Kocaali Haber

Kocaali Haber Sakarya'nın güncel haberlerini takip etmek için "Kocaali Haber" sayfasını beğenebilirsiniz.
(1)

Hem yüzünüzü hem vücudunuzu yazın koruyacak 8 kural https://www.saglik.news/sglk/496062Yaz aylarında artan güneş maruziy...
02/06/2026

Hem yüzünüzü hem vücudunuzu yazın koruyacak 8 kural https://www.saglik.news/sglk/496062

Yaz aylarında artan güneş maruziyeti, sıcaklık, nem, terleme, deniz ve havuz cilt sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Güneş ışınları yalnızca güneş yanığına değil; leke oluşumuna, erken deri yaşlanmasına ve uzun vadede deri kanseri riskine de neden olabiliyor. Bu nedenle yaz aylarında cilt bakımı konusunda güneş kremi sürmenin yanı sıra güneşten bütüncül olarak korunmak, cilt bariyerini desteklemek ve şüpheli cilt değişikliklerini erken fark etmek gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Muhammed Burak Yücel, yaz öncesinde cilt sağlığı hakkında önerilerde bulundu.

Memorial

Yaz aylarında artan güneş maruziyeti, sıcaklık, nem, terleme, deniz ve havuz cilt sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Güneş ışınları yalnızca güneş yanığına değil; leke oluşumuna, erken deri yaşlanmasına ve uzun vadede deri kanseri riskine de neden olabiliyor. Bu nedenle y...

Çocuğunuzun hayatını fazla mı kontrol ediyorsunuz? 10 Maddelik test ile öğrenin https://www.saglik.news/sglk/72023627Gün...
02/06/2026

Çocuğunuzun hayatını fazla mı kontrol ediyorsunuz? 10 Maddelik test ile öğrenin https://www.saglik.news/sglk/72023627

Günümüz ebeveynlik anlayışında sevgi ile kontrol arasındaki ince çizgi zaman zaman belirsizleşebiliyor. Özellikle, iyi niyetle sergilenen aşırı koruyucu ve müdahaleci tutumlar, literatürde ‘Helikopter Ebeveynlik’ olarak adlandırılan ve çocuğun özerkliğini kısıtlayan bir modele dönüşebiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi’nden Klinik Psikolog Ayşe Ece Tezcan, “Bir helikopter gibi çocuğun üzerinde sürekli dönen, her an müdahaleye hazır bu model, çocukta özgüven zedelenmesine ve problem çözme becerilerinin gelişememesine yol açabiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu tutumun ilerleyen yaşlarda kaygı bozuklukları, düşük yaşam doyumu ve depresyonla ile ilişkili olduğunu gösteriyor” diyor.

Ebeveynlerin ‘ben yemiyorum yediriyorum’ şeklinde tanımladığı süreci çocukların ‘cam fanusta yaşamak", ergenlerin ise "nefes alamamak" şeklinde hissettiklerini belirten Tezcan, çocuk yetiştirmede en kapsayıcı yöntemin ‘Rehber Ebeveynlik’ olduğunu, bu yöntemin çocuğa alan tanıyan, hata yapmasına izin veren ancak gerektiğinde destek sunan dengeli bir yaklaşım olduğunu vurguluyor.

Klinik Psikolog Ayşe Ece Tezcan, helikopter ebeveyn olup olmadığınızı anlamanıza yardımcı olacak 10 soruluk test hazırladı. Bu testin ‘ebeveynlik tarzınızdaki müdahalecilik düzeyini anlamanıza yardımcı olacak farkındalık sorularından’ oluştuğunun altını çizen Tezcan “Bu sorular klinik bir teşhis niteliği taşımayıp, sadece öz-gözlem yapmanız için birer göstergedir” diyor. İşte 10 soruda farkındalık testi ve Klinik Psikolog Tezcan’dan önemli uyarılar, öneriler..

Acıbadem Sağlık Grubu

Günümüz ebeveynlik anlayışında sevgi ile kontrol arasındaki ince çizgi zaman zaman belirsizleşebiliyor. Özellikle, iyi niyetle sergilenen aşırı koruyucu ve müdahaleci tutumlar, literatürde ‘Helikopter Ebeveynlik’ olarak adlandırılan ve çocuğun özerkliğini kısıtlayan bir mo...

