluma bu sefer de müsteşar girdi “Gel hemşerim senle bi turlayalım hele” dedi. Havuz etrafını turladık sohbet ettik. Özetle köylerimiz yakın, rahmetli dedemle onun babası çok iyi arkadaşmış. O sohbetin ardından bizi ayakta bekleyen protokole doğru yöneldik. Müsteşar Belediye Başkanına “Hemşerimle aranız nasıl başkan?” diye sordu. Lokman Ertük tereddütsüz cevap verdi “Hasan bizim canımız” dedi. Başka bir şey anlatmama gerek var mı?

Özetle karşı karşıya olduğumuz zihniyetin ahlakını, çapını ve gerektiğinde neler yapabileceğini göstermek açısından önemli. Çok şey gördüm, çok şey yaşadım, çok şey de biliyorum. Hiçbirini unutmuyorum. Hafızam kuvvetlidir. Üstelik bütün bunların karşısında benim aleyhime kullanabilecekleri, mesleki ahlakım üzerinden önüme koyabilecekleri bir şeyleri de yok. Bunu özellikle bilin istiyorum.

Yıllardır gazeteciyim. Yazdıklarım ortada. Geçmişte yazdıklarımı silmiyorum birileri gibi. Hesabını verebiliyorum. Zübük’ün kiliği yorum yapıyor, ilgisiz şeyler söylüyor onlara cevap vermem. Ayı gösterirken parmağa bakanlara ne cevap verebilirim. Evet oyunlarını açık ediyorum. Planlarını bozuyorum. Beni güllerle karşılamayacaklar elbet. Tabiki yapabildiklerinden geri durmayacaklar. Bunun farkındayım…

Kıymetli okuyucularım, haber yapmakla yalakalık yapmak arasında fark vardır. Bir belediye başkanının haberini yapmam o hizmeti değerlendirmemden daha doğal ne olabilir? Mesele bu değil. Siz şuna bakın: Yaptığım haber karşılığında bir menfaat elde etmiş miyim? Ekonomik bir kazanç sağlamış mıyım? Bir makam, mevki, ihale, iş veya ayrıcalık peşinde koşmuş muyum? Bakacağınız yer burasıdır. Ben Zübüğü istiyorum. Ona cevap veririm, avanelerine değil.

03/09/2026

ORGANİZE KÖTÜLÜK SONA ERMİŞTİR

(Yazı çok uzun oldu farkındayım. Ancak her satırı, her kelimesi çeyrek asırlık birikmişlik barındırıyor. Farkında olarak okuyup dinlemenizi rica ediyorum) 🔴

En çok karşılaştığım sorulardan biri. Ne oldu, ne olacak bundan sonra? Siyasetçilerin A, B, C, D… Z planları vardır. Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, sondan başladı. 'Z'ye' kadar olan bütün ihtimaller, olasılıklar, denklemler altüst oldu. Hatta ve hatta eskiye dair ne varsa toz duman oldu. The end.

