03/09/2026
ORGANİZE KÖTÜLÜK SONA ERMİŞTİR
(Yazı çok uzun oldu farkındayım. Ancak her satırı, her kelimesi çeyrek asırlık birikmişlik barındırıyor. Farkında olarak okuyup dinlemenizi rica ediyorum) 🔴
En çok karşılaştığım sorulardan biri. Ne oldu, ne olacak bundan sonra? Siyasetçilerin A, B, C, D… Z planları vardır. Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, sondan başladı. 'Z'ye' kadar olan bütün ihtimaller, olasılıklar, denklemler altüst oldu. Hatta ve hatta eskiye dair ne varsa toz duman oldu. The end.
20 yılı aşkın bir gazeteci olarak kısa bir yolculuğa çıkarayım sizleri. Takvimler 14 Ağustos 2001 yılını gösterdiğinde Türkiye'de yeni bir siyasi parti kuruldu. Kahramankazan'da kurucu ilçe başkanı ise malum kişi yani Lokman Ertürk oldu. O tarihlerde Melih Gökçek Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Aynı tarihlerde onun da bir parti çalışması vardı. Adı Demokrat Parti. Kahramankazan'da ise ilçe başkanı Lokman Ertürk'ün isteğiyle Süleyman Akyol oldu. Ak Parti, rüzgarı arkasına aldığı anlaşılınca Demokrat Parti'nin varlığı haftalar sürmedi. Melih Gökçek Ak Parti'ye geçti, Lokman Ertürk ilçe başkanlığına devam etti. Özetle Melih Gökçek Demokrat Parti Genel Başkanlığını devam ettirseydi Lokman Ertürk de siyasete Demokrat Parti'den devam edecekti. Hatırlayanlar olacaktır o dönem Ak Parti'den 6 belediye başkan adayı vardı. En güçlü aday, gerek bekraundu gerekse mesleğiyle öne çıkan mimar Ayhan Tırpan'dı. Bi şekilde onun isim değişti ve Lokman Ertürk Belediye Başkan adayı oldu. O dönem bi titri olmayan, o güne kadar yaptığı kooperatif ve diğer işlerde şaibelere adı karıştığı için adaylık sürecinde hem o şaibelerin üzerini kapatmak hem de bir titri olsun diye "Melih Gökçek'in danışmanı" formülü geliştirdiler. Nitekim tuttu. Ahmet Şanal ilçe başkanı yapıldı. Hem siyasette yeni bir yüz hem de herhangi bir şaibeye bulaşmadığı için isabetli bir karar olarak değerlendirildi. Sonuçta Ak Parti rüzgarıyla Ertürk belediye başkanı oldu. İlk icraatlarından birisi bugün Aile Yaşam Merkezi olarak faaliyet gösteren Keskinler tesisini belediye adına satın almak oldu. O dönem o satışta şaibeler konuşuldu. Ancak orada kaldı. Belki de ikinci icraatlarından birisi Ahmet Şanal'ı ayak oyunlarıyla ilçe başkanlığından düşürmek oldu. Çünkü Ankara'yla, Ak Parti Genel Merkezi'yle iletişimi olmayan, imkanları kısıtlı "kontrollü" bir ilçe başkanına ihtiyaçları vardı. Yani Ankara'yla irtibatlı isimler uzaklaştırıldı ki Ankara’dan habersiz burada işler tıkırında yürütülebilsin. 15 yıl boyunca Kahramankazan ile hükümet arasında tek bağlantı Lokman Ertürk oldu. Başka hiç kimsenin olmasını da istenmedi. Mesela son 20 yıl içerisinde okumuş, bir makam mevki sahibi olmuş, iyi niyetli, samimi hangi Kazanlı çıkıp da şu konuda fikrimi aldılar, Hangi Kahramankazanlı çıkıpta benim de şu konuda ilçeme faydam oldu diyebilir. Girişimde bulunanlar olmuştur elbet ancak bi şekilde geri çevrilmiştir. Çünkü niyet Kahramankazan'ı ihya etmek değil. Bi düşünün Avrupa'nın en büyük ödülüne layık görülen Kahramankazanlı ünlü mimar Ali Osman Öztürk'e mimari konuda danışılmış mıdır ya da genç beyinler Yüksek İnşaat Mühendisi Kemal Akdere veya Şehir plancısı Kaan Aslan'a Kahramankazan'ın faydasına sizlerin ne katkısı olabilir diye sormuşlar mıdır sizce. Sayacağım daha çok isim var ancak mevzu isimler değil dikkatinizi çekmeye çalıştığım olgunun kendisi.
