Hospital Life Magazine

Hospital Life Magazine Tedavi, ilaç ve güzellik hakkında haberler.. www.hospitallife.net | [email protected]
Bir RCA Global Media Co. yayınıdır.

Bilim İnsanları Diş Büyütme İlacının İlk İnsan Denemesine BaşlıyorTOKYO- Japon diş araştırmacıları, doğal diş yenilenmes...
10/08/2025

Bilim İnsanları Diş Büyütme İlacının İlk İnsan Denemesine Başlıyor

TOKYO- Japon diş araştırmacıları, doğal diş yenilenmesi yolunda çığır açan bir adım attı. Ekim 2024'te, Dr. Katsu Takahashi'nin Kitano Hastanesi'ndeki (Osaka) ekibi Kyoto Üniversitesi ile işbirliği ile, vücudun doğal olarak yeni dişler çıkarmasını sağlayacak bir ilacın birinci aşama insan klinik deneylerini başlattı. Şu anda 30-64 yaş arası 30 sağlıklı yetişkin erkeğin yer aldığı bu deneme, ilacın güvenlik profilini değerlendirmeyi amaçlıyor.

Terapi, normalde ilave dişlerin gelişimini engelleyen USAG-1 adlı proteini engelleyerek işe yarar. USAG-1'i bastırarak, ilaç, uykudaki diş tomurcuklarını yeniden harekete geçirir ve potansiyel olarak dişlerin "üçüncü set" büyümesine yol açar. Hayvan çalışmalarında, fare ve gelinciklerdeki tam işlevsel dişleri yenilemeye tek bir doz yeterliydi.

Eğer başarılı olursa, araştırmacılar deneyleri doğuştan diş agenezisi olan çocuklara uzatmayı planlıyor. Ticari kullanılabilirlik 2030 civarında öngörülüyor, implant ihtiyacını gerçek biyolojik diş büyümesiyle değiştiriyor.

Kaynaklar: Japonya'nın Tıp Araştırma Enstitüsü Kitano Hastanesi ve Kyoto Üniversitesi (AFP/Medikal Xpress) ön klinik ve haber raporları ve Ağız Sağlığı yayınlarında yer alıyor.
_________
Bu gönderi tıbbi tavsiye sunmuyor ve sadece bilgilendirme amaçlı kullanılmalıdır.

25/09/2022
Bu yazıyı sonuna kadar lütfen okuyun bunun adı karahindiba bul kanser hastalığının kesin çözümü fakat çoğu kişi nasıl ku...
25/09/2022

Bu yazıyı sonuna kadar lütfen okuyun

bunun adı karahindiba bul kanser hastalığının kesin çözümü fakat çoğu kişi nasıl kullanıldığını bilmez ben buradan sizlere detaylı bir şekilde anlatacağım

Bunun ilk defa dünyaca ünlü Bulgaristanlı bir doktor buldu. Kanserin çaresi olarak fakat bu doktoru öldürdüler

Ben biraz araştırdım, benim hanım da Bulgaristanlı olduğu için ben Almanya'da yaşıyorum biraz da benimki meraktan geliyordu.

Anlattıklarını duyduğumda hayretler içerisinde kaldım.

Babasını dünyaca ünlü ilaç firmaları bilinçli olarak öldürmüşler iz yok.

Ancak kanserin ilacını bulmuştuk diyor benimki de merak biliyor musun?

Tabii ki biliyorum?

Nasıl kullanılacağını bana öğretir misin?

Tabiki öğretirim,
zor mu?
Hyır gel göstereyim

o sırada parkta karahindiba kökünü çekti koparttı kökünden beyaz renkte süt çıkmaya başladı

bunu diline sür bakayım dedi.

ben sürdüm de ağzım uyuşmuştu

Aç karnına sabahların 6 kök kopardığın zaman dilinle sütü yalıyorsun her sağlıklı insan dahi yapması gerekiyor dedi

herhangi kanser hastası bunu bir ay boyunca devam ettiği takdirde kesinlikle ne olursa olsun bütün kanseri yok ediyor

Karahindiba kemoterapiden 100 kat daha etkili yazın bakın benim anlattığım ın aynısını babasının öldürüldüğünü bulgarın bütün internet sitelerinde bulabilirsiniz

Bulgaristan'ın Varna ilçesinde Truva diye diye bir yer var bu insan orada yaşıyor fakat ne olur bunu herkes uygulasın iyi geceler

sabahları aç karnına bakın parklarda çok var ben sordum bunun tehlikesi var mı diye tabii ki var sabahtan akşama kadar bundan diline sürmeyecek sin 5 veya 6 kök diline değdir

Arkadaşlar çürük bir patates bulun fakat yarısı çürümüş olması gerekir bunun sütünü komple çevresine sürün 3 gün sonra bakın bir tarafı sağlam bir şekilde çıkıyor

çürük taraf dökülüyor

patlıcanın çürümüş tarafına sürdüm diğer tarafını kuruttum çürük tarafı kendiliğinden düştü elmaya denedim lütfen denemeden bana inanmayın Allah rızası için önce de ne sonra bütün insanlara anlatın istiyoruz

-Yukaridaki cumleler dusuk olsa da , icerigi belki birilerine umut olur

Alıntı

Philips’in Ingenia Ambition 1.5T MR görüntüleme sistemi, Memorial Ataşehir Hastanesi’nde kurulduİSTANBUL- Philips’in sağ...
14/01/2022

Philips’in Ingenia Ambition 1.5T MR görüntüleme sistemi, Memorial Ataşehir Hastanesi’nde kuruldu

İSTANBUL- Philips’in sağlık sistemlerine sunduğu yeni çözümü, BlueSeal magnet teknolojisine sahip Ingenia Ambition 1.5T MR, Türkiye’de ilk kez Memorial Ataşehir Hastanesi’nde kuruldu.