20 yılı aşkın bir gazeteci olarak kısa bir yolculuğa çıkarayım sizleri. Takvimler 14 Ağustos 2001 yılını gösterdiğinde Türkiye'de yeni bir siyasi parti kuruldu. Kahramankazan'da kurucu ilçe başkanı ise malum kişi yani Lokman Ertürk oldu. O tarihlerde Melih Gökçek Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Aynı tarihlerde onun da bir parti çalışması vardı. Adı Demokrat Parti. Kahramankazan'da ise ilçe başkanı Lokman Ertürk'ün isteğiyle Süleyman Akyol oldu. Ak Parti, rüzgarı arkasına aldığı anlaşılınca Demokrat Parti'nin varlığı haftalar sürmedi. Melih Gökçek Ak Parti'ye geçti, Lokman Ertürk ilçe başkanlığına devam etti. Özetle Melih Gökçek Demokrat Parti Genel Başkanlığını devam ettirseydi Lokman Ertürk de siyasete Demokrat Parti'den devam edecekti. Hatırlayanlar olacaktır o dönem Ak Parti'den 6 belediye başkan adayı vardı. En güçlü aday, gerek bekraundu gerekse mesleğiyle öne çıkan mimar Ayhan Tırpan'dı. Bi şekilde onun isim değişti ve Lokman Ertürk Belediye Başkan adayı oldu. O dönem bi titri olmayan, o güne kadar yaptığı kooperatif ve diğer işlerde şaibelere adı karıştığı için adaylık sürecinde hem o şaibelerin üzerini kapatmak hem de bir titri olsun diye "Melih Gökçek'in danışmanı" formülü geliştirdiler. Nitekim tuttu. Ahmet Şanal ilçe başkanı yapıldı. Hem siyasette yeni bir yüz hem de herhangi bir şaibeye bulaşmadığı için isabetli bir karar olarak değerlendirildi. Sonuçta Ak Parti rüzgarıyla Ertürk belediye başkanı oldu. İlk icraatlarından birisi bugün Aile Yaşam Merkezi olarak faaliyet gösteren Keskinler tesisini belediye adına satın almak oldu. O dönem o satışta şaibeler konuşuldu. Ancak orada kaldı. Belki de ikinci icraatlarından birisi Ahmet Şanal'ı ayak oyunlarıyla ilçe başkanlığından düşürmek oldu. Çünkü Ankara'yla, Ak Parti Genel Merkezi'yle iletişimi olmayan, imkanları kısıtlı "kontrollü" bir ilçe başkanına ihtiyaçları vardı. Yani Ankara'yla irtibatlı isimler uzaklaştırıldı ki Ankara’dan habersiz burada işler tıkırında yürütülebilsin. 15 yıl boyunca Kahramankazan ile hükümet arasında tek bağlantı Lokman Ertürk oldu. Başka hiç kimsenin olmasını da istenmedi. Mesela son 20 yıl içerisinde okumuş, bir makam mevki sahibi olmuş, iyi niyetli, samimi hangi Kazanlı çıkıp da şu konuda fikrimi aldılar, Hangi Kahramankazanlı çıkıpta benim de şu konuda ilçeme faydam oldu diyebilir. Girişimde bulunanlar olmuştur elbet ancak bi şekilde geri çevrilmiştir. Çünkü niyet Kahramankazan'ı ihya etmek değil. Bi düşünün Avrupa'nın en büyük ödülüne layık görülen Kahramankazanlı ünlü mimar Ali Osman Öztürk'e mimari konuda danışılmış mıdır ya da genç beyinler Yüksek İnşaat Mühendisi Kemal Akdere veya Şehir plancısı Kaan Aslan'a Kahramankazan'ın faydasına sizlerin ne katkısı olabilir diye sormuşlar mıdır sizce. Sayacağım daha çok isim var ancak mevzu isimler değil dikkatinizi çekmeye çalıştığım olgunun kendisi.

Elbette sormayacaklar. Çünkü yüzölçümü Ankara'nın en büyük ilçesinde, arazilerinin neredeyse tamamına yakını bakir bir ilçede, bahsettiğim kliğin farklı hesapları vardı, rant devşirilecekti. Ve planlarını hayata geçirdiler. Ancak bitiremediler. Yüzölçümü o kadar geniş ki, mevcut rantın ancak yüzde 30'u kullanılabildi. Yani arkası daha çok. Elde ettikleri o yüklü servetle bugün siyaseti dizayn etmekten geri durmuyorlar. İlçe başkanı tayin ediyorlar, meclis üyeleri satın alıyorlar, birlikte yiyip içiyorlar vs. Tüm bu gelişmelere tanık oldum. Oluyorum. Ben de nefsime uyup bu kliğe dahil olsaydım, tenezzül etseydim bu kadar cesur yazılar yazamazdım. Bu kliğin üyesi olduktan sonra da bir yerlerde kasetim, uyuşturucu partilerinde görüntülerim, gazetecilik adı altında alınmış gizli ses kayıtları, görüntülerle adımın anıldığını duyardınız. O zaman da bu yazıları yazamazdım. Benim haricimde de sizlere bu gerçekleri duyuracak kimse de olmazdı. Özünde ailemden aldığım terbiyenin gereğini yapıyorum. Bir parça da mesleğimin gereği böyle söylüyor. Bir parça mesleğimin gereği dememin nedeni, tehdit ve baskılardan dolayı yazamadığım da oldu. Tek başına kendi yağında kavrulan bir gazeteci ne kadar cesursa ben de o kadar cesur olmaya çalıştım. Bu özel konuya girmemin nedeni özelden bana yazmışlar "nasıl bi zübük gazeteci olduğunu herkes görecek, resimlerini yayınlayalım da gör, kelleni alacaklar" gibi. Ellerinde varmış madem ya şimdi çıkartacaklar ya da mahkeme zoruyla çıkarttıracağım. Gönderdikleri mesajları silmekle kurtuluş yok. Ya da sosyal medya hesaplarını sıfırlamakla da. Evet dün tek başımaydım, şimdi öyle değil. Yahu neredeyse Melih Gökçek'i alacaklar daha ne olsun…

