25/08/2026
KAHRAMANMARAŞ SİYASETİNDE EKSİK OLAN NE?
Muttalip Akkuş
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası için Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ne kadar kritik bir siyasi iradeyi temsil ediyorsa; Kahramanmaraş’ımızın geleceği için de Mahir Ünal, Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu, Prof. Dr. Vahit Kirişçi ve Ertuğrul Doğan’ın siyasette varlık göstermesi o derece hayati bir zorunluluktur.
Şehrimize hizmet etmiş, siyasi hafızamızda yer edinmiş elbette başka kıymetli isimlerimiz de var. Şimdilik "olmazsa olmaz" diyerek bu üç ismi öne çıkardık; ancak nasip olursa memleketimizin diğer değerlerini de bir sonraki yazımda tek tek kaleme alacağım.
Öte yandan; bu şehrin bağrında henüz potansiyelini tanıma fırsatı bulamadığımız nice yiğit evlatlarımız var. Zamanla onlarla tanıştıkça, o yeni isimleri de sizlere aktarmaya devam edeceğiz.
Fakat bugün öncelikle tecrübesiyle rüştünü ispatlamış bu üç ismi konuşmak mecburiyetindeyiz:
Biri; kabine tecrübesi, devlet aklı ve vizyonuyla AK Parti’nin ve devlet mekanizmasının mihenk taşlarından Mahir Ünal…
Biri; Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcılığı dönemindeki dik duruşu, keskin söylemleri ve doğrularından taviz vermeyen tavrıyla Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu…
Diğeri ise; Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş İl Başkanlığı sürecinde sahadaki devlet ağırlığını hissettiren, araştırmacı ve takipçi kimliğiyle liyakat çizgisini koruyan Ertuğrul Doğan…
Üç farklı siyasi gelenek, üç ayrı karakter… Ama tek bir ortak payda: Devlet ciddiyeti, memleket sevdası, tavizsiz takipçilik ve mevzubahis Kahramanmaraş olduğunda babasının oğlunu dahi tanımayan o çelik irade.
YÜZ MİLLETVEKİLİNE BEDEL BİR DEVLET DURUŞU
Kamuoyunda açıkça ifade etmek gerekir ki; bugün millet adına hizmet ettiği söylenilen isimlerin çoğunu aziz milletimiz ne yazık ki tanımıyor ve sadece makamları işgal ettiklerini düşünüyor.
Oysa bu üç isim bulundukları yerde asla makam işgali yapmaz; o makamın hakkını verir. Söylemlerini lafta bırakmaz, icraatlarıyla tüm ülkeye gösterirler. Yapacakları her açıklama ülke gündemine oturur ve siyasette belirleyici unsur olarak devletin otoritesini ve ağırlığını temsil ederler.
Sözü dolandırmadan ifade edelim: Kahramanmaraş siyareti, bu üç babayiğidin bulunmadığı kulvarda ciddi bir güç kaybı yaşıyor.
Şayet bu isimler bugün aktif siyasetin dümreninde olsaydı; komşumuz Gaziantep, Kahramanmaraş’a böyle rahat gol atamazdı! Şehrimizin eli masada çok daha güçlü olur, kamu yatırımları hızla hayat bulur ve felaketin ardından Kahramanmaraş çoktan ayağa kalkmış olurdu. Bürokraside işler aksamaz, yürütülen her adım keskin bir denetimden geçerdi.
Çünkü bu üç güçlü figürün Kahramanmaraş’ı savunan siyasi arenada yer alması, kendisini her platformda gösteren 100 milletvekiline bedeldir. Bu bir temenni değil, hakikatin ta kendisidir. Gittikleri her yere devlet adabını, liyakatini ve ağırlığını taşıyan bu isimler; bulundukları her alanda "Devlet burada!" hissini en derin şekilde yaşatırlar. Hatta bu durum onların kişisel inisiyatifinden öte, Cenab-ı Allah'ın bir takdir-i ilahisi ve kelam lütfudur.