Yapay Zekâ Fizyoterapistlerin yerini alabilir mi? https://www.saglik.news/sglk/410024037Sağlık Ekonomisinin Sessiz Devri...
01/06/2026

Yapay Zekâ Fizyoterapistlerin yerini alabilir mi? https://www.saglik.news/sglk/410024037

Sağlık Ekonomisinin Sessiz Devrimi ve İnsan Dokunuşunun Geleceği

Bugün dünya sağlık sistemleri tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçiyor. Hastaneler büyüyor, teknoloji gelişiyor, yapay zekâ her geçen gün daha fazla alana nüfuz ediyor. Ancak tüm bu gelişmelerin ortasında sessiz ama devasa bir soru yükseliyor:

"Yapay zekâ fizyoterapistlerin yerini alabilir mi?"

Bu soru artık bilim kurgu değildir. Çünkü bugün bazı ülkelerde yapay zekâ destekli hareket analiz sistemleri, robotik rehabilitasyon cihazları, dijital egzersiz takip yazılımları ve sensör tabanlı tedavi sistemleri aktif şekilde kullanılmaktadır.

Fakat asıl mesele teknoloji değildir.

Asıl mesele; insan bedeninin, insan psikolojisinin ve insan temasının algoritmalarla ne kadar yönetilebileceğidir.

İstanbul Rumeli Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Öğrencisi Selda KURTOĞLU, bu tartışmanın tam merkezinde yer alan geleceğin fizyoterapistlerinden biri olarak şu görüşü paylaşmaktadır: “Fizyoterapi sadece bir hareket bilimi değil; aynı zamanda bir güven, motivasyon ve insan teması sanatıdır. Yapay zekâ ne kadar gelişirse gelişsin, bir hastanın gözlerindeki ‘yeniden yürüme’ umudunu algoritmalar hissedemez.”

Çünkü fizyoterapi yalnızca kas çalıştırmak değildir. Bir insanın yeniden ayağa kalkma umududur. Bir inme hastasının ilk adımı, bir çocuğun ilk dengesi, yaşlı bir bireyin yeniden bağımsız hareket edebilmesi sadece teknik bir süreç değildir. Aynı zamanda psikolojik, sosyal ve duygusal bir iyileşme sürecidir.

Sağlık Ekonomisinin Sessiz Devrimi ve İnsan Dokunuşunun Geleceği Bugün dünya sağlık sistemleri tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçiyor. Hastaneler büyüyor, teknoloji gelişiyor, yapay zekâ her geçen gün daha fazla alana nüfuz ediyor. Ancak tüm bu gelişmelerin ortasında ...

Çocuğunuz bir kalçasını yüksek tutuyorsa sebebi Bacak boyu farkı olabilir https://www.saglik.news/sglk/318673562Çocuklar...
01/06/2026

Çocuğunuz bir kalçasını yüksek tutuyorsa sebebi Bacak boyu farkı olabilir https://www.saglik.news/sglk/318673562

Çocukların sağlıklı büyümesi denildiğinde çoğu zaman boy ve kilo gelişimi ön plana çıkıyor. Ancak uzmanlar, iskelet sisteminin gelişiminin de en az bunlar kadar yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çocukluk çağında fark edilmeyen bacak boyu eşitsizliği, ilerleyen yıllarda omurga ve eklem sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Yapıcı, bacak boyları arasındaki uzunluk farkının erken dönemde tespit edilmemesi halinde ciddi ortopedik problemlere neden olabileceğini belirterek, “Tedavi edilmeyen bacak boyu eşitsizliği zamanla omurgada eğrilik, kalça ve diz eklemlerinde erken kireçlenme ile kronik ağrılara yol açabilir” diyor.

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Yapıcı’ya göre toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, bu sorunun çocuk büyüdükçe kendiliğinden düzeleceğini düşünmek. Oysa özellikle büyüme plaklarının zarar görmesine bağlı gelişen eşitsizliklerde, çocuk büyüdükçe fark daha da belirgin hale geliyor.

Hangi belirtiler uyarıcı olmalı?

İki bacak arasındaki ölçülebilir uzunluk farkı olarak tanımlanan bacak boyu eşitsizliği, hafif düzeylerde çoğu zaman belirti vermeyebiliyor. Ancak fark arttıkça bazı işaretler ortaya çıkıyor.

