SusurlukunSesi

SusurlukunSesi Herkes Duysun Diye! SUSURLUK'UN SESİ
www.susurlukunsesi.com

SAÇMALIĞIN DANİSKASI!Ey Susurluk’un müzmin, bencil ve sadece ramazan ayında müminliği tutan zengin tipleri.Müjdem var si...
16/02/2026

SAÇMALIĞIN DANİSKASI!

Ey Susurluk’un müzmin, bencil ve sadece ramazan ayında müminliği tutan zengin tipleri.
Müjdem var sizlere.
Hadi yaşadınız!
O mübarek ay geldi çattı yine.
***
Yine,
Fakirlere bulgur, un, makarna, mercimek dolu paketler verip gönlünüzü huzur içinde tutarken,
Sizin iftar sofralarınızda hurmanın medinesi, mandanın kaymağı, sucuğun yanturalısı, peynirin mihaliçi olacak.
***
Vay be!
Bu da Allah katında kabul ve makbul olacak öyle mi?
Yoksa siz,
Bu dini öyle basit aritmetik,
Haşa!
Cenab-ı Allah’ı 2+2 yi bilebilen bir robot falan mı sanıyorsunuz?
***
Lan oğlum,
Allah aşkına,
Bu fakirler siz onlara neyi uygun görürseniz onu mu yemek zorunda?
Onların canı, cananları,
Evlerinde yüzüne çaresizce baktığı çocukları yok mu?
***
Hep derim.
Bugün de ve yine söylüyorum.
Susurluk’ta sosyal yardımlaşma, toplu, aklı başında ve mantıklı yönetilmiyor.
***
Gelin,
Sayısal olarak izah edeyim.
***
Ortalama bugün bir ramazan paketi 1.000 TL.
Bak,
Bu yıl ramazan ayında, çoğu mükerrer ve aynı kişilere olmak üzere tahmini 3.000 adet dağıtılacak.
Daha bile fazladır ya neyse.
Ne eder?
3 milyon TL.
***
İşte iyi yönetilememe bundan sonra başlıyor.
***
Bu paraya fitre, sadaka, zekat, bağış, saçma toplu iftarları ve sosyal yardımlaşma paralarını da dahil edin.
Bu ramazanda yardımlaşma için Susurluk’ta dönecek para en az 10 milyon TL.
En az...
***
Bugün ne istiyorlarsa alsınlar diye 10.000’er TL para versek,
Bu paradan,
1.000 kişi ya da aile istifade eder şu mübarek ayda.
***
Susurluk’un kadrolu fakirleri var.
Yıllardır hep aynı.
Sanki Türkiye hiç değişmiyor,
Ekonomisi aynı seyirde gidiyormuş gibi.
***
Oysa,
Kredi borcu çakan, elinde kalan son 5 bin TL yi borcuna ödeyip kara kara düşünen,
Berber’e bile gidemeyen,
Aldığı 20 bin TL ile kendisi dahil 4 kişiyi çaresizce geçindirmeye çalışan aileler var.
***
Hayat öyle sabit hız kontrolüne bağlanmış, saatte 90 KM ile giden bir araba değil kardeşlerim.
İnişi var, çıkışı var.
***
Bırakın bu yardım paketi saçmalığını artık,
Allah için.
İhtiyaç sahiplerine nakit para verin.
Canı iftarda köfte yemek isteyen bir aileyi,
Çocuğu kendisinden sürpriz yumurta isteyen bir babayı sevindirin.
***
Allah’ın bak dediği ince pencere de,
Akıllı bir müslüman için,
Şu devirde bu olsa gerek.
***
Rabbim tutacağınız oruçları şimdiden kabul etsin.
Tüm hemşerilerime,
Hayırlı ramazanlar dilerim...

