Kayseri TV

Kayseri TV Kayseri TV Kayseri yerelinde güncel olayları objektif bir biçimde, içerikler üreten TV Kanalıdır.

Kayseri TV Yayıncılık İnteraktif Basın kuruluşu olarak Türk Patent Kurumu Tescilli yayın organıdır. Kayseri TV , Kayseri yerelinde ve Dünya güncel olayları objektif bir biçimde aktaran, video ve görseller ile dijital içerikler üreten interaktif kanalıdır.

11/01/2026

İbnü’l-Arabî’den Bir Nükte:

​"Siz ölülerin feryadını duymazsınız; çünkü Allah sizin bu dünya rüyanızı bölmek istemez. Eğer o perde kalksaydı, dünyadaki imtihanın manası kalmazdı."

11/01/2026

CİN ŞEHRİ

Bakır Şehri (Arapça: Medinetü’n-Nuhas), İslam mitolojisinde, Binbir Gece Masalları'nda ve çeşitli halk efsanelerinde geçen, tamamı bakırdan inşa edilmiş gizemli ve efsanevi bir şehirdir. Bu şehir, genellikle Mağrip (Kuzey Afrika) çöllerinin derinliklerinde, ulaşılması imkansız bir bölgede tasvir edilir.

​İşte Bakır Şehri efsanesinin detaylı açıklaması:
​1. Efsanenin Kökeni ve Hikayesi
​Efsaneye göre, Emevi Halifesi Abdülmelik bin Marvan, Hz. Süleyman’ın cinleri hapsettiği bakır küplerin peşine düşer. Bu küplerin Bakır Şehri yakınlarında olduğu söylenir. Halife, Musa bin Nusayr’ı bu şehri bulması için görevlendirir.
​Musa bin Nusayr ve ordusu, çölde uzun bir yolculuktan sonra devasa, parıldayan, kapısı ve girişi olmayan yüksek bakır surlarla karşılaşırlar.

​2. Şehrin Fiziksel Tasviri
​Bakır Şehri, sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda aşılması imkansız bir "kale-şehir" olarak anlatılır:
​Surlar: Şehrin duvarları o kadar yüksek ve pürüzsüzdür ki ne bir merdiven dayanabilir ne de bir kuş üzerinden uçabilir. Güneş vurduğunda tüm çölü aydınlatacak kadar parlar.

​Girişsizlik: Şehrin görünürde hiçbir kapısı yoktur. Bu durum, şehre girmeye çalışanlar için büyük bir psikolojik ve fiziksel engel teşkil eder.
​İçerideki Zenginlik: Efsaneye göre şehrin içi altın, mücevher ve ipeklerle doludur; ancak tüm sakinleri bir "lanet" veya "uyku" sonucu cansızlaşmış, adeta heykele dönüşmüştür.

​3. Metaforik ve Tasavvufi Anlamı
​Bakır Şehri sadece fantastik bir hikaye değil, aynı zamanda derin ahlaki dersler içeren bir alegoridir:

​Dünyanın Geçiciliği: Şehre girmeyi başaranlar, orada büyük bir ihtişam ama aynı zamanda büyük bir ölüm sessizliği bulurlar. Bu, dünya malının ve gücünün (Hz. Süleyman'ın gücü bile olsa) geçici olduğunu simgeler.

​İbret: Şehrin duvarlarında ve saraylarında, "Sizden öncekiler de buradaydı, hepsi toprak oldu" yazılı kitabeler bulunduğu rivayet edilir.

​Büyü ve Tılsım: Şehir, insanı kendisine çeken ama ulaşıldığında yok eden bir serap gibidir. Bazı anlatılarda, duvarın üzerinden içeri bakan askerlerin gülerek kendilerini içeri attıkları ve bir daha geri dönmedikleri anlatılır (büyülenme teması).

​4. Edebiyattaki Yeri
​Binbir Gece Masalları: 566. ve 578. geceler arasında bu şehre yapılan yolculuk detaylıca anlatılır.

​Modern Edebiyat: Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde ve birçok doğu bilimcinin eserlerinde bu efsaneye atıflar bulunur. Hatta Jorge Luis Borges gibi modern yazarlar da bu gizemli şehir imgesinden etkilenmiştir.