Elbette sormayacaklar. Çünkü yüzölçümü Ankara'nın en büyük ilçesinde, arazilerinin neredeyse tamamına yakını bakir bir ilçede, bahsettiğim kliğin farklı hesapları vardı, rant devşirilecekti. Ve planlarını hayata geçirdiler. Ancak bitiremediler. Yüzölçümü o kadar geniş ki, mevcut rantın ancak yüzde 30'u kullanılabildi. Yani arkası daha çok. Elde ettikleri o yüklü servetle bugün siyaseti dizayn etmekten geri durmuyorlar. İlçe başkanı tayin ediyorlar, meclis üyeleri satın alıyorlar, birlikte yiyip içiyorlar vs. Tüm bu gelişmelere tanık oldum. Oluyorum. Ben de nefsime uyup bu kliğe dahil olsaydım, tenezzül etseydim bu kadar cesur yazılar yazamazdım. Bu kliğin üyesi olduktan sonra da bir yerlerde kasetim, uyuşturucu partilerinde görüntülerim, gazetecilik adı altında alınmış gizli ses kayıtları, görüntülerle adımın anıldığını duyardınız. O zaman da bu yazıları yazamazdım. Benim haricimde de sizlere bu gerçekleri duyuracak kimse de olmazdı. Özünde ailemden aldığım terbiyenin gereğini yapıyorum. Bir parça da mesleğimin gereği böyle söylüyor. Bir parça mesleğimin gereği dememin nedeni, tehdit ve baskılardan dolayı yazamadığım da oldu. Tek başına kendi yağında kavrulan bir gazeteci ne kadar cesursa ben de o kadar cesur olmaya çalıştım. Bu özel konuya girmemin nedeni özelden bana yazmışlar "nasıl bi zübük gazeteci olduğunu herkes görecek, resimlerini yayınlayalım da gör, kelleni alacaklar" gibi. Ellerinde varmış madem ya şimdi çıkartacaklar ya da mahkeme zoruyla çıkarttıracağım. Gönderdikleri mesajları silmekle kurtuluş yok. Ya da sosyal medya hesaplarını sıfırlamakla da. Evet dün tek başımaydım, şimdi öyle değil. Yahu neredeyse Melih Gökçek'i alacaklar daha ne olsun…
Kahramankazan'da önemli tarihler vardır. 1961'de nahiye merkezi olması, 1971'de belde olması, 1987'de ilçe olması gibi 2004 yerel seçimleri de bir milattır. Birçok kişinin aksine bir tespitte bulunacağım. 2004 yerel seçimleri Kahramankazan açısından Osmanlı Devleti'ndeki duraklama döneminden bir farkı yok. Ak Parti Türkiye'nin her tarafına oluk oluk hizmet akıtırken, Kahramankazan da elbette nasibini aldı. Kahramankazan'a gelen hizmetlerde belediyenin bir dahli olmadı. Kahramankazan Türkiye'nin her ilinden hızla göç alırken haliyle ihtiyaçlar doğrultusunda Hem Büyükşehir Belediyesi, hem de hükümet kanadından hizmetler geldi. Mesela okullar, 2000'li yıllarda veya öncesinde öğrenci olanlar bilir. Her okul sırasında 3'er kişi otururduk. 4'üncü ve 5'inci sınıf birlikte ders görürdü. Ak Parti bu ortalamayı düşürme iddiasıyla Türkiye'nin her tarafına okul seferberliği başlattı. İş adamları da bu seferberliğe dahil oldu. Yani belediye istemese de bu hizmetler gelecekti. Çok basit bir örnek vereyim. 