Kahramankazan'da önemli tarihler vardır. 1961'de nahiye merkezi olması, 1971'de belde olması, 1987'de ilçe olması gibi 2004 yerel seçimleri de bir milattır. Birçok kişinin aksine bir tespitte bulunacağım. 2004 yerel seçimleri Kahramankazan açısından Osmanlı Devleti'ndeki duraklama döneminden bir farkı yok. Ak Parti Türkiye'nin her tarafına oluk oluk hizmet akıtırken, Kahramankazan da elbette nasibini aldı. Kahramankazan'a gelen hizmetlerde belediyenin bir dahli olmadı. Kahramankazan Türkiye'nin her ilinden hızla göç alırken haliyle ihtiyaçlar doğrultusunda Hem Büyükşehir Belediyesi, hem de hükümet kanadından hizmetler geldi. Mesela okullar, 2000'li yıllarda veya öncesinde öğrenci olanlar bilir. Her okul sırasında 3'er kişi otururduk. 4'üncü ve 5'inci sınıf birlikte ders görürdü. Ak Parti bu ortalamayı düşürme iddiasıyla Türkiye'nin her tarafına okul seferberliği başlattı. İş adamları da bu seferberliğe dahil oldu. Yani belediye istemese de bu hizmetler gelecekti. Çok basit bir örnek vereyim. 10 bin nüfuslu Kazan'a yılda 3, 4 bin kişi göç ediyordu. Kanalizasyon hattı yetersiz, her şey yetersiz gelmeye başlamıştı. Dünya Sağlık Örgütü asbestli borular kansere sebep oluyor diyerek yasakladı. Kahramankazan 2000'li yılların başında asbestli borulardan su içiyordu. Büyükşehir belediyesi, asbestli borulardan su içen tüm ilçelerde hatları değiştirme kararı aldı. Derken tüm il, ilçelere doğalgaz çalışması başladı. Buraya kadar her şey normal. Hizmet geliyor. O dönem Kahramankazan inşaat alanına dönüştü. İnsanlar çamur deryasında yürürken şikayetleri yoktu. Çünkü hizmet geliyordu. Elektrik, doğalgaz, kanalizasyon ve içme suyu hattı yapılıp tamamlanmışken ve artık sokak ve caddelere asfalt serimi yapılacakken her şey durdu ve kazı çalışmaları yeniden başladı. Herkes ne olduğunu çözmeye çalışırken konu anlaşıldı. Kahramankazan'a yağmur suyu hattı yapılacak. Aslında boru çapı çok büyük olduğu için ilk yapılması ve en altta olması gereken yağmur suyu hattıydı. Son anda Kahramankazan'a gelen yağmur suyu hattı başka bir ilçe için ihale edilmişti. Ancak o ilçede çalışmalar bir türlü başlayamayınca ihalenin iptali gündeme geliyor. İhaleyi alan firma belli ve ihalenin iptal edilmesini istemeyen Melih Gökçek de yağmur suyu hattının Kahramankazan'a kaydırılmasını söylüyor. Belediye başkanının aklında, hayalinde olmayan hizmetler Kahramankazan'a geldi çünkü şartlar zorluyordu. Peki belediyenin yaptığı hiçbir şey yok mu diye soracaksınız? Çok net söylüyorum. 2004 yılından 2019 yılına kadar belediyenin Kahramankazan'a çaktığı bir tek çivi dahi yok. Belediye başkanı hiçbir şey yapmadı diye soranlar da olabilir. Onlara söylüyorum. Evet yaptı. Çok güzel el öptü, sarıldı, kucakladı, hal hatır sordu. Bir şey daha yaptı. 15 yıl boyunca Kahramankazan'ın rantını, hazinesini hoyratça kullandı. Arazisi bakir ilçede imar çalışmalarıyla tarlalar havada uçtu, itiraz edenlerin itirazı bile havada kaldı. Yandaşlara ucuza aldırılan yerler yüz katı, bin katı değerli konumlara taşındı. Kendisine aykırı kim olursa gözünün yaşına bakmadı. İşini yapmaktan başka bir düşüncesi olmayan postane müdürünün bile tayinini çıkarttırdı. Okul müdürü, öğretmeni, memuru bir kenara bırakıyorum en hafif tabirle kaymakamın bile tayinini çıkarttı. İsmini şimdilik vermeyeceğim kaymakamlardan biri bana; “Hasan Bey yaptığınız haberler çok güzel, sesimiz oluyorsunuz ancak Lokman bey bana çok baskı yapıyor. Onun da haberlerini yapsanız üzerimdeki baskısı azalır” demek zorunda kaldı. Daha ne söyleyebilirim ki…