​Özetle
​Bakır Şehri; insan hırsını, ulaşılamayanın çekiciliğini ve ölümün kaçınılmazlığını temsil eden kadim bir semboldür. Hem korkutucu hem de büyüleyici olan bu şehir, insanın bilinmeyene duyduğu merakın bir yansımasıdır.

Musa bin Nusayr ve beraberindekilerin Bakır Şehri'ne yaptıkları yolculuk, klasik edebiyatın en etkileyici "ibret" ve "macera" hikayelerinden biridir. İşte bu yolculuğun aşama aşama detayları:

​Yolculuğun Başlangıcı ve Çöl Geçişi
​Halife'nin görevlendirdiği Musa bin Nusayr, yanına bilge bir rehber olan Şeyh Abdüssamed'i de alarak yola çıkar. Günlerce süren çöl yolculuğunun ardından önce "Garipler Kalesi" denilen, üzerinde eski kralların akıbetini anlatan yazıtların olduğu bir kuleye ulaşırlar. Bu kule, yaklaşan dehşetin ilk habercisidir.

​Duvarlardaki Büyü: "Gülümseyen Askerler"
​Şehre ulaştıklarında kapı bulamazlar. Musa bin Nusayr, bir merdiven yapılmasını emreder. Ancak şehirde bir büyü vardır:

​Duvarın üzerine çıkan ilk asker, aşağı baktığında büyük bir sevinçle gülmeye başlar, ellerini çırpar ve kendini içeriye, boşluğa bırakır.
​Ardından çıkan ikinci ve üçüncü asker de aynı şekilde sanki içeride muazzam bir güzellik görmüş gibi gülerek kendilerini feda ederler.

​Sonunda bunun bir tılsım olduğu anlaşılır. İçeriye ancak dualar okuyarak ve zihnini berrak tutarak giren bir kişi, içeride gördüğünün bir vahha veya cennet değil, aslında şehri koruyan bir illüzyon olduğunu fark eder.

​Şehrin İçindeki Sessiz Yaşam
​Şehre girmeyi başardıklarında karşılaştıkları manzara ürperticidir. Şehirde her şey bakır ve mücevherdendir, ancak hiçbir canlı yoktur.
​Pazar Yerleri: Dükkanlar ipekler ve altınlarla doludur ama satıcılar tezgahlarının başında taş kesilmiş gibi durmaktadır.

​Saray: Sarayın ortasında devasa bir tahtta, üzerinde paha biçilemez mücevherler olan bir kraliçe yatmaktadır. Gözleri açık gibidir ama aslında o bir ölüdür. Yanında "Buradaki zenginliğe aldanmayın, biz de hükmettik ama yanımıza hiçbir şey alamadık" yazan bir kitabe vardır.

​Bakır Küpler ve Cinler
​Musa bin Nusayr’ın asıl amacı olan küplere gelince; şehirden ziyade yakınındaki bir gölde bu küpler bulunur. Küplerden biri açıldığında içinden siyah bir duman çıkar ve "Ey Allah’ın peygamberi (Hz. Süleyman), bir daha isyan etmeyeceğim!" diye bağırarak kaçar. Bu, asırlar önce hapsedilmiş bir cindir.

​Hikayenin Sonu ve Alınan Ders
​Musa bin Nusayr, gördüğü bu ihtişam ve ardından gelen mutlak ölüm karşısında derin bir üzüntü duyar. Dünyevi hırsların anlamsızlığını anlar. Halife’ye gönderdiği mektupta şunları yazar:
​"Ey Müminlerin Emiri, bu dünya bir aldanıştan ibarettir. Bakır Şehri’nin kralları bizden daha güçlüydü ama bugün sadece isimleri taşlarda kaldı."
​Bu hikaye, İslam sanatında ve minyatürlerinde de sıkça işlenmiştir. Özellikle dev bakır surların önünde bekleyen küçük insan figürleri, insanın evren karşısındaki acizliğini vurgular.