10 bin nüfuslu Kazan'a yılda 3, 4 bin kişi göç ediyordu. Kanalizasyon hattı yetersiz, her şey yetersiz gelmeye başlamıştı. Dünya Sağlık Örgütü asbestli borular kansere sebep oluyor diyerek yasakladı. Kahramankazan 2000'li yılların başında asbestli borulardan su içiyordu. Büyükşehir belediyesi, asbestli borulardan su içen tüm ilçelerde hatları değiştirme kararı aldı. Derken tüm il, ilçelere doğalgaz çalışması başladı. Buraya kadar her şey normal. Hizmet geliyor. O dönem Kahramankazan inşaat alanına dönüştü. İnsanlar çamur deryasında yürürken şikayetleri yoktu. Çünkü hizmet geliyordu. Elektrik, doğalgaz, kanalizasyon ve içme suyu hattı yapılıp tamamlanmışken ve artık sokak ve caddelere asfalt serimi yapılacakken her şey durdu ve kazı çalışmaları yeniden başladı. Herkes ne olduğunu çözmeye çalışırken konu anlaşıldı. Kahramankazan'a yağmur suyu hattı yapılacak. Aslında boru çapı çok büyük olduğu için ilk yapılması ve en altta olması gereken yağmur suyu hattıydı. Son anda Kahramankazan'a gelen yağmur suyu hattı başka bir ilçe için ihale edilmişti. Ancak o ilçede çalışmalar bir türlü başlayamayınca ihalenin iptali gündeme geliyor. İhaleyi alan firma belli ve ihalenin iptal edilmesini istemeyen Melih Gökçek de yağmur suyu hattının Kahramankazan'a kaydırılmasını söylüyor. Belediye başkanının aklında, hayalinde olmayan hizmetler Kahramankazan'a geldi çünkü şartlar zorluyordu. Peki belediyenin yaptığı hiçbir şey yok mu diye soracaksınız? Çok net söylüyorum. 2004 yılından 2019 yılına kadar belediyenin Kahramankazan'a çaktığı bir tek çivi dahi yok. Belediye başkanı hiçbir şey yapmadı diye soranlar da olabilir. Onlara söylüyorum. Evet yaptı. Çok güzel el öptü, sarıldı, kucakladı, hal hatır sordu. Bir şey daha yaptı. 15 yıl boyunca Kahramankazan'ın rantını, hazinesini hoyratça kullandı. Arazisi bakir ilçede imar çalışmalarıyla tarlalar havada uçtu, itiraz edenlerin itirazı bile havada kaldı. Yandaşlara ucuza aldırılan yerler yüz katı, bin katı değerli konumlara taşındı. Kendisine aykırı kim olursa gözünün yaşına bakmadı. İşini yapmaktan başka bir düşüncesi olmayan postane müdürünün bile tayinini çıkarttırdı. Okul müdürü, öğretmeni, memuru bir kenara bırakıyorum en hafif tabirle kaymakamın bile tayinini çıkarttı. İsmini şimdilik vermeyeceğim kaymakamlardan biri bana; “Hasan Bey yaptığınız haberler çok güzel, sesimiz oluyorsunuz ancak Lokman bey bana çok baskı yapıyor. Onun da haberlerini yapsanız üzerimdeki baskısı azalır” demek zorunda kaldı. Daha ne söyleyebilirim ki…
Kahramankazan açısından önemli tarihler var demiştim. Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu'nun Ak Parti'ye geçmesi önemli bir milattır. Onu aldım bir tarafa koydum ancak bir devrin sona erdiğini de anlamak açısından CHP'den Yeni Parti'ye geçen Mahmut Ayhan'ın meclisteki konuşması da önemli bir tarih olarak kaydediyorum. Her fırsatta bahsettiğim klik, anlaşılıyor ki kendilerine sözcülük yapacak isim bulamıyor. O konuşmaya geçmeden önce sizi yerel seçimler öncesine götürmek istiyorum. O tarihlerde yazımı takip edenler bilir, Türkiye'nin her tarafında CHP'nin belediye başkan adayları açıklanırken belediye başkanlığı için müracaat etmiş tek aday olmasına rağmen Selim Çırpanoğlu'nun adaylığının açıklanması en sona bırakıldı. Bir tarafta Mansur Yavaş diğer taraftan CHP'liler, parti meclisi üyeleri başka adaylar peşinde koştu ancak kimseyi ikna edemediler. (Gerekçeleri sonra başka bir yazıda değerlendireceğim) 🔴 Bu arayışlara şahit olunca da şöyle bir yazı yazdım. "Ey CHP, Selim Çırpanoğlu'nun adaylığını açıklamak için daha neyi bekliyorsunuz. Selim