HEM ANA HEM DE YARElips şeklinde simit satardı Ethem.Kısa ve çiğ meşe sopasına onları dizer, mahalle mahalle gezerdi.Etr...
28/01/2026

HEM ANA HEM DE YAR
Elips şeklinde simit satardı Ethem.
Kısa ve çiğ meşe sopasına onları dizer, mahalle mahalle gezerdi.
Etrafından hiç eksik olmayan çocuklar pelte ve kekeme sesini gün boyu taklit ederlerdi.
***
Bu yüzden,
Yüzünde hep bir hoşnutsuzlukla başı öne eğik dolaşırdı caddelerde.
Yürüyüp yoruldukça simitler küçük yumruklarından girer, koluna bilezik gibi geçerdi.
Alanlara, ince bileğinden çıkararak verirdi simitlerini.
***
Ve pek öyle para üstü de bilmez, satın alanın vicdan muhasebesine teslim ederdi kendini.
2003 senesinde belediyeye girdiğimde o da belediye de çalışıyordu.
Bazen elinde süpürge ile sokak temizliyor, bazen çöp arabası arkasında sabaha kadar çöp topluyordu.
Aylığının hesabını dahi bilmiyor, kötü niyetli insanlar o maaşı bir iki günde elinden alıp hiç ediyorlardı.
***
Bundan on küsur sene kadar evveldi.
Tahsin Başkan ile bir gün odasında oturuyorduk.
İçeriye orta yaşlı güzel giyimli bir kadın girdi. Birden Azeri
Türkçesiyle başkana sitem dolu sözler sarf etmeye başladı.
“Başkanım diğer işçiler eski alacaklarını alırken benim eşime neden vermiyorsunuz, neden onu ayırıyorsunuz” diye çıkışmaya başladı.
Şaşıran Tahsin Başkan ise “ Kızım senin eşini ben işe aldım ben. Onu benim kadar koruyup kollayan kim olabilir ki Susurluk’ta” diye kızarak, Hesap İşleri Müdürünü çağırdı ve “ne oluyor?” diye sordu.
Ve hemen daha o gün geçmişten kalan alacaklarının ödenmesi talimatını verdi.
Kadın kapıdan çıkıp giderken de arkasından “ Aferin be kızım, aferin.” dedi sessizce.
***
İşte o kadın hakkını koruduğu adamın, Ethem’in eşi Seda Hanımdı.
Geçtiğimiz hafta bir markette gördüm onları.
Tertemiz ve ütülü kıyafetleri, saçı sakalı, muntazam ayakkabıları, dik duruşuyla asil bir beyefendi gibi geziyordu eşinin yanında.
O, çocukların etrafında taklit ederek koşuşturduğu Simitçi Ethem’den tam “bin yıl” uzaktaydı.
***
Zaten siz de karşılaştığınızda mutlaka fark ediyorsunuzdur o değişimi.
Güzel bir yüreğin dokunduğu insanın zaman içinde nereden nereye taşınabildiğini.
***
Kötü örnekleri önümüzde ana haber bülteni kadar çok iken;
Ethem’e yıllardır “HEM ANA HEM YAR” olan,
Ve acımasız bir hayatın, uçurumun ucundan onu alıp tekrar baştan yaratan Seda Hanım,
Bence bütün övgüleri hak ediyor.
Hep mutlu kalın inşallah.
***
Yeni bir yazı yazmak canım istemedi bugün.
Eski bir yazımı hatırlayıp tekrar paylaşmak istedim.
Küsmeyin hayata,
İyi insanlar da var bu dünyada.
Haydi
Kalın sağlıcakla...

GAZA GELMEYİN!Sıcak bir ağustos günüydü.Günlerden Çarşamba ve ben küçük bir çocuktum.Karpuzla dolu balkonumuzun demirler...
12/01/2026

GAZA GELMEYİN!

Sıcak bir ağustos günüydü.

Günlerden Çarşamba ve ben küçük bir çocuktum.

Karpuzla dolu balkonumuzun demirlerine yaslanmış,

Leylek misali tek ayak üstünde geleni geçeni seyrediyordum.

***

Cami köşesinden salına salına gelen

Başını yana düşürmüş,

Komşumuz Fahrettin Amcayı gördüm.

Bir elinde Pazar çantası, diğer elinde baş aşağı sarkan kırmızı ibikli

beyaz bir horoz vardı.

***

E o zamanlar hazır tavuk diye bir şey yoktu bu memlekette.

Ya bahçelerde beslenir,

Ya köylülerin pazara getirdiklerinden,

Yahut garaj bölgesine gelen beyaz tavuk satıcılarından alınıp, kesilip,

Yenilirdi...

***

Neyse;

Fahrettin Amca gelir gelmez,

Eşi Müyesser Yenge çıktı balkona.