Radyoloji bölümlerinin günlük operasyonlarının temelini oluşturan ve çeşitli hastalık tanılarında sağlık profesyonellerini destekleyen Philips Ingenia Ambition 1.5T MR, Memorial Ataşehir Hastanesi’nin sürdürülebilir kaynaklarla, hızlı ve etkin bir şekilde daha fazla hastaya hizmet vermesinde önemli bir etki sağlayacak.

Bu önemli iş birliği ile ilgili Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak “BlueSeal magnet teknolojisine sahip Ingenia Ambition 1.5T MR cihazımızı In-Bore çözümü ile birlikte kullanmaya başlayan Memorial Ataşehir Hastanesi, özellikle klostrofobik veya pediatrik hastalara sunduğu daha iyi bir çekim deneyimi ile hastalarına konfor sağlıyor. Ingenia Ambition 1.5T MR her yönüyle çevre dostu ve sürdürülebilir bir yatırım” dedi.

“Manyetik Rezonans Görüntüleme”nin teşhis ve terapi kılavuzluğu konusunda ender özelliklere sahip olduğunun altını çizen Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak, helyum gerekliliği ve kurulum alanı konusunun ise hastanelere önemli operasyonel yükler getirdiğini belirtti.

Karabatak, Philips’in bu konuya eşsiz teknolojisi BlueSeal ile çözüm getirdiğini söyleyerek, magneti soğutmak için gerekli sıvı helyum miktarını önemli ölçüde (mevcut kullanımın binde 5’ine) azalttıklarını açıkladı.

Bu sayede, hastanelere daha küçük alanlarda ve daha esnek kurulum imkanı sağlanarak, helyum, magnet ya da kullanıcı hatası kaynaklı operasyonel kesintiler meydana gelmesi halinde normal operasyonlara daha hızlı geri dönüş de dahil olmak üzere önemli faydalar sunuluyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi’nde Türkiye’deki ilk kurulumu gerçekleşen Ingenia Ambition 1.5T MR sistemi için radyolog Prof. Dr. Pınar Polat Suma ise şu şekilde belirtti: “Manyetik rezonans görüntüleme tekniklerinde hasta deneyimi dikkat ettiğimiz en önemli konulardan biri.

Ingenia Ambition BlueSeal magnet teknolojisi ile helyumsuz MRG imkanı bizi son derece mutlu ediyor. Helyumsuz MRG teknolojisi ile klinik teşhis çıktılarından feragat etmeksizin, tüm hastalarımıza güvenle tarama yapabiliyoruz.

Ayrıca beyin incelemelerinde kontrast madde alerjisi olan hastalarda kontrast madde kullanmadan yaptığımız faz geçiş incelemesi (4D Trance) ile güvenli hasta taraması konusunda merkezimiz ayrıcalıklı hale gelmiş durumdadır.

Philips çalışanları ile aynı yöne bakabildiğimiz için birbirimizi anlamadaki gayretlerinden ve iş birliği yaklaşımlarından dolayı tüm çalışanlarına teşekkür ediyoruz”.

Çok daha güvenilir klinik sonuçlar için Ingenia Ambition 1.5T MR sistemi Philips Türkiye, acil durum helyum tahliyesi için bir havalandırma borusuna ihtiyaç duymayan ve normal magnetlerden daha hafif olan BlueSeal' ın en yeni teknolojisi ile geliştirilmiş teşhis yetenekleri ve verimlilik ihtiyaçlarını destekleyen Ingenia Ambition 1.5T MR sistemi için Memorial Ataşehir Hastanesi ile çeşitli bakım ve cihaz yaşam döngüsü hizmetleri için de iş birliği içerisinde olacak.

Bu gelişmiş cihaz teknolojisi ile çok daha güvenilir klinik sonuçlar alınması hedeflenirken, etkileyici ambiyans çözümleriyle de tüm MR tetkikleri boyunca hastaları rahatlatmak, onlara rehberlik etmek ve genel deneyimlerini iyileştirmek mümkün olacak.

–– Editor Rasim Aydin

Royal Philips Hakkında:
Royal Philips (NYSE: PHG, AEX: PHIA), insanların yaşamlarını iyileştirmeye kendini adamış, sağlıklı yaşam ve korunmadan teşhis, tedavi ve evde bakıma kadar her alanda sağlık döngüsünden daha etkili sonuçlar elde etmeye odaklanan lider bir sağlık teknolojileri şirketidir. Philips entegre çözümler sunmak için ileri teknolojiden, klinik sonuçlardan ve tüketici iç görülerinden faydalanır. Philips, tanısal görüntüleme, görüntüleme odaklı terapi, hasta görüntüleme ve sağlık bilişiminin yanı sıra sağlıklı yaşam ve evde bakım alanlarında pazar lideridir. Genel Merkezi Hollanda’da bulunan ve 100’ü aşkın ülkedeki satış ve hizmetleriyle yaklaşık 77.000 kişiyi istihdam eden Philips, 2020 yılında 17.3 milyar avro satış geliri elde etmiştir. Ayrıntılı bilgi için: www.philips.com/newscenter sitesini ziyaret edebilirsiniz.