Çırpanoğlu'ndan daha doğru bir aday mı bulacağınızı sanıyorsunuz". İşte bu ahval ve şerait içinde Selim Çırpanoğlu CHP'nin adayı oldu. Yüzde 10'luk CHP'nin oyunu yüzde 50'ye çıkardı. Bunu nasıl yaptığına bir bakın. Tüm varlığını, karizmasını Ak Parti'ye borçlu belediye başkanını kapı kapı gezdirerek yapmış. Bunu; Ak Parti sayesinde Zübük'le birlikte servet sahibi olmuş kliğin üyelerini koşturarak yapmış. Bunu; MHP'lileri küstüren Ak Parti adayı Serhat Oğuz'un açıklarını iyi kullanarak yapmış. İşte böyle bir siyasi deha karşısında Mahmut Ayhan çıkmış nasıl anlı şanlı bir CHP'li olduğunu anlatıyor "CHP'lilerin yüzüne bakamıyorum" diyor. Saadet Partisi'nden Çamlıdere belediye başkan adayı olmasını bir tarafa bırakıyorum. Kahramankazan'da 10 yıl ilçe başkanlığı yaptı. Nasıl bi ilçe başkanlığı yaptığını da değerlendirmeyeceğim. 22 yıldır Kahramankazan'da gazetecilik yapan biri olarak çok iddialı bir soru soruyorum. Bugüne kadar hangi CHP ilçe başkanı, kendi belediye başkan adayı için çalıştı Lütfen çıkıp söyle. Ayrıca Lokman Ertürk'le yakınlığını eleştirenlere "Bugüne kadar Ak Parti'ye oy vermedim" diye cevaplıyor ya... Mahmut Hocam senin kime oy verdiğini sormuyorum. Lütfen Lokman Ertürk'e bi sor "son seçimlerde kendisi Ak Parti'ye oy vermiş mi?"
Niyetim Mahmut Hoca'yı hırpalamak değil. 70 yaşında bi adama saygısızlık yapmayı elbette istemem. Ancak hocam, bu cambazların ipinde oynayamazsın, onlar fırıldak. Öyle ki devran dönüyor onlar devrandan daha hızlı dönüyorlar. Ayak uyduramazsın. Sen onların sözcüsü olma. Sana kalmasın bu yük. Kafayı oynatırsın da dönüp yüzüne bakmazlar… Bırak, onlar kendilerini savunacak bi avukat bulur; bırak, onlar kamıştan bi ney yapar ucuna da bi ilçe başkanı takar. Sen o adam olamazsın. Şimdilik ellerinde sözcü olarak bi tek sen kaldın, yazık etme. Bu senin savaşın değil. Bu kanının son damlasına kadar ile parasının son kuruşuna kadarların savaşı.
Neden senin savaşın olmasın diyorum. Çünkü CHP ilçe başkanı olduğun dönemde arsalar kanatlanmış havada uçuşurken ve naçizane bunları yazarken yapayalnızdım. Sen de o dönem ilçe başkanıydın. Etme… Tanıdım tanıyalı bir kooperatif evinde öğretmen maaşıyla aldığın evde oturuyorsun. Bırak onları savunmayı. Bak savunduğun adamlara, yiyecek ekmeğe muhtaçken kaçıncı villa, kaçıncı yazlık, kaçıncı mahalleyi kaçıncı ilçeyi değiştiriyorlar. Sana kalmasın bu yük. İlla da bi şey yapmak istiyorsan işte sana fırsat. Bak Atila Atalay ifşa etti. Fazıl Köremezli'nin yaptığı dükkanların kanalizasyonu bağlı, onu al Mansur Başkan'a götür. De ki; O bölgede 10'larca yıldır üretim ve ihracat yapan fabrikalar var, yüzlerce çalışana istihdam sağlıyorlar, adamlar hâlâ foseptik çukurunda iş görüyor. Ancak yakın bölgede ASKİ yönetim kurulu üyesi Fazıl Köremezli’nin yaptığı dükkanların kanalizasyonu bağlı kiracı bekliyor. Hatta Ankara’nın isale hattı altından geçirdiklerini de söyle. Lütfen Mansur Başkan'a onları götür. Allah aşkına git söyle, rica ediyorum. O ekibin Saray'da Büyükşehir'in adını kullanarak nasıl iş yaptıklarını boş ver. Onları söyleme. Kalsın…