Yere doğru bir bıçak atıp,

“Hey adam! Kes şunu hemen de, akşama kadar anca yetiştiririm.”

Fahrettin Amca hiç oralı olmadı.

Belli ki kendi kesmek istemiyordu.

***

Tavuk elinde bir o yana bir bu yana çaresizce bakınmaya başladı.

Şans bu ya!

Sokakta,

Bir Allah’ın kulu da yoktu.

***

Kucağında horoz geçti karşı duvara oturup,

Başladı beklemeye.

Belli ki,

Yoldan geçecek herhangi birine tavuğu kesmesi için “rica” edecekti.

***

Görüp, bana seslendi.

“ Özkan! Deden evde mi oğlum?”

“ Değil Fahrettin Amca. Namazda.”

***

Derken, duyup,

Bir hışımla Müyesser Yenge çıktı yine balkona.

“Be hey gözün kör olmasın adam emi? Kesmedin mi sen onu daha?

Nasıl yetişecek o akşam sofraya. Çabuk kes şunu artık.”

***

“Fesuphanallah” çekerek

Oturduğu duvardan indi zavallı Fahrettin Amca.

Yine etrafa bakınmaya başladı.

Ama nafile!

Kimsecikler yoktu yine o koca sokakta.

***

Baktı olmayacak.

Söylene söylene,

Gitti yerden bıçağı aldı.

Kıbleye doğru döndü.

Eğildi ve

“Bismillah” deyip,

Başladı bıçağı tavuğun boynuna sürtmeye.

***

Derken,

Tavuk bir anda Fahrettin Amca’nın elinden kurtuldu.

Can havliyle mahallede koşuşup, uçuşmaya başladı.

Bunu gören Fahrettin Amca da

1-2 saniye o tavuğa bakıp,

Olduğu yere yüz üstü yıkılıp,

Bayıldı.

***

Neyse ki camiden çıkan cemaat hemen yetişip, Fahrettin Amca’ya

yardım edip

Su, kolonya falan ayılttılar.

Yaşlı amcalardan biri de,

Tavuğu kesip, Müyesser Yenge’nin düdüklüye yolladı.

***

E sonradan öğrendik ki.

Fahrettin Amca,

Tavuğun boynuna bıçağın,

Heyecandan,

“Ters tarafını” sürtmüştü.

***

Şimdi ne zaman,

Başkasının gazına gelip,

Yarım yamalak bir şeyler yapmaya çalışan,

Ama onu da eline yüzüne bulaştıran insanlar gördükçe,

Bu "komik" ve “hazin” hikaye gelir aklıma.

***

Hoşça bakın zatınıza,

Eyvallah...

YENİ YIL DUASIMerhum, emekli öğretmen, Başyazar” Zeki ÖNER” Hoca anısına…***Allah’ım;Şu tarifi zor dönemlerde,Bir yandan...
31/12/2025

YENİ YIL DUASI

Merhum, emekli öğretmen, Başyazar” Zeki ÖNER” Hoca anısına…

***

Allah’ım;

Şu tarifi zor dönemlerde,

Bir yandan Susurluk için çabalayan,

Bir yandan da,

Hiç tanımadığı ihtiyaç sahibi Susurluklu Üniversite Öğrencilerine,

Maaşıyla istisnasız her ay “MANEVİ BABALIK” yapan,

Belediye Başkanımız Sayın Hakan YILDIRIM SEMİZEL’in ayağına taş değdirme.

Tüm Meclis Üyeleriyle birlikte, ilçemize güzel hizmetler etmeyi sen nasip eyle...

***

Ya Rabbül Alemin;

Ülkece kafamız “MACIR TARHANASINA” döndü.

Ahirette 2025’i komple hesaptan düşmeyi,

Ne olur,

Sen bizlere çok görme...

***

2026 yılında;

Adil SEMİZEL Ağabey’in dükkanı önüne çerkezce “FESAPŞI” yazılı PASPAS koymasını,

Erol KURT kardeşimin iş hayatında önüne her zorluk çıktığında yandan BAYPAS yapmasını,

Temiz ve titiz esnaflığı ile “örnek” olan Fotoğrafçı Süleyman ÖZKAN’ın da, bir sabah çok kızıp, Susurluk’un tüm camlarına ÇEKPAS atmasını,

Sen Nasip Eyle.