BU YÖNTEMLER CİLDİNİZİ DOĞAL BİR GÖRÜNÜMLE GENÇLEŞTİRİYORGünümüzde yüz gençleştirme uygulamaları herhangi bir cerrahi iş...
26/11/2021

BU YÖNTEMLER CİLDİNİZİ DOĞAL BİR GÖRÜNÜMLE GENÇLEŞTİRİYOR

Günümüzde yüz gençleştirme uygulamaları herhangi bir cerrahi işleme gerek kalmadan konforlu bir şekilde yapılabiliyor. Ameliyatsız yüz gençleştirmede birçok farklı yöntem uygulanıyor. Yöntem seçimi hastanın ihtiyacına göre belirleniyor. Botoks ve dolgu ile yapılan sıvı yüz germeden, altın iğneli radyo frekans yöntemine ve lifting uygulamalarına kadar birçok farklı tedavi bulunuyor. Memorial Wellness Kozmetik Dermatoloji Bölümünden Uz. Dr. Ayça Alan Atalay, her mevsim uygulanabilen cilt gençleştirme yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Botoks ve dolgu uygulamaları her mevsimde yapılabiliyor
Hastanın tedavisine, dermatolojik masada ışıklı bir büyüteç altında değerlendirme yapılarak başlanmaktadır. Böylece cilt yapısı gözlemlenmekte ve yaşlanma bulguları değerlendirilmektedir. Birçok kişide değişik oranlarda asimetri olabilir, bu yüzden bunları da önceden hastaya belirtmek gerekir. Sarkma eğer daha belirgin bir problemse botoks yerine dolgu uygulamaları hastalara daha belirgin bir fayda sağlayabilmektedir. Uzman hekimler tedavi yöntemine hastanın ihtiyaçları doğrultusunda karar vermektedir. Botoks ve dolgu uygulamaları her mevsim yapılabilen tedaviler olarak ön plana çıkmaktadır.

Göz altı oluklanmaları ve torbalamaları dolgu ile gideriliyor
Yaşa bağlı olarak, kemik yapısının da zayıflamasıyla beraber orta yüz bölgesinde boşalma ve çökme, gözaltlarının belirginleşmesi, çene hattında sarkma veya çene kontörünün keskinliğini yitirmesi görülebilmektedir. Bu problemlerin çoğu dolgu enjeksiyonları ile giderilebilmektedir. Eskiden en çok burun yanı çizgilerine dolgu yapılırken son zamanlarda bu uygulama çok tercih edilmemektedir. Bunun sebebi buradaki boşalmaların genellikle orta yüzden kaynaklanıyor olmasıdır. Orta yüz boşalmaları desteklendiği zaman burun yanı çizgileri de toparlanmaktadır. Göz altı oluklanması veya hafif torbalanması olan kişilerde de ışık dolgusuyla gözaltındaki yorgun ifade giderilebilmektedir. Çene kontörünün keskinliğini sağlamak adına ise küçük çentiklenmeleri ve çene arkasında oluşan boşlukları dolguyla toparlamak mümkündür. Böylece çene kontörü eskiden olduğu gibi daha keskin ve düz gösterilebilir.

Baby botoks doğal ve sağlıklı bir görünüm sağlıyor
Baby botoks, botoks uygulamasının belli olmaması ve mimikleri tamamıyla kaybetmemek amacıyla yapılan bir uygulamadır. Dolayısıyla da normalde yapılandan daha az ölçülerde yüzeye küçük enjeksiyonlar yapılmaktadır. Baby botoksun bir diğer faydası ise botoksun cilde kazandırdığı canlılık, parlaklık etkisinin daha belirgin bir şekilde görülebilmesidir.

Altın iğneli radyofrekans tedavisiyle cilt kalitesi artıyor
Cildin gözeneklerinin belirginleştiği ve cilt kalitesinin azaldığı durumlarda radyofrekans tedavileri uygulanabilmektedir. En yeni teknoloji radyofrekans uygulamalarından biri altın iğneli radyofrekans yöntemidir. Bu tedavide cilde iğneler üzerinden radyofrekans dalgaları verilmektedir. Bu dalgaların yarattığı ısı sayesinde ciltte kolajen ve elastin sentezi uyarılarak cildin daha sıkı ve gözeneklerin toparlandığı bir görünüm elde edilmektedir. Çene hattına uygulandığında çene kontöründe keskinleşme ve yanak kısımlarında toparlanma sağlayarak ciltte lifting etkisi de sağlanmaktadır. Bu tedavi yöntemi aynı zamanda sivilce izlerinde de kullanılabilmektedir. Altın iğneli radyofrekans tedavisinden çatlaklarda, yara ve yanık izlerinin tedavisinde gibi farklı alanlarda da faydalanılmaktadır. Radyofrekans uygulamaları daha yumuşak ve uzun süren tedavi yöntemleridir. Kişi tedavi sonrası günlük hayatına kolaylıkla devam edebilmektedir.

Murat Dalkılıç Epilepsi İçin Bak Elçisi OlduÜnlü sanatçı Murat Dalkılıç 8 Şubat Dünya Epilepsi Günü’nde epilepsi hastala...
07/02/2021

Murat Dalkılıç Epilepsi İçin Bak Elçisi Oldu

Ünlü sanatçı Murat Dalkılıç 8 Şubat Dünya Epilepsi Günü’nde epilepsi hastalarına destek verdi

Murat Dalkılıç, Türk Epilepsi ile Savaş Derneği’nin UCB Pharma’nın koşulsuz desteğiyle beş yıldır sürdürdüğü Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası’nın elçisi oldu.

8 Şubat Dünya Epilepsi Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Dalkılıç, ülkemizde maalesef her 5 kişiden 1’inin ‘işveren olsam epilepsi hastası bir bireyi işe almak istemem’ dediğine dikkat çekerek epilepsinin çalışamamakla ! dedi.

Kendisinin de çocukken epilepsi hastası olduğunu belirten Murat Dalkılıç, herkesi epilepsiyle ilgili bakış açısını değiştirmeye ve Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası’na destek olmaya davet etti.