Bakır Şehri’nin ve çevresindeki gizemin merkezinde Hz. Süleyman’ın peygamberlik ve krallık vasıfları yer alır. İslam ve Doğu mitolojisine göre Hz. Süleyman’a rüzgarlar, hayvanlar ve en önemlisi cinler itaat ettirilmiştir.
​İşte Bakır Şehri efsanesinin Hz. Süleyman ve cinlerle olan bağlantısının derinlikleri:

​1. Cinlerin Hapsedilmesi (Bakır Küpler)
​Hz. Süleyman, Allah’ın izniyle cinlere hükmetme gücüne sahipti. Ancak bazı cinler onun emirlerine karşı gelmiş, insanlara zarar vermeye çalışmış veya kibir göstermişlerdi.

​Mühürlü Küpler: Hz. Süleyman, bu asi cinleri cezalandırmak için onları bakırdan yapılmış küplerin içine hapsetti. Küplerin ağzını kendi mührüyle (Mühr-ü Süleyman) mühürledi ve bu küpleri dünyanın en uzak köşelerine, özellikle Bakır Şehri yakınlarındaki denize veya ıssız çöllere attırdı.

​Bakırın Önemi: Efsanelerde bakırın, cinlerin enerjisini hapsetme ve onların metafizik güçlerini sınırlama özelliği olduğuna inanılır. Bu yüzden şehir de küpler de bakırdan tasvir edilir.

​2. Şehrin İnşasında Cinlerin Rolü
​Bazı rivayetlere göre Bakır Şehri bizzat Hz. Süleyman'ın emriyle cinler tarafından inşa edilmiştir.

​Cinler, insanüstü hızları ve güçleriyle devasa bakır madenlerini eritmiş ve bu şehri tek bir parça gibi pürüzsüz surlarla örmüşlerdir.
​Şehrin "geçit vermez" yapısı, aslında cinlerin insanlardan korunmak veya önemli hazineleri (veya hapsedilmiş yoldaşlarını) saklamak için kurdukları bir kale olmasından kaynaklanır.

​3. İnsan-Cin Karşılaşması
​Musa bin Nusayr’ın yolculuğunda askerlerin duvarın üzerinden bakınca gülerek kendilerini aşağı atmaları, genellikle cinlerin yaptığı bir göz boyama (illüzyon) olarak yorumlanır.
​Cinler, şehri meraklı gözlerden korumak için oraya bir büyü yerleştirmişlerdir.
​Duvardan bakan kişi, aşağıda korkunç bir ölüm değil, hayatı boyunca hayal ettiği en büyük mutluluğu veya sevgilisini görür. Bu büyüye kapılan kişi, ona ulaşmak için kendini boşluğa bırakır.

​4. Kıyamet ve Zaman Algısı
​Efsaneye göre bu küplerin bir kısmı kıyamete kadar açılmayacaktır. Ancak Musa bin Nusayr’ın hikayesinde olduğu gibi, kazara açılan küplerden çıkan cinler, Hz. Süleyman’ın hala yaşadığını sanarak korkuyla tövbe ederler. Bu, cinlerin zaman algısının ve Hz. Süleyman’ın bıraktığı otoritenin ne kadar sarsılmaz olduğunu gösterir.

​Sembolik Bakış
​Hz. Süleyman ve Bakır Şehri hikayesi aslında şunu anlatır:
Dünyanın en büyük gücüne (cinlere hükmetmek) ve en sağlam kalesine (bakır surlar) sahip olsanız bile, ölüm karşısında her şey sessizliğe gömülmeye mahkumdur.

​Musa bin Nusayr şehirden ayrılırken yanında sadece birkaç bakır küp götürebilmiş, ancak gördüğü o muazzam ama "ölü" şehir hayatını tamamen değiştirmiştir.

Nuh Baba

​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​ ​

10/01/2026

OMURGA VE GAZETECİLİK 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
Öznur Kalender'in çizimi.

10/01/2026

Kral ÇATLAK tartışması Dünyayı sardı...

10/01/2026

"Karanlıkta kalmakla, ışığı aramak aynı şey değildir; ama ışığı sadece karanlıkta kalanlar arar."

İçsel boşluk, aslında insanın ruhsal dünyasında bir "mekân açma" çabasıdır. Bu durum genellikle modern insanın en büyük imtihanı olan "anlam arayışının" en derin aşamasıdır. Hikmetini şu an göremediğiniz bu boşluğu, geniş bir perspektifle şu şekilde izah edebiliriz:

​1. Kabın Boşalması Hikmeti
​Tasavvufta ve kadim öğretilerde bir kural vardır: Bir kabın içine yeni ve temiz bir şey koymak için, önce içindeki eski ve bulanık suyun boşaltılması gerekir.
​Yaşadığınız o boşluk hissi, aslında eski kimliğinizin, eski arzularınızın ve artık size hizmet etmeyen değerlerin sizden çekilmesidir.
​Anlamı: Bu bir "hiçlik" değil, yeni bir "ben" için açılan temiz bir sayfadır.