Central Hospital Turkey Central Hospital International

Çocukların sağlıklı büyümesi denildiğinde çoğu zaman boy ve kilo gelişimi ön plana çıkıyor. Ancak uzmanlar, iskelet sisteminin gelişiminin de en az bunlar kadar yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çocukluk çağında fark edilmeyen bacak boyu eşitsizliği, ilerle...

Uykusuzluk sadece gece değil, Gündüz yaşamını da tehdit ediyor https://www.saglik.news/sglk/51871375“Gece boyunca dönüp ...
01/06/2026

Uykusuzluk sadece gece değil, Gündüz yaşamını da tehdit ediyor https://www.saglik.news/sglk/51871375

“Gece boyunca dönüp duruyorum”, “Sabah kalkınca sanki hiç uyumamış gibi oluyorum”, “Başımı yastığa koyuyorum ama saatlerce uyuyamıyorum” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, uykusuzluğun sadece stres ya da yoğun tempodan kaynaklanmadığını, burun ve boğazdaki bazı sorunların da gece boyunca nefes almayı zorlaştırarak kaliteli uykuyu engelleyebildiğini söylüyor. Uykusuzluk sorununun sadece yetişkinlerle sınırlı kalmadığını, son yıllarda çocuklarda da sık karşılaşıldığını belirten Prof. Dr. Tatlıpınar, uykusuzluğun altında yatan sinsi nedenleri ve sağlıklı bir uyku için 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve özellikle gece geç saatlere kadar süren ekran kullanımı, son yıllarda uyku sorunu yaşayanların sayısını artırıyor. Birçok kişi uykusuzluğu stres ve zihinsel yorgunlukla ilişkilendiriyor ancak çoğu zaman gözden kaçan başka bir neden daha var: Burun ve boğaz hastalıkları. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar; “Özellikle ‘sabah yorgun uyanıyorum’, ‘gece sık sık uyanıyorum’ ya da ‘sanki hiç uyumamış gibiyim’ diyenlerin, mutlaka kulak, burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurmasında fayda var. Çünkü horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefesin durması gibi kulak, burun ve boğaz kaynaklı sorunlar, gece boyunca kaliteli uykuyu engelleyebiliyor.”

Acıbadem Sağlık Grubu

“Gece boyunca dönüp duruyorum”, “Sabah kalkınca sanki hiç uyumamış gibi oluyorum”, “Başımı yastığa koyuyorum ama saatlerce uyuyamıyorum” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu ...

Bebeğinizle Bağ kurmakta zorlanıyor musunuz? Sebebi Postpartum Depresyon olabilir https://www.saglik.news/sglk/72088571D...
01/06/2026

Bebeğinizle Bağ kurmakta zorlanıyor musunuz? Sebebi Postpartum Depresyon olabilir https://www.saglik.news/sglk/72088571

Doğum süreci, birçok kadın için hayatın en özel deneyimlerinden biri. Ancak bu yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda hormonal, psikolojik ve sosyal açıdan da önemli değişimlerin yaşandığı bir süreç. Öyle ki, annelerin bir kısmı doğum sonrası dönemde duygusal dalgalanmalar yaşarken bazı kadınlarda belirtiler daha ağır seyrederek “doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon)” olarak adlandırılan klinik bir tablo oluşturabiliyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kevser Altıntaş, bilinçli bir hazırlığın, riskleri azaltacağının ve süreci daha sağlıklı hale getireceğinin altını çizerek şunları söylüyor: “Annelik her zaman kusursuz geçen bir süreç olmayabilir. Doğum sonrası dönemlerde duygusal olarak tükenmiş hissetmek, zorlanmak ya da yardım ihtiyacı duymak bir zayıflık değildir. Önemli olan erken fark etmek ve yardım istemekten çekinmemektir. Unutmayın, destek istemek bir eksiklik değil; hem kendiniz hem de bebeğiniz için attığınız güçlü ve iyileştirici bir adımdır.”

Doğum Sonrası Her Duygu Değişimi Depresyon mu?