Murat Dalkılıç’ın oynadığı Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası’nın “Epilepsinin Çalışamamakla !” konseptli farkındalık filmine, ünlü sanatçı Aşkın Nur Yengi de sesiyle destek verdi.

Türk Epilepsi ile Savaş Derneği Başkanı Prof. Dr. Naz Yeni, kendisi de bir epilepsi hastası olan Murat Dalkılıç’ın Epilepsi İçin Bak Projesi’ne destek vermesinden dolayı çok mutlu olduklarını söyledi. Prof. Dr. Yeni, Murat Dalkılıç’ın başarılı sanatçı kimliğiyle özellikle epilepsili çocuklara ve topluma çok iyi bir örnek olacağına inandıklarını belirterek, “Epilepsili bireylerin iş ve sosyal yaşamda başarılı olmamaları için bir sebep yok. Yeter ki bizler ön yargılarımızdan vazgeçelim” dedi.

Epilepsili Bireyler İçin Ön Yargılara Savaş Açıldı
Türk Epilepsi İle Savaş Derneği’nin UCB Pharma’nın koşulsuz desteğiyle, 2017 yılında Dünya Epilepsi Günü’nde ilk kez hayata geçirilen Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası bu yıl beşinci yılına girdi. Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası, epilepsili bireylerin de herkes gibi hayatlarına devam edebilecekleri, okuyabilecekleri, çalışabilecekleri, evlenebilecekleri, çocuk sahibi olabilecekleri ve başarılı işlere imza atabileceklerinin farkındalığını artırmayı amaçlıyor. Epilepsi Farkındalık Araştırması'nın 2021 yılı sonuçlarına göre; ülkemizde hala 5 milyon vatandaşımız epilepsinin bulaşıcı olduğuna inanıyor. Her 5 kişiden 1’i ‘İşveren olsam epilepsi hastası bir bireyi işe almak istemem’ diyor. Her 5 kişiden 2’si yakınlarının epilepsili bir bireyle evlenmesini istemiyor. Epilepsinin cinli perili bir hastalık olduğuna inanan hala 3 milyon kişi bulunuyor. Her 2 kişiden 1’i epilepsi nöbeti geçiren kişiye nasıl müdahalede bulunacağını bilmiyor.

Geçtiğimiz yıl, ünlü oyuncu İrem Sak’ın gönüllü desteğiyle yer aldığı farkındalık filmi ile, Felis Ödülleri’nde Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik Başarı Ödülü’nün sahibi olan Epilepsi İçin Bak Farkındalık Kampanyası’na ünlü şarkıcı Derya Uluğ da gönüllü destek vererek dijital mecralarda farkındalık çalışmaları devam etti.

Türk Epilepsi İle Savaş Derneği herkesi, Epilepsi İçin Bak Instagram sayfasında yer alan filtresini kullanarak kendi fotoğrafını çekip farkındalık mesajlarıyla birlikte ve etiketleriyle sosyal medya hesaplarında yayınlayarak farkındalığın bir parçası olmaya davet etti.

Aşı sonrası ölenler için Pfizer-BioNTech'in yanıtı:Tamamen 'tesadüf' Ege Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bili...
21/01/2021

Aşı sonrası ölenler için Pfizer-BioNTech'in yanıtı:
Tamamen 'tesadüf'

Ege Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zafer Kurugöl, Pfizer-BioNTech aşısı olduktan sonra hayatını kaybeden kişilerle ilgili araştırma yapıldığını söyledi.

Kurugöl, ‘Bu ölümler ile aşı arasında belirgin bir ilişki yok. Tesadüfi bir durum’ dedi.

Ege Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zafer Kurugöl, bu ölümlerin aşıyla ilgili olup olmadığının araştırıldığını söyledi:

“Norveç yetkili makamları, ülkede bir haftada bu yaş grubunda ortalama 400 ölüm bulunduğunu, aşılamanın başladığı haftadan sonra bu ölümlerde bir artış olmadığını kaydetti.

Ayrıca ölenlerde kanser, kalp hastalığı gibi çok sayıda hastalığın bulunduğu açıklandı. Dünyada her yıl kalp hastalığından yaklaşık 19 milyon, kanserden 10 milyondan fazla kişi yaşamını yitiriyor.

Norveç’teki sağlık otoritesi konunun detaylı inceleneceğini belirtti.

Ama ön raporunda da ‘Bu ölümler ile aşı arasında belirgin bir ilişki yok. Tesadüfi bir durum’ diye açıklama yaptı.”

‘DSÖ’ye aşıya bağlı ölüm bildirilmedi'

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ofisi’nden halk sağlığı uzmanı Dr. Bahadır Sucaklı, yaşlılar arasındaki ölümlerin, aşıyla bağlantısı olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını söyledi. Dr. Sucaklı, “Bu ölümlerin aşı sonrası meydana gelmesinin tesadüfi olarak değerlendirilmesi söz konusudur. Mevcut aşı uygulamaları içerisinde aşıyla ilişkilendirilmiş herhangi bir ölüm DSÖ’ye bildirilmedi” dedi.

BioNTech’in CEO’su Profesör Doktor Uğur Şahin: Geliştirdiğimiz aşı en az bir yıl koruma sağlayacakTüm dünyada bir milyon...
02/01/2021

BioNTech’in CEO’su Profesör Doktor Uğur Şahin:
Geliştirdiğimiz aşı en az bir yıl koruma sağlayacak

Tüm dünyada bir milyon 270 bini aşkın kişinin ölümüne yol açan yeni tip corona virüs (Covid-19 pandemisine karşı geliştirilen aşılar arasında en çok umut vaat eden ve yüzde 90’dan fazla koruma sağladığı açıklanan Pfizer/BioNTech aşısının arkasındaki isim Profesör Doktor Uğur Şahin, aşının salgını bitireceğinden emin olduğunu ve Covid-19'a karşı en az bir yıl koruma sağlayacağını açıkladı. Bununla birlikte Şahin, aşının virüsün bulaşmasını engelleyeceğini ve asemptomatik vakalarda da sonuç vereceğini söyledi.