​2. "Asli Vatan" Özlemi
​İnsan ruhu, bu dünyaya ait olmayan bir derinliğe sahiptir. İçsel boşluk, bazen ruhun maddi dünyadaki geçici hazlarla (kariyer, sosyal onay, eşya) doymadığını haykırma biçimidir.
​Bu boşluk, bir eksiklik değil; ruhun daha yüce, daha manevi ve daha kalıcı bir hakikat arayışına girdiğinin sinyalidir.
​Hikmeti: Boşluk size bir yön tayin eder; sizi "dışarıda" aramaktan vazgeçirip "içeriye" bakmaya zorlar.
​3. Kabuk Değiştirme Dönemi

​Yılanlar büyümek için eski derilerini atarlar. Eski deri dar gelmeye başladığında, yeni deri henüz sertleşmemiştir ve bu ara dönemde canlı kendini korumasız, çıplak ve boşlukta hisseder.
​Zihniniz ve ruhunuz mevcut hayat algınıza sığmıyor olabilir. Bu sancı, büyümenin sancısıdır.

​İçsel Boşluğu Haritalandırmak
​Bu boşluğu anlamak için "Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi"nin en üst basamağına, yani "Kendini Gerçekleştirme" ve onun da ötesindeki "Aşkınlık" (Self-Transcendence) seviyesine bakmak gerekir.
​Eğer temel ihtiyaçlarınız (güvenlik, barınma, aidiyet) karşılanmışsa, ruhunuz artık "Daha fazlası ne?" diye sormaya başlar. Bu soru cevaplanana kadar o boşluk hissi kapanmaz.

​Bu Boşlukla Nasıl Kalınır? (Sizin İçin Bir Yol Haritası)
​Doldurmaya Çalışmayın: Boşluğu hemen alışverişle, sosyal medyayla veya geçici kalabalıklarla doldurmaya çalışmak, hikmetin kapısını kapatır. O boşluğun "sessizliğini" dinleyin.
​Gözlemleyin: Bu boşluk hissi en çok ne zaman artıyor? Bir başarı elde ettiğinizde mi, yoksa yalnız kaldığınızda mı? Bu, ruhunuzun neye acıktığını size söyler.

​Hizmet ve Anlam: Kendi dertlerinizden çıkıp bir başkasının hayatına dokunmak (gönüllülük, bir canlıya yardım, sanat üretmek), o boşluğun "anlam" ile dolmasını sağlayan en güçlü yoldur.

​"Karanlıkta kalmakla, ışığı aramak aynı şey değildir; ama ışığı sadece karanlıkta kalanlar arar."
​Bu içsel boşluk hissiyle beraber gelen belirgin bir "amaçsızlık" mı var, yoksa her şeyiniz tam olduğu halde hissettiğiniz bir "tatminsizlik" mi? Bu ayrımı yaparsak, boşluğun size hangi mesajı fısıldadığını daha net bulabiliriz.

Nuh Baba

09/01/2026

Zihninizdeki o "belirsiz" noktayı aydınlatmak için şu üç temel "Gizli Hikmet" kapısına odaklanabiliriz:

​1. "Budanma" Hikmeti
​Bahçıvanlar, bir ağacın daha gür dallar vermesi ve daha kaliteli meyve sunması için onu en verimli görünen yerlerinden budarlar. Dışarıdan bakıldığında ağaç "canı yanıyor" veya "eksiliyor" gibi görünür.
​Soru: Şu an hayatınızda bir eksilme veya kesinti yaşıyorsanız, bu durum ileride daha güçlü bir "siz" oluşturmak için yapılan bir budama işlemi olabilir mi? Belki de hayat, sizin bile fark etmediğiniz bir çürümeyi temizliyordur.