***

Malum herkesin dümeni bozuk.

Seçkin ARIK yeğenimin, Jeff BEZOS ile birlikte gireceği “Kim 1 milyon dolar ister” yarışmasını “KAN, TER” içinde kazanmasını,

“Yavru Kurt” Uğur PÜLENT’in, 3. İş olarak Belediye Tesisi önünde ki ışıklarda, geceleyin kamyonculara “GÜLÜMSEYEREK” köpük helva tattırmasını,

Patatesçi Ali OSMAN KALDEMİR’in de Karpuz, Mandalina, kavun derken, omuzunda PAPAĞAN ile, Beşeylül Okulu köşesinde “HİNDİSTAN CEVİZİ, ANANAS” satmasını,

Sen nasip eyle.

***

Balıklıdereli “Danişment Gazi” Levent CANKIR’a, önümüzdeki sene de “DİYET” konusunda asla danışılmamasını,

“MÖSYÖ” Levent GÜNDOĞAN’ın yazdığı MAKALELER ile Susurluk Belediyesini yönlendirdiğine, kendini inandırmasını,

Seyyah Meclis Üyemiz Murat KULA’ya da gittiği yerlerden belediyemize “ÇÖP KAMYONU” kazandırdığını, millete kolayca SANDIRMASINI,

Sen nasip eyle.

***

E yeter da Mehmet ÇAPRAZ! Yumurtaya boğdun memleketi, yiyoruz gece gündüz MENEMEN,

Muhtar Murat ŞAHİN’e, BLENDAX sponsorluğunda çekilecek olan,
“BELEDİYEYE İŞE GİRDİM” adlı “sanat” filminde “YÖNETMEN”,

Üzeyir AYDOĞMUŞ ile Erkan YAVUZ Müdürlerimizi de okulda gösterdikleri çabaları ile Türkiye’de tanınmış birer FENOMEN,

Olmayı sen nasip eyle.

***

Susurluk Süt Üreticileri Derneği Başkanı Mustafa ÇAPRAZ’dan, Şeker İş Sendika Başkanı Yavuz GÖRSOY’a taze sağılmış yağlı süt,

Susurluk’un yerel marketi Afacan Gıda sahibi Ali İhsan ULAŞ Hoca’dan, Ticaret Borsası Başkanı Sefer GÖÇER’e bir paket kremalı Pisküt,

Ziraat Odası Başkanı Özkan GÜRKÖK’ün de Susurluk’a ihanet edenlerin ocağına incir ağacı ile birlikte salkım söğüt,

Dikmesini sen nasip eyle.

***

Milli Eğitim Müdürümüz Sami AKOĞLAN’a yeni yaptırdığı dişleri ile kemiğinden tutup “PİRZOLA” sıyırmayı,

Kemal AYYILDIZ hocama Erhan MUTLU’yu, parkta iki ters bir düz ile “MARS” yapıp, tavlayı koltuğunun altına sokmayı,

Nurhan MALTEPE’ye de Karapürçek’ten Susurluk’a RAHVAN beygiriyle gelip, Şeker rampasında yüksek süratten dolayı radara yakalanmayı,

Sen nasip eyle.

***

Şehrimizin Hırdavat İmparatoru, Rafet TUNA’ya sık dişli bir TARAK,

Mangalcılar Dükü, Kağan SUCU Baba’ya, iki kocaman incir yaprağı ile bir MIZRAK,

“GENETİK” Belediyeci Ali BOZOĞLU kardeşime de rüyasında giyeceği uzun, kara bir, “FRAK”

Alıp ta giymeyi sen nasip eyle Ya Rab.

***

100 kilo üstü OBEZ Susurluklulardan, başarılarından dolayı ilçemiz “EKMEK FIRINLARINA” birer altın “OKLAVA”,

İnegölmüş, Akçaabatmış, Kadınbuduymuş billahi hepsi hikaye. Köfteci Niyazinin köftesinden başkası TATAVA,

Üstüne de Papirüs’ün sahibi Eyüp UYANIK’tan Antep fıstıklı koca bir tepsi BAKLAVA,

Volkan TUNCULARA aldırıp, “HÜŞU” içinde belediyede yedirmeyi sen nasip eyle.