"CORONA VİRÜSÜN BAŞINI EZEREK SALGINI SONLANDIRACAĞINDAN EMİNİM"
Yüzde 90’dan fazla koruma sağladığı açıklanan Pfizer/BioNTech aşısının arkasındaki Türk bilim insanı Uğur Şahin, İngiliz The Guardian gazetesine özel bir röportaj verdi. Eşi Profesör Doktor Özlem Türeci ile birlikte aşıyı geliştiren ve BioNTech’in CEO’su olan Şahin geliştirdikleri aşının corona virüsün başını ezerek, 2020'de dünyayı esir alan salgına son vereceğinden emin olduğunu açıkladı.

YÜZDE 90'DAN FAZLA KORUMA SAĞLADIĞI GÖRÜLDÜ
ABD'li ilaç şirketi Pfizer’dan tarafından Pazartesi günü yapılan açıklamada, Alman BioNTech firmasıyla geliştirilen deneysel corona virüs aşısının, klinik denemelerin son aşamasında başarılı olduğu duyuruldu. 43 binden fazla gönüllüyle yapılan çalışmanın ara verilerinde de aşının yüzde 90’dan fazla etkili olduğu görüldü. Bir milyon 290 binin aşkın kişinin ölümüne neden olan pandemiye karşı geliştirilen aşı çalışmalarında bir kilometre taşı olarak görülen sonuçlar tüm dünyada büyük yankı uyandırdı.

Deneme sonuçları henüz tüm detaylarıyla açıklanmadığı için aşının asemptomatik vakalarda etkili olup olmadığı sorusu belirsizliğini koruyor. Ancak, bu konuda iyimser olduğu belirten BioNTech’in CEO’su “Soru, salgını bu aşı ile durdurabilir miyiz ise, cevabım şu: Evet, çünkü sadece semptomatik enfeksiyonlardan korunmanın bile dramatik bir etkisi olacağına inanıyorum. Deneme çalışmalarının sonuçları açıklanıncaya değin aşının bağışıklık sisteminde yeterince güçlü bir tepki tetikleyip tetiklemeyeceğinden emin değildik.Artık geliştirdiğimiz bu aşının virüsü yeneceğinden kesinlikle eminiz” ifadelerini kullandı.

"AŞI CORONA VİRÜSE KARŞI EN
AZ BİR YIL KORUMA SAĞLAYACAK"

Bununla birlikte 55 yaşındaki bilim insanı, üç hafta arayla iki enjeksiyonla uygulanan aşıyı alanların en az bir yıl corona virüse karşı bağışıklık kazanacağını umduğunu açıkladı.

AŞININ HER YIL YENİLENMESİ GEREKEBİLİR

Şahin, “Şu ana kadar sadece corona virüse karşı kazanılan bağıklığın süresine ilişkin dolaylı ipuçlarımız var. Covid-19 hastaları üzerinde yapılan araştırmalar, güçlü bir T hücresi bağışıklık tepkisine sahip olanların altı ay sonra hala bu güce sahip olduğunu göstermiştir. En az bir yıl güvende olabileceğimizi hayal edebiliyorum. Ancak Covid-19 aşılarının her yıl ‘yenilenmesi gerekebileceğini göz ardı edemeyeyiz” ifadelerini kullandı.

"VİRÜSÜN BULAŞMASINI DURDURABİLECEĞİNE İNANIYORUM"

Öte yandan Şahin, BioNTech/Pfizer aşısının mevcut denemeleri, virüsün bulaşmasını önlediğini resmen kanıtlamasa da, aşının virüsün bulaşmasını durduracağına inandığını söyledi.

AŞI BİRDEN FAZLA ŞEKİLDE VİRÜSE SALDIRIYOR: VİRÜS HÜCRELERE GİRDİĞİNDE T HÜCRESİ TEPKİSİ TETİKLENİYOR

Bilim dünyasında aşı çalışmaları için ilk kez kullanılan mRNA yöntemi sayesinde, geleneksel olanlara göre kendi aşısının "birden fazla şekilde" corona virüse saldırdığını belirten Şahin, " Aşı, Covid-19'un hücrelerimize erişimini engelliyor. Ancak virüs içeri girmeyi başarsa bile, T hücreleri devreye girerek hücreleri virüsü etkisiz hale getirerek ortadan kaldırır. Bu iki savunma hamlesini mükemmelleştirmek için bağışıklık sistemini çok iyi eğittik. Artık virüsün kendisini bu mekanizmalara karşı savunamayacağını biliyoruz” dedi.

YENİ YÖNTEM AŞININ BULUNMA SÜRECİNİ HIZLANDIRDI

Şahin, ayrıca geleneksel aşılarda virüsten genetik bilginin alınıp insan hücresinde çoğaltıldığını, mRNA olarak bilinen yöntemde ise sadece virüsün genetik kodunun yeterli olduğunu açıkladı.

"PROJEMİZ İÇİN TÜM SOKAKLAR BOŞTU"

Bilim insanı, böylece ortağı Pfizer'ın geniş piyasalar için aşı üretimi deneyimi ive ilaçlarla ilgili düzenlemeleri yapan sağlık yetkililerinin hızlı yanıtı sayesinde aşı geliştirme sürecinin sadece 10 ay sürdüğünü ifade ederek, “Neredeyse hiç beklemedik. Londra'nın bir ucundan diğer ucuna gitmek istediğinizi ve her yerde trafik sıkışıklığı olduğunu hayal edin. Yarım güne ihtiyacınız olur. Ancak, projemiz için tüm sokaklar boştu. Yeni bir teknoloji ve ortaklarımızın desteği sayesinde yıllar içinde geliştirilebilecek bir aşıyı aylar içinde hazırladık” açıklamasını yaptı.