​2. "Zıtların Uyumu" (Celal ve Cemal)
​Tasavvufta bir tabir vardır: "Celalinden cemalinden (kahrın da hoş, lütfun da hoş)." Bazen en sert, en kırıcı tecelliler (Celal), arkasından gelecek olan büyük bir güzelliğin (Cemal) zeminini hazırlar.
​Tıpkı şimşekli, korkutucu bir fırtınanın ardından toprağın suya doyup bereketlenmesi gibi.
​Bakış Açısı: Şu an yaşadığınız fırtına, hayatınızdaki hangi tozları temizliyor ve hangi toprağı yeşertmeye hazırlanıyor?

​3. "İnsan-ı Kamil" Yolu (Kırılma Noktası)
​Japonların Kintsugi sanatı vardır; kırılan seramikleri altınla birleştirirler. Eser eskisi gibi olmaz, ama kırık yerlerinden sızan altın sayesinde eskisinden çok daha değerli hale gelir.
​İnsanın kalbi veya hayatı bir yerden kırılmadıkça, o "ilahı nur" veya "bilgelik" içeri sızamaz.
​Hikmetini kavrayamadığınız o "kırılma", aslında sizin en değerli ve en bilge yanınızın inşa edildiği yerdir.

​Bu Süreçte Kendinize Sorabileceğiniz "Kilit" Sorular:
​Bu sorulara cevap vermeniz gerekmez, sadece zihninizde yankılanmasına izin verin:

​"Bu olay başıma gelmemiş olsaydı, hangi hatalı alışkanlığıma veya düşünceme körü körüne devam edecektim?"
​"Bu durum beni hangi konuda daha anlayışlı, daha sabırlı veya daha güçlü bir insan olmaya zorluyor?"
​"Beş yıl sonra bugüne baksaydım, bu olayın hayatımdaki 'dönüm noktası' olduğunu hangi gerekçeyle söylerdim?"

​Unutmayın: Bir kilimin desenini görmek için ona çok yakından değil, yukarıdan bakmak gerekir. Şu an olaylara çok yakından bakıyor olabilirsiniz.

Nuh Baba

08/01/2026

Özgür Özel Bombayı Patlattı! 'CHP Bilal Erdoğan'ı Rakip Olarak İster mi?' Sorusuna Cevap

07/01/2026

Dondurucu soğuk bir gölün ortasında bir cazibe merkezi
❄️Buz hareketlendiğinde Bismillah çekişi ömre bedel

07/01/2026

CHP’den istifa eden Çakır, “İki başkomutan var; biri Gazi Mustafa Kemal Paşa, diğeri de Türkiye ordularının başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan. Ben de kendisine selam duruyorum” diyerek AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a asker selamı verdi. HABER-KAYSERİ TV-

04/01/2026

Van’da vatandaşlar, sosyal yardım kömürlerinin yanmadığı gerekçesiyle tepki gösterdi.

VAN) - Van’da, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından dar
gelirli ailelere dağıtılan kömürlerin yanmadığını belirten
vatandaşlar, daha kaliteli kömür verilmesini talep etti.
Van Valiliği’nin yardıma muhtaç ailelere dağıttığı kömürün
yanmamasına vatandaşlar tepki gösterdi. İpekyolu ilçesine bağlı

Şerefiye ve Cevdetpaşa mahallelerinde yaşayan vatandaşlar,
kendilerine verilen kömürlerin sobada yanmadığını belirtti.
Kömürlerin yeterli ısı vermediğini ve evlerini ısıtmadığını ifade
eden vatandaşlar, özellikle kış şartlarının ağır geçtiği Van’da
büyük mağduriyet yaşadıklarını dile getirdi.
Dar gelirli aileler için adeta hayati önem taşıyan bu yardımların
kalitesinin artırılmasını talep eden vatandaşlar, yetkililerden
konuya ilişkin destek istedi. Vatandaşlar, "Devletimizin yardımına
minnettarız ancak verilen kömürler ısınmamıza yetmiyor. Daha
kaliteli kömür dağıtılmasını istiyoruz" dediler. HABER -KAYSERİ TV-

04/01/2026

Ne dilemek isterdin? Dileğin makul ise yaz yerine getirsin

Address

Sivas Caddesi Beşel Apt 21/5
Melikgazi
38000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kayseri TV posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Kayseri TV:

Share

Category