Toplumda yaygın görülen doğum sonrası dönemdeki duygusal dalgalanmalarda birçok anne ilk birkaç gün veya hafta içinde ağlama nöbetleri, huzursuzluk, duygu durum değişiklikleri yaşayabiliyor. “Annelik hüznü (Baby blues)” olarak da bilinen bu durum genellikle 7-14 gün içinde kendiliğinden geçiyor. Ancak postpartum depresyon çok daha ciddi bir tablonun adı. Belirtileri genellikle doğumdan sonraki ilk 4 ilâ 6 haftada ortaya çıksa da bazı kadınlarda doğumdan birkaç ay sonra, hatta bazen doğumdan sonraki bir yıl içinde bile kendini gösterebiliyor. Bu dönemde sürekli mutsuzluk, keyif alamama, yoğun kaygı, yetersizlik hissi ve hatta bebeğe karşı olumsuz duygular gibi belirtilere dikkat edilmelidir. Bu belirtiler annenin işlevselliğini etkiliyorsa ve iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa, doğum sonrası depresyon açısından mutlaka bir hekim değerlendirmesi yapılmalıdır.

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Okan Üniversitesi

Doğum süreci, birçok kadın için hayatın en özel deneyimlerinden biri. Ancak bu yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda hormonal, psikolojik ve sosyal açıdan da önemli değişimlerin yaşandığı bir süreç. Öyle ki, annelerin bir kısmı doğum sonrası dönemde duygusal dalgalanmalar ...

Hipertansiyonu tetikleyen 14 Gizli etken ve Korunma yolları https://www.saglik.news/sglk/68316080Modern yaşamın yoğun te...
22/05/2026

Hipertansiyonu tetikleyen 14 Gizli etken ve Korunma yolları https://www.saglik.news/sglk/68316080

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir” uyarısında bulundu.

Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir” dedi.

Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı.

Anadolu Sağlık Merkezi Prof. Dr. Nevrez Koylan

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merke...

Toplumda Yaygın ama konuşulmayan sorun: Kadınlarda idrar kaçırma https://www.saglik.news/sglk/93764988Dünya genelinde mi...
22/05/2026

Toplumda Yaygın ama konuşulmayan sorun: Kadınlarda idrar kaçırma https://www.saglik.news/sglk/93764988

Dünya genelinde milyonlarca kadının ortak kabusu idrar kaçırma… Ancak utanıldığı ya da yaşlılık belirtisi olarak görüldüğü için pek çok kadın bu soruna “dur” diyemiyor, saklamayı tercih ediyor. Kadınların yarısını sosyal hayattan kopararak eve hapseden idrar kaçırma sorunu anksiyete ve depresyonu da beraberinde getiren ciddi bir psikolojik yıkıma dönüşebiliyor. Konunun toplumda bir tabu olarak görülmesinin tedavi sürecini geciktirdiğini belirten Acıbadem Bakırköy Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Baki Erdem, “İdrar kaçırma kesinlikle katlanılması gereken bir kader ya da yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir; evden çıkarken ped bağımlısı olmak istemiyorsanız, ilk belirtide uygulayabileceğiniz ve hayatınızı geri kazanmanızı sağlayacak çok basit ve etkili çözüm yolları var” diyor.

Yaşlılık hastalığı olarak görüyor, hekime başvurmuyorlar!

Tıbbi adıyla "üriner inkontinans" olarak bilinen kadınlarda idrar kaçırma, dünya genelinde milyonlarca kadının hayatını kabusa çeviriyor. İstem dışı bir sağlık sorunu olan idrar kaçırma Uluslararası Kontinans Topluluğu (ICS) tarafından "sosyal ve hijyenik problem oluşturan durum" olarak tanımlanıyor.

İdrar kaçırma sorununun sanıldığı gibi sadece ileri yaş grubunu etkilemediğini, her yaş grubu kadının kapısını çalabildiğini belirten Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Baki Erdem, “Her 3 kadından 1’i hayatlarının bir döneminde bu problemle mutlaka yüzleşiyor. Özellikle hamilelik ve doğum süreçlerini atlatmış, menopoz dönemine adım atmış, fazla kilo kontrolünde zorlanan ya da pelvik taban desteği zayıflamış kadınlarda risk çok daha belirgin şekilde artıyor. Ancak buna rağmen kadınların büyük bir çoğunluğu utandığı, çekindiği ya da idrar kaçırmayı yaşlanmanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak gördüğü için hekime başvurmaktan kaçınıyor” ifadelerini kullanıyor.