AŞIYLA İLGİLİ DİĞER ÖNEMLİ SORULARIN YANITLARI YAKIN ZAMANDA ORTAYA ÇIKACAK

Diğer taraftan Şahin, aşının etkinliğine dair diğer bazı önemli soruların ancak önümüzdeki haftalarda ve gelecek aylarda cevaplanacağını söyledi. Aşının asemptomatik vakaları durdurup durdurmayacağının kesin olarak belirlenmesinin bir yılı bulabileceğini ifade eden Şahin, çeşitli yaş gruplarında farklı düzeylerde koruma sağlayıp sağlamadığına dair daha fazla bilgilerin ise yaklaşık üç hafta içinde netleşeğini bildirdi. Bununla birlikte ara denemeler, aşının farklı etnik gruplardan insanlar üzerinde nasıl çalıştığını henüz tam olarak ortaya koymadı.

Türk profesörün keşfettiği yöntemle ilk korona ilacı üretildi... "Corona virüsü'nün tedavisi bulunmuştur"YazdırKoronavir...
17/12/2020

Türk profesörün keşfettiği yöntemle ilk korona ilacı üretildi...
"Corona virüsü'nün tedavisi bulunmuştur"Yazdır

Koronavirüs ilacını bulan Prof. Dr. İbrahim Benter, Deniz Bayramoğlu'nun sunduğu Kanal D Ana Haber’e konuştu!

Prof. Dr. Benter, "Koronanın tedavisi bulunmuştur ve salgının sonunu getireceğine inanıyorum." dedi...

Binlerce bilim insanı koronavirüs salgınını engellemek için canla başla uğraşıyor. Fakat Türkiye çalışmalarda onlarca adım ileriye çıkmış durumda! Türk bilim insanları önce aşıyı buldu, ardından test geliştirdi, şimdi de korona ilacını yarattı.

Prof. Dr. İbrahim Benter'in çalışmalarıyla ilk korona ilacı yaratıldı. Kanal D Haber'e konuşan Prof. Dr. İbrahim Benter "Covid-19'un tedavisi bulunmuştur." açıklamasını yaptı.

İşte Türk profesörün açıklamaları:

* Bu ilaç hasta olanları tedavi edebilecek, yani bu aşıyı almış veya almamış hasta olan insanlar bu ilacı kullanarak virüsün vücuttaki zararlarını önleyebilecek. Kısa ve uzun vadede bu ilaç çok etkili olacak.

* Virüs mutasyona uğrayıp değişse bile ve aşılara karşı bir direnç sağlasa bile bu yaklaşımla biz bu hastalıkları tedavi edebileceğiz.

* Yan etkileri ve dozları konusunda bir şey söylemek daha erken ama ümit ediyoruz ki fazla bir yan etkisi olmadan başka faydaları da olan bir ilaç.

* Koronanın tedavisi bulunmuştur. Bu şu an da salgının sonunu getireceğine inanıyorum.

Tayvanlı Firmalar Son Teknoloji İle Ürettikleri Medikal/Cerrahi Ürünlerini Online Lansman İle TanıttıTayvan Dış Ticaret ...
24/06/2020

Tayvanlı Firmalar Son Teknoloji İle Ürettikleri Medikal/Cerrahi Ürünlerini Online Lansman İle Tanıttı

Tayvan Dış Ticaret Geliştirme Konseyi (TAITRA), Tayvan Dışişleri Bakanlığı (MOFA) himayesinde, bir araya gelen Eped, Hilios ve Biosensetek firmaları en son teknolojiden yararlanarak ürettikleri medikal ürünlerini Türk alıcılara ve basına tanıtmak için online ürün lansmanını gerçekleştirdi.

Tayvan Dış Ticaret Geliştirme Konseyi (TAITRA) üyesi 3 firma, Kasım ayına ertelenen EXPOMED fuarında tanıtacakları son teknoloji medikal/cerrahi ürünlerini; 17 Haziran Çarşamba günü düzenledikleri online lansman ile tanıttı. Medikal ürünler alanındaki uzmanlıkları ile dikkat çeken Tayvanlı firmaların ürünleri dünyada büyük ilgi görüyor.

Tayvan Dış Ticaret Geliştirme Konseyi (TAITRA), pandemi sonrası online ticaret faaliyetlerini tüm dünyada arttırdı. TAITRA, 2020 yılının başından şu ana kadar fuarlar, konferanslar, ürün lansmanları, seminerler, basın toplantıları ve ticari misyonlar dahil 185 online etkinlik düzenledi.
"Birlikte mücadele ediyoruz" sloganıyla küresel mücadeleyi destekliyor

Tayvan hükümeti COVID-19'un kontrol altına alınması ve yayılmasını engellemekte büyük başarı gösterirken, çoğu işletme ve okul kısıtlama olmadan faaliyetlerine devam etti. Tayvan Dış Ticaret Geliştirme Konseyi (TAITRA), öncülüğünde farklı alandan, 20 üst düzey tıbbi kurum, 2 binin üzerinde Tayvanlı firma uzmanın bilgi birikimini kapsayan bir portal olan "Tayvan Küresel Anti-Pandemi Platformu"nu kurdular ve resmi bir lansmanla tanıttılar. "Birlikte mücadele ediyoruz" sloganıyla hareket eden bu online platform başarılı COVID-19 deneyimlerini paylaşarak “Made-in-Taiwan” anti-pandemik ürünlerini dünyaya sundu.

https://www.anti-covid-19.tw/

Lansmana katılan firmaların ürünleri hakkında bilgiler:
EPED Inc. minimal invaziv cerrahi alanında lider bir şirket. Şirket, Nöroşirürji (Beyin ve Sinir Cerrahisi), Kraniyofasiyal, KBB, Plastik, Estetik ve diğer minimal invaziv cerrahi uygulamaları için en son stereotaktik cerrahi navigasyon sistemlerini tanıttı.