Tam da bu yüzden, siyasi sahnede sığ hesaplar yapan veya vitrin sevdasına düşen hiçbir aktör bu üç babayiğidi arenada görmek istemez!
Zira bu dev isimler sahaya indiğinde başkalarına gölgede kalmaktan başka seçenek kalmaz; çünkü devlet iradesi söz konusu olduğunda bu kadro, doğal olarak daima en ön safta yerini alır.
LİDERLİK PROFİLLERİ VE ZAMANIN HAKLI ÇIKARDIĞI GERÇEK
Mahir Ünal (Devlet Aklı ve Ankara’daki Ağırlık): Kahramanmaraş ile Ankara arasında güçlü bir siyasi köprü kuran Mahir Ünal, kentin taleplerini yüksek siyasetin gündemine taşıyan stratejik bir güçtü. Dün kendisini eleştirenlerin bugün oluşan boşluk karşısında onun eksikliğinden söz etmesi, zamanın kimi haklı çıkardığını net biçimde gösteriyor.
Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu (Dimdik Duran ve Tavizsiz Bir Yiğit): Konjonktürel rüzgârlara göre eğilmeyen ilkeli duruşun simgesidir. Şehrin menfaati için istediğini almadan masadan kalkmaz. Dün kendisine "dik adam" diyerek sitem edenlerin bugün "Keşke böyle dimdik duran yiğitler daha fazla olsaydı" demesi siyasetin manidar bir cilvesidir.
Ertuğrul Doğan (Şehrin Nabzı, Takipçilik ve Devlet Ciddiyeti): Kentin adeta uçan sineğinden haberdar olan takipçi yapısıyla kamu kurumlarını yakından izler, liyakatten taviz vermezdi. Dün değişim isteyenlerin bugün "Biz hata etmişiz" diyerek onun dönemini araması, bazı insanların değerinin yokluklarında anlaşıldığının kanıtıdır.
KAHRAMANMARAŞ "NASIL OLSA BİZE OY VERİR" ŞEHRİ DEĞİLDİR!
Denetim ve takip mekanizmasının zayıflamasıyla birlikte şehirde “köpeksiz köyde değneksiz dolaşanların” sayısı arttı.
Bunun temel sebebi, Kahramanmaraş’ın devlete olan sarsılmaz bağlılığının "Nasıl olsa oy verir, ne verirsek kabul eder" anlayışıyla suistimal edilmesidir.
Hayır! Kahramanmaraş devletine bağlıdır ama hakkını istemekten geri durmaz. Sabırlıdır fakat bu sabır, önüne konan yetersiz hizmete razı olacağı anlamına gelmez.
Daha donanımlısı varken “bizim adamımız”, daha tecrübelisi varken “bizim camiadan” mantığı kenti geriye götürüyor.
Kamu makamları kişisel yakınlıkların değil, ehliyet ve liyakatin esas alındığı yerler olmalıdır. Yanlış insanın yanlış makama getirilmesinin bedelini o şahıs değil, bütün bir şehir öder.
MESELE KOLTUK DEĞİL, KAHRAMANMARAŞ'TIR..
“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı…”
Siyasette söz çoktur ama arkasında cesaret, birikim ve karakter yoksa o sözün karşılığı kalmaz.
Kahramanmaraş’ın artık azla yetinmeye değil; hakkını bilen, arayan ve alabilen gür bir iradeye ihtiyacı var:
Mahir Ünal’ın devlet aklına…
Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu’nun dimdik duruşuna…
Ertuğrul Doğan’ın takipçi siyaset anlayışına…
Ve zamanla bağrından çıkarıp bağrımıza basacağımız yeni, cesur ve liyakatli kadrolara…
Çünkü mesele ikbal değil, Kahramanmaraş’ın istikbalidir.
Mesele koltuk değil, devlet adabı ve liyakattir.
Mesele parti değil, Kahramanmaraş’ın geleceğidir.
Ve artık bu kahraman şehrin haykırma zamanı gelmiştir:
“Bize azı layık görenleri değil; hakkımız olanı söke söke alacak, şehrini sonuna kadar savunacak evlatlarımızı sahada istiyoruz!”