Acıbadem Sağlık Grubu

Dünya genelinde milyonlarca kadının ortak kabusu idrar kaçırma… Ancak utanıldığı ya da yaşlılık belirtisi olarak görüldüğü için pek çok kadın bu soruna “dur” diyemiyor, saklamayı tercih ediyor. Kadınların yarısını sosyal hayattan kopararak eve hapseden idrar kaçırma...

24 saat beklemeden tüketilen Kurban Eti mideyi yoruyor https://www.saglik.news/sglk/3547285019Kurban Bayramı, tüm aileyi...
22/05/2026

24 saat beklemeden tüketilen Kurban Eti mideyi yoruyor https://www.saglik.news/sglk/3547285019

Kurban Bayramı, tüm aileyi bir araya getiren zengin sofralarıyla bilinse de, bu dönemde kırmızı et tüketimindeki ani ve yoğun artış bazı sağlık problemlerini beraberinde getirebiliyor. Özellikle bayramın ilk günü yapılan en büyük beslenme hatası, kurban etinin kesimin hemen ardından, hiç dinlendirilmeden sofraya getirilmesi oluyor. Ancak uzun süre aç kalıp yemek yemek zararlı olduğu gibi, sert ve taze eti tüketmek, metabolizmayı zorlayarak sindirim sistemini olumsuz etkileyebiliyor.

"Rigormortis" (Ölüm Sertliği) Sindirimi Zorlaştırıyor

Yeni kesilmiş hayvanların kasları, ölümün hemen ardından "rigormortis" adı verilen geçici bir sertlik dönemine girer. Hayvanın kesilmesiyle başlayan bu kimyasal süreç, etin oldukça sert, sıkı ve çiğnemesi güç bir yapıya bürünmesine neden olur. Ölüm sertliği tamamen kaybolmadan pişirilen ve tüketilen etler, mide asidinin eti parçalamasını zorlaştırır.

Central Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hacı Mehmet Sökmen’e göre bu durum, başta gastrit, ülser ve reflü gibi kronik mide rahatsızlığı olan bireyler olmak üzere, sağlıklı kişilerde bile şiddetli hazımsızlık, şişkinlik, gaz, mide krampları ve kabızlık gibi akut sindirim problemlerine yol açar. Sindirim sürecinin uzaması, vücutta genel bir halsizlik, ağırlık hissi ve yorgunluk yaratarak bayram enerjisini düşürür.

Central Hospital Turkey Central Hospital International

Kurban Bayramı, tüm aileyi bir araya getiren zengin sofralarıyla bilinse de, bu dönemde kırmızı et tüketimindeki ani ve yoğun artış bazı sağlık problemlerini beraberinde getirebiliyor. Özellikle bayramın ilk günü yapılan en büyük beslenme hatası, kurban etinin kesimin hemen ard...

Yeme Bozukluğu olan Annelerin çocukları daha fazla risk altında https://www.saglik.news/sglk/80288473Uzmanlar, yeme bozu...
22/05/2026

Yeme Bozukluğu olan Annelerin çocukları daha fazla risk altında https://www.saglik.news/sglk/80288473

Uzmanlar, yeme bozukluklarının gelişiminde aile tutumlarının önemli bir rol oynadığını söylüyor.

Özellikle eleştirel, mükemmeliyetçi ve başarı odaklı ebeveyn yaklaşımlarının süreci tetikleyebildiğini aktaran Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, “Diyet, kilo verme ve yeme davranışlarının sürekli gündem olması çocuk ve ergenlerde yeme bozukluklarına zemin hazırlayabiliyor. Aynı şekilde çocuğun bedenine yönelik olumsuz değerlendirmeler, beğenmeme ya da eleştirme gibi tutumlar da risk faktörü olarak öne çıkıyor.” dedi. Özellikle anoreksiyada hastalığın çoğu zaman kabul edilmediğini ve kimlikle bütünleşebildiğini dile getiren Elbaşoğlu, tedavi sürecinde ise eleştirel ve yargılayıcı dilden kaçınılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, yeme bozukluklarının aile tutumlarıyla ilişkisi ve hastalara yaklaşımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi

Uzmanlar, yeme bozukluklarının gelişiminde aile tutumlarının önemli bir rol oynadığını söylüyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Sera Elbaşoğlu, yeme bozukluklarının aile tutumlarıyla ilişkisi ve hastalara yaklaşımın önemi hakkında açıklamalarda...

Address

Kocaali

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kocaali Haber posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Kocaali Haber:

Share