HILIOS Industrial, 2000 yılından beri profesyonel bir üretici ve floresan lamba ihracatçısı olan firma, tüm ürünlerini Tayvan’da üretiyor. Lansmanda kasları gevşetmeyi ve ağrıyı etkili bir şekilde hafifletmeyi amaçlayan kızılötesi FİZYOTERAPİ cihazının özelliklerini anlattı.

BIOSENSETEK, biyoelektrik-fizyolojik sensör ve sinyal işleme araçlarının geliştirilmesine odaklanan lider bir araştırma ve tasarım şirketidir. Firma lansmanda hastaların hayati belirtilerinin gerçek zamanlı izlenmesi için özel olarak tasarlanmış merkezi hayati belirtiler monitörününün tanıtımını yaptı.

Koronavirüs: ABD'li uzmanlar 'Virüsün baskın hale gelen mutasyonu ilk halinden daha bulaşıcı olabilir' diyorAmerika Birl...
12/05/2020

Koronavirüs: ABD'li uzmanlar 'Virüsün baskın hale gelen mutasyonu ilk halinden daha bulaşıcı olabilir' diyor

Amerika Birleşik Devletleri'nde Los Alamos Ulusal Laboratuvarı'nda çalışan uzmanlar şu anda dünya çapında koronavirüsün değişikliğe uğramış yeni bir versiyonunun hakim olduğunu ve bunun Covid-19 salgınının ilk günlerinde yayılan çeşitlerinden daha bulaşıcı göründüğünü söylüyor.

Los Angeles Times gazetesindeki Ralph Vartabedian imzalı haberde, Los Alamos'taki uzmanların yürüttüğü araştırmanın sonuçları aktarılıyor.

Çalışmaya göre koronavirüsün bu yeni türü ilk olarak Şubat ayında Avrupa'da ortaya çıktı, hızla ABD'nin doğu sahillerine ulaştı ve Mart ayı ortalarından bu yana dünyada en yaygın olan koronavirüs versiyonu haline geldi.

Uzmanlar tarafından hazırlanan raporda koronavirüsün değişime uğramış bu halinin daha hızlı bulaşmasının yanısıra, insanların hastalığa ikinci kez yakalanma ihtimalini de artırıyor olabilir.

Bilim insanları 33 sayfalık raporlarını, Covid-19 aşı ve tedavileri üzerinde çalışan farklı gruplar arasında işbirliğini hızlandırmak amacıyla oluşturulan ve araştırma bulgularının yayınlanmadan önce paylaşıldığı BioRxiv internet sitesine yolladılar.

1918’de 50 milyon insanı öldüren İspanyol gribi salgını bittiğinde dünya ne haldeydi?

Ölümle sonuçlanan doğum günü partisi: Covid-19 nedeniyle aynı aileden üç kişi öldü

Maske ve test kiti için küresel mücadele: Ajanlar, gizli operasyonlar, ihracat yasakları Koronavirüs salgını sırasında bilgisayar oyunları nasıl meditasyon yöntemi oldu?

Aşı ve tedavi çalışmaları boşa mı çıkacak?
Uzmanların bulguları, virüsün ilk ortaya çıkan türünün genetik yapısı temel alınarak yapılan aşı ve tedavi çalışmalarının yeni türe karşı etkili olmayabileceğini düşündürüyor.

Kapsamlı aşı ve tedavi çalışmalarına katılan bilim insanları Los Ageles Times'a, virüsün her yıl yeni bir aşı gerektiren grip virüsünde olduğu gibi mutasyona uğramamasını umduklarını söylediler. Fakat Los Alamos'ta yapılan çalışma bu varsayıma gölge düşürebilir.

Los Alamos raporuna göre belirlenen koronavirüs mutasyonu artık fotoğraflardan tanıdığımız, virüsün insan hücrelerine girebilmesine yarayan, yüzeyindeki dikensi çıkıntıları etkiliyor.

Uzmanlar dünyanın dört bir yanında geliştirilen aşı ve tedavilerin mutasyona uğramış yeni koronavirüs türü üzerinde etkili olmasını amaçladıkları için "erken uyarı" yapmak ihtiyacı hissettiklerini söylüyorlar.

Raporda koronavirüsün yeni türünün, ortaya çıktığı yerlerde insanlara Çin'in Vuhan kentinden çıkan daha önceki türlerinden çok daha hızlı yayıldığı ve yalnızca bir kaç hafta içinde bazı ülkelerde hakim virüs türü haline geldiği kaydediliyor.

Yeni virüsün ortaya çıktığı yerlerde hakim damar haline gelmesi, diğerlerinden daha bulaşıcı olduğu şeklinde yorumlanıyor ama bu özelliğin sebebi henüz açıklanamıyor.

Çalışma nasıl yürütüldü?
Bilim insanları tarafından SARS-CoV-2 adıyla tanımlanan koronavirüs geçen yılın sonlarında ortaya çıktığından beri dünya çapında 3,5 milyondan fazla insana bulaştı ve 250 bini aşkın insanın ölümüne sebep oldu.