Kahramankazan açısından önemli tarihler var demiştim. Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu'nun Ak Parti'ye geçmesi önemli bir milattır. Onu aldım bir tarafa koydum ancak bir devrin sona erdiğini de anlamak açısından CHP'den Yeni Parti'ye geçen Mahmut Ayhan'ın meclisteki konuşması da önemli bir tarih olarak kaydediyorum. Her fırsatta bahsettiğim klik, anlaşılıyor ki kendilerine sözcülük yapacak isim bulamıyor. O konuşmaya geçmeden önce sizi yerel seçimler öncesine götürmek istiyorum. O tarihlerde yazımı takip edenler bilir, Türkiye'nin her tarafında CHP'nin belediye başkan adayları açıklanırken belediye başkanlığı için müracaat etmiş tek aday olmasına rağmen Selim Çırpanoğlu'nun adaylığının açıklanması en sona bırakıldı. Bir tarafta Mansur Yavaş diğer taraftan CHP'liler, parti meclisi üyeleri başka adaylar peşinde koştu ancak kimseyi ikna edemediler. (Gerekçeleri sonra başka bir yazıda değerlendireceğim) 🔴 Bu arayışlara şahit olunca da şöyle bir yazı yazdım. "Ey CHP, Selim Çırpanoğlu'nun adaylığını açıklamak için daha neyi bekliyorsunuz. Selim Çırpanoğlu'ndan daha doğru bir aday mı bulacağınızı sanıyorsunuz". İşte bu ahval ve şerait içinde Selim Çırpanoğlu CHP'nin adayı oldu. Yüzde 10'luk CHP'nin oyunu yüzde 50'ye çıkardı. Bunu nasıl yaptığına bir bakın. Tüm varlığını, karizmasını Ak Parti'ye borçlu belediye başkanını kapı kapı gezdirerek yapmış. Bunu; Ak Parti sayesinde Zübük'le birlikte servet sahibi olmuş kliğin üyelerini koşturarak yapmış. Bunu; MHP'lileri küstüren Ak Parti adayı Serhat Oğuz'un açıklarını iyi kullanarak yapmış. İşte böyle bir siyasi deha karşısında Mahmut Ayhan çıkmış nasıl anlı şanlı bir CHP'li olduğunu anlatıyor "CHP'lilerin yüzüne bakamıyorum" diyor. Saadet Partisi'nden Çamlıdere belediye başkan adayı olmasını bir tarafa bırakıyorum. Kahramankazan'da 10 yıl ilçe başkanlığı yaptı. Nasıl bi ilçe başkanlığı yaptığını da değerlendirmeyeceğim. 22 yıldır Kahramankazan'da gazetecilik yapan biri olarak çok iddialı bir soru soruyorum. Bugüne kadar hangi CHP ilçe başkanı, kendi belediye başkan adayı için çalıştı Lütfen çıkıp söyle. Ayrıca Lokman Ertürk'le yakınlığını eleştirenlere "Bugüne kadar Ak Parti'ye oy vermedim" diye cevaplıyor ya... Mahmut Hocam senin kime oy verdiğini sormuyorum. Lütfen Lokman Ertürk'e bi sor "son seçimlerde kendisi Ak Parti'ye oy vermiş mi?"