Bir şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum. Selim Çırpanoğlu belediye başkanı olduktan hemen sonra "AKP"liler başkanın etrafını çevreleyip bazı isteklerde bulununca Selim Çırpanoğlu onlara kimin belediye başkanı olduğunu hatırlattı. Dananın kuyruğu da orada koptu. "Sana kazandırdığımız gibi kaybettirmesini de biliriz" ondan sonra salvolar başladı. "Başkan iyi niyetli de etrafı kötü, Başkan iyi de etrafı Saray Mahallesi'ndeki fabrikaları haraca bağlamış." Ben de bu iddiaların peşine düştüm. Ancak konu bütünlüğü bozmamak adına oralara girmeyeceğim. O konulara sonra değineceğim. Ancak şunu belirteyim. Emin olun, birçoğu asılsız. Zübük ve tayfası dur durak bilmediğinden ve daha da önemlisi biri bin yapmak konusunda mahir olduklarından bu konuda da maharetlerini konuşturuyorlar… Yersen… Münferit birkaç hadise yaşanmış tamam onlara sözüm yok. Mesela Belediye Başkanının adı kullanılarak Lojistik Üssü yöneticilerinden 250 bin lira para alınmış. Belediyeyle ilgisi olmadığı anlaşılınca iş mahkemeye intikal etmiş. Parayı alanların Kahramankazan'la da ilgisi yok. O işin akıbetini takip edemedim ama diğer konularla birlikte o konuda da sizi bilgilendireceğim. Neyse biz konumuza dönelim. Siz de duymuşsunuzdur Başkanın etrafı kötü diyorlardı ya. Kim diye sorduğumda bana en fazla iki isim verebiliyorlar. Belediye Başkanı şaibeli isimleri yanından uzaklaştırdığına hatta selamı bile kestiğine şahidim. Elde kala kala bir tek meclis üyesi Atila Atalay kaldı. O ismi de Mahmut Ayhan sayesinde herkes öğrenmiş oldu. Mahmut Ayhan kürsüye çıktı kulaktan dolma, sokak ağzı iddiaları dile getirdi. Büyükşehir adına para alınıyormuş, Büyükşehir'in imkanlarını şahsi kullanılıyor diye konuşmasına devam edince Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu "İthamda bulunma o iddiaları somutlaştır" minvalinde araya girdi. Mahmut Ayhan da tek somut veri olarak Atila Atalay'ın dükkanının ve evinin önüne asfalt attırmış olmasını söyleyebildi. Burada Atila Atalay'ı savunmak için yazmıyorum. Mahmut Ayhan'ın kastettiği yer cadde. Kaldı ki her inşaat sahibi asfalt parasını Büyükşehir'e peşinen yatırır. Yani asfalt aslında Atalay'a özel bi durum değil. Sadece zamanlama olarak biraz öne çekilmiş olabilir en fazla kınanabilir o kadar. Meclis salonunda konuşulacak bi konu değil yani. Ancak eldeki tek somut veri bu Mahmut Hoca ne yapsın. Mahmut Hoca'nın Atila Atalay'ı topun ağzına vermesiyle Atila Atalay'ın da o sinir haliyle kendi uyanıklığını ifşa etmesi bence çok komik oldu. Kendi kendini nasıl ifşa etti derseniz söyleyim. Daha düne kadar ASKİ yönetim kurulu üyesi olan hatta Mansur Yavaş'ın Kahramankazan'da en önem verdiği adamı diyebileceğim Fazıl Köremezli'nin inşaatının yanına inşaat yapmayı bilinçli seçtiğini itiraf etti. Orası Köremezli'nin de dükkanı diyerek. Ben de Kahramankazan'daki diğer müteahhitleri uyanık sanıyordum. Al sana altın tepside fırsat, Köremezli'nin inşaatının yanına yap inşaatını rahat et. Ama geçti, geç kaldılar…
Selim Çırpanoğlu Z planından başlayarak Zübükzadelerin insicamını bozdu. Toparlanamıyorlar. Zorluyorlar, bir araya gelmeye çalışıyorlar. Ancak nafile, Kahramankazan'da organize kötülük sona ermiştir. Şimdi ihya vakti, yaraları sarma vakti…