Los Alamos araştırması Almanya merkezli bir kamu-özel sektör ortaklığı olan Global Initiative for Sharing All Influenza Data (Tüm Grip Verilerinin Paylaşılması Küresel İnisiyatifi) adlı kurumun dünyanın farklı yerlerinden aldığı 6 bini aşkın koronavirüs genetik verisinin bilgisayarda analizine dayanıyor. Analiz, tekrar tekrar denendi ve her seferinde yeni koronavirüsünün daha baskın hale gelmeye başladığı sonucu çıktı.

14 mutasyon belirlendi

İngiltere'de Sheffield Üniversitesi'nin de desteğini alan Los Alamos'daki uzmanlar koronavirüsün 14 mutasyonunu belirlediler.

Bu mutasyonlar koronavirüs gen haritasını oluşturan yaklaşık 30 bin RNA çiftinde meydana geldi.

Çalışmayı yürüten uzmanlar virüsün yüzeyindeki dikensi oluşumları etkileyen son mutasyona D614G adını verdiler.

Dünyada koronavirüs aşısının geliştirilmesi için çalışmalar sürüyor

Nasıl ortaya çıktı ve hakim oldu?

Los Alamos araştırması koronavirüsün yeni damarının ilk nerelerde ortaya çıktığı ve nasıl yayıldığı konusunda bölge bölge detaylandırma da yapmış.

İtalya virüsün bu mutasyonunun Şubat'ın son haftasında, neredeyse virüsün ilk versiyonuyla eş zamanlı olarak ilk ortaya çıktığı ülkelerden biri gibi görünüyor. Şubat'ın son günlerinde virüsün yeni türü Washington eyaletinde ilk kez görülüyor. Ama Mart ayının 15'ine gelindiğinde burada, hakim yani en çok görülen tür haline geliyor. New York'ta virüsün ilk türü Mart ortalarında ortaya çıkmış ama yeni mutasyon bir kaç gün içinde hakim olmuş.

Eğer salgın sıcaklıkların artmasından etkilenmez ve sönümlenmezse, Los Alamos araştırmasına göre ardarda değişiklik geçirmeye devam edebilir ve bu iyi izlenmez ise aşıların etkisi sınırlı olabilir.

Bilim dünyasından gelen ilk yorumlar
Çalışmanın paylaşılmasından sonra bilim dünyasından farklı yönlerde tepkiler geldi.

Iowa Üniversitesi'nden, hücrelerin kendilerini virüslerden nasıl koruduğu konusunda bir araştırma yürüten biokimya profesörü Charles Brenner Los Alamos araştırmasının faydalı olduğunu söylüyor ve dünyanın farklı yerlerinde aşı çalışması yapan grupların bu tür araştırmaları dikkatle takip etmesi gerektiğini düşünüyor.

Brenner Los Alamos araştırmasına göre bu virüsü alan hastalananlarda daha fazla miktarda virüs bulunduğunu ama hastalığın daha ağırlaştığına ya da daha öldürücü olduğuna dair bir bulgusu olmadığını vurguluyor.

Teksas'daki Aşı Araştırmaları Çocuk Hastanesi'nin başhekimi Peter Hotez de araştırmanın dikkate değer olduğunu ama sonuçların doğrulanabilmesi için biraz daha çalışılması gerektiğini düşünüyor.

Hotez "Çok fazla spekülasyon var. Veriler deneylerle çek edilmemiş" diyor.

Duke Üniversitesi'nden David Montefiori ise bunun, koronavirüsün daha bulaşıcı bir mutasyonunu belgeleyen ilk çalışma olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar henüz yeni mutasyonun insan bedeninde daha öncekilerden farklı nasıl etkiler yarattığını bilmiyor ama daha hızlı yayılıyor olması diğer versiyonlara göre "evrildiğini" gösteriyor. Bir bilim insanı bunu "Darwinci evrime tipik bir örnek" diye tanımladı.

Yanıtı bilinmeyen bir başka soru da virüsteki mutasyonun dünyanın farklı yerlerinde hastalığın farklı hızlarda yayılması ve farklı etkilerde bulunmasında etkisinin olup olmadığı.

San Francisco Genel Hastanesi'ndeki kimya ve toksikoloji laboratuvarlarının başında bulunan Profesör Alan Wu, ABD'de doktorların, virüsün farklı mutasyonlarının insanların hastalığı ne kadar ağır geçirdiği ve hastalığın ne kadar öldürücü olduğu üzerinde etkisi olup olmadığını sorgulamaya başladıklarını söylüyor.

Alan Wu, doktorların son haftalarda ABD'de virüsün biri ülkenin Doğu kıyılarında diğeri ise Batı kıyılarında yaygın olmak üzere en az iki türünden söz ettiklerini ekliyor.

'Daha öldürücü değil'
Los Alamos çalışması virüsün yeni türünün ilk halinden daha öldürücü olduğuna dair bir bulguya ulaşmadı. Araştırmayı destekleyen Sheffield Üniversitesi'nin yaptığı bir çalışma virüsün orijinal haliyle mutasyonunu alan hastalarda hastaneye kaldırılma oranının aşağı yukarı aynı olduğunu gösteriyor.

Fakat mutasyonun daha bulaşıcı olması, virüsün ilk halinden daha tehlikeli olmasa bile salgının kontrol altına alınması çabalarını etkileyebilir.

Araştırmaya göre, Covid-19 geçirmiş ve bağışıklık kazanmış kişilerin virüsün yeni mutasyonuna da bağışıklığı olup olmayacağı bu konuda büyük önem taşıyor. Eğer virüsün yeni versiyonu öncekilerden çok farklı ise, bu, salgının yeni dalgalara dönüşmesine yol açabilir.

Address

Sisli

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Hospital Life Magazine posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category