Niyetim Mahmut Hoca'yı hırpalamak değil. 70 yaşında bi adama saygısızlık yapmayı elbette istemem. Ancak hocam, bu cambazların ipinde oynayamazsın, onlar fırıldak. Öyle ki devran dönüyor onlar devrandan daha hızlı dönüyorlar. Ayak uyduramazsın. Sen onların sözcüsü olma. Sana kalmasın bu yük. Kafayı oynatırsın da dönüp yüzüne bakmazlar… Bırak, onlar kendilerini savunacak bi avukat bulur; bırak, onlar kamıştan bi ney yapar ucuna da bi ilçe başkanı takar. Sen o adam olamazsın. Şimdilik ellerinde sözcü olarak bi tek sen kaldın, yazık etme. Bu senin savaşın değil. Bu kanının son damlasına kadar ile parasının son kuruşuna kadarların savaşı.

Neden senin savaşın olmasın diyorum. Çünkü CHP ilçe başkanı olduğun dönemde arsalar kanatlanmış havada uçuşurken ve naçizane bunları yazarken yapayalnızdım. Sen de o dönem ilçe başkanıydın. Etme… Tanıdım tanıyalı bir kooperatif evinde öğretmen maaşıyla aldığın evde oturuyorsun. Bırak onları savunmayı. Bak savunduğun adamlara, yiyecek ekmeğe muhtaçken kaçıncı villa, kaçıncı yazlık, kaçıncı mahalleyi kaçıncı ilçeyi değiştiriyorlar. Sana kalmasın bu yük. İlla da bi şey yapmak istiyorsan işte sana fırsat. Bak Atila Atalay ifşa etti. Fazıl Köremezli'nin yaptığı dükkanların kanalizasyonu bağlı, onu al Mansur Başkan'a götür. De ki; O bölgede 10'larca yıldır üretim ve ihracat yapan fabrikalar var, yüzlerce çalışana istihdam sağlıyorlar, adamlar hâlâ foseptik çukurunda iş görüyor. Ancak yakın bölgede ASKİ yönetim kurulu üyesi Fazıl Köremezli’nin yaptığı dükkanların kanalizasyonu bağlı kiracı bekliyor. Hatta Ankara’nın isale hattı altından geçirdiklerini de söyle. Lütfen Mansur Başkan'a onları götür. Allah aşkına git söyle, rica ediyorum. O ekibin Saray'da Büyükşehir'in adını kullanarak nasıl iş yaptıklarını boş ver. Onları söyleme. Kalsın…

Bir şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum. Selim Çırpanoğlu belediye başkanı olduktan hemen sonra "AKP"liler başkanın etrafını çevreleyip bazı isteklerde bulununca Selim Çırpanoğlu onlara kimin belediye başkanı olduğunu hatırlattı. Dananın kuyruğu da orada koptu. "Sana kazandırdığımız gibi kaybettirmesini de biliriz" ondan sonra salvolar başladı. "Başkan iyi niyetli de etrafı kötü, Başkan iyi de etrafı Saray Mahallesi'ndeki fabrikaları haraca bağlamış." Ben de bu iddiaların peşine düştüm. Ancak konu bütünlüğü bozmamak adına oralara girmeyeceğim. O konulara sonra değineceğim. Ancak şunu belirteyim. Emin olun, birçoğu asılsız. Zübük ve tayfası dur durak bilmediğinden ve daha da önemlisi biri bin yapmak konusunda mahir olduklarından bu konuda da maharetlerini konuşturuyorlar… Yersen… Münferit birkaç hadise yaşanmış tamam onlara sözüm yok. Mesela Belediye Başkanının adı kullanılarak Lojistik Üssü yöneticilerinden 250 bin lira para alınmış. Belediyeyle ilgisi olmadığı anlaşılınca iş mahkemeye intikal etmiş. Parayı alanların Kahramankazan'la da ilgisi yok. O işin akıbetini takip edemedim ama diğer konularla birlikte o konuda da sizi bilgilendireceğim. Neyse biz konumuza dönelim. Siz de duymuşsunuzdur Başkanın etrafı kötü diyorlardı ya. Kim diye sorduğumda bana en fazla iki isim verebiliyorlar. Belediye Başkanı şaibeli isimleri yanından uzaklaştırdığına hatta selamı bile kestiğine şahidim. Elde kala kala bir tek meclis üyesi Atila Atalay kaldı. O ismi de Mahmut Ayhan sayesinde herkes öğrenmiş oldu. Mahmut Ayhan kürsüye çıktı kulaktan dolma, sokak ağzı iddiaları dile getirdi. Büyükşehir adına para alınıyormuş, Büyükşehir'in imkanlarını şahsi kullanılıyor diye konuşmasına devam edince Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu "İthamda bulunma o iddiaları somutlaştır" minvalinde araya girdi. Mahmut Ayhan da tek somut veri olarak Atila Atalay'ın dükkanının ve evinin önüne asfalt attırmış olmasını söyleyebildi. Burada Atila Atalay'ı savunmak için yazmıyorum. Mahmut Ayhan'ın kastettiği yer cadde. Kaldı ki her inşaat sahibi asfalt parasını Büyükşehir'e peşinen yatırır. Yani asfalt aslında Atalay'a özel bi durum değil. Sadece zamanlama olarak biraz öne çekilmiş olabilir en fazla kınanabilir o kadar. Meclis salonunda konuşulacak bi konu değil yani. Ancak eldeki tek somut veri bu Mahmut Hoca ne yapsın. Mahmut Hoca'nın Atila Atalay'ı topun ağzına vermesiyle Atila Atalay'ın da o sinir haliyle kendi uyanıklığını ifşa etmesi bence çok komik oldu. Kendi kendini nasıl ifşa etti derseniz söyleyim. Daha düne kadar ASKİ yönetim kurulu üyesi olan hatta Mansur Yavaş'ın Kahramankazan'da en önem verdiği adamı diyebileceğim Fazıl Köremezli'nin inşaatının yanına inşaat yapmayı bilinçli seçtiğini itiraf etti. Orası Köremezli'nin de dükkanı diyerek. Ben de Kahramankazan'daki diğer müteahhitleri uyanık sanıyordum. Al sana altın tepside fırsat, Köremezli'nin inşaatının yanına yap inşaatını rahat et. Ama geçti, geç kaldılar…

Selim Çırpanoğlu Z planından başlayarak Zübükzadelerin insicamını bozdu. Toparlanamıyorlar. Zorluyorlar, bir araya gelmeye çalışıyorlar. Ancak nafile, Kahramankazan'da organize kötülük sona ermiştir. Şimdi ihya vakti, yaraları sarma vakti…

27/08/2026

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde kan donduran bir olay yaşandı. Özel bir hamamın çalışanları, ellerinde demir çubuklarla gelen beş kişilik bir grubun hedefi oldu.

Olay, geçtiğimiz Cuma akşamı meydana geldi. İddiaya göre yaklaşık bir hafta önce, hamamda taşkınlık çıkaran ve sinkaflı konuşan üç kişi işletmeden çıkarıldı.

Bir hafta sonra hamamdan çıkarılan o üç kişiden biri, hafif ticari araçla yanına dört kişi daha alarak hamamın önünde belirdi. Grup, dört çalışana demir çubuklarla saldırdı.

Çalışanları hastanelik eden grup, saldırının ardından geldikleri araçla olay yerinden uzaklaştı.

Çeşitli yerlerinden yaralanan dört çalışan, Kahramankazan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yaralılarda kırıklar ve ezikler oluşurken, bir çalışanın başına 27 dikiş atıldı.

O dehşet dolu anlar saniye saniye güvenlik kamerasına yansıdı, güvenlik güçleri tarafından saldırı ile ilgili soruşturma başlatıldı.

14/08/2026

Çırpanoğlu Ak Parti'ye katıldı: Rozeti Erdoğan taktı, Özel ve Yavaş'a teşekkür etti. Önemli açıklamalar yaptı. Detaylar videoda. 🎙️

13/08/2026

Köşe yazarımız Hasan Polat’ın yeni yazısı

Address

Kazan
06980

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when AkıncıOvası Gazetesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to AkıncıOvası Gazetesi:

Shortcuts

Share