***

Caddeye çok yakıştı pastanenin vitrini, Damak’ın sahibi Ali KARATAŞ USTA,

Bu senede ne dediysen tersi oldu Sebahattin ŞAKAR, yine “ISKARTA”,

Gürhan CİHAN’dan nazar değmesin diye Susurluk’a komple “SİGORTA”,

İlker AYDENİZ’den baştacı kadınlarımıza birer “PIRLANTA”,

Fahrettin ŞENER’in bisiklet, frenlerini iyice SIYIRDI. Ona da Bisikletçi Bülent’ten “gısgıcır” iki “BALATA”,

Faruk İLDENİZ’den alt arka tarafımıza, eski Yörsan tenekelerinden “KAPORTA”,

Susurluk Spor forvetlerinden karşı kaleye “ROVEŞATA”,

Örgücü Kadir’den, bankaya borçtan dolayı kafayı üşütenlere “KUKULETA”,

Ticaret Odası Başkanı İlker KURT’dan iş yerini kapatanlara, birer bardak “LİMONATA”,

İlçemizin gururu Müzisyen Mahallemizden kulaklarımıza “GIRNATA”,

Sen hiç eksik etme.

***

“SUSURLUK PABUCU” ayağına dar gelip, bu ilçeyi beğenmeyen “Kont ve Konteslere de”

Gençellerden parlak birer “KERATA”,

Verdirip te giydirmeyi sen nasip eyle...

***

Ya Rabbül Alemin.

Şu halimizden yalnız sensin haberdar.

Küçücük bir ilçeyiz biz,

Her birimiz,

Bu şehrin tüm dertlerine hissedar.

***

Birliğimizi bozma bizim,

Kardeşliğimizi arttır,

Beraberliğimizi daim kıl.

İlçemizden bereketi eksik etme.

***

Bu duayı okuyup paylaşanları da her iki cihanda aziz eyle.

***

Yeni yılda şerler def,

Cümle Hayırlar feth ola.

Sürçi lisan etti isem affola...

***

Mutlu yıllar benim güzel “MEMLEKETİM”.

Yeni yıla sağlık, mutluluk, esenlik ve huzurla.

Eyvallah...

KUTLU OLSUNUzun ve yakışıklı laflar etmeye gerek yok…***Mesele çok ciddi çünkü…***Devir değişti beyler...Bugüne kadar hi...
24/11/2025

KUTLU OLSUN

Uzun ve yakışıklı laflar etmeye gerek yok…

***

Mesele çok ciddi çünkü…

***

Devir değişti beyler...

Bugüne kadar hiç değişmediği kadar hem de.

***

E tabi insanlar da…

İnsanımsılaştılar biraz.

***

Bana bundan otuz yıl önce sorsalar,

Size bu dünyada “kötü insan” yok derdim.

***

Artık diyemiyorum…

Biliyorum çünkü

Görüyorum.

***

Bugün yaşamak,

Bataklıkta çamura batmadan karşıya geçebilmek gibi bir şey oldu.

Kirlenmeden ölebilen yok…

***

Birlikte ve mutlu yaşamanın yerini “ne yaparsan yap ama bir şekilde para kazan” aldı.

Yalanlı, dolanlı, kanlı para…

***

Artık her mesleğin sırtında taşıdığı bir zorluk,

Bir imkânsızlık var.

Mühendisliğin, doktorluğun, askerliğin, memurluğun, işçiliğin…

***

Ve öğretmenlerin tabi ki de…

Hatta en zor sorumluluk onların omuzlarına yük kaldı.

***

Annelerin doğurduğu çocuklardan,

Bir millet,

Bir nesil,

Dolayısıyla,

Gelecekte bir ülke yaratmak…

***

Ben bugünün öğretmenlerini,

Fırtınalı havada “narin gelincikler” yetiştirmeye çabalayan,

Çaresiz, zavallı bahçıvanlara benzetiyorum.

***

Hey gidi hey’

Çağın çocuklarına bilgiyi mi öğretsinler,

Türlü türlü belalardan uzakta tutmaya mı çalışsınlar,

İnsanlığı, eğitimi, adabı muaşereti, saygıyı mı öğretmeye uğraşsınlar…

***

Yalnız başlarına…

Ve teneffüslerle bölünmüş dersliklerde.

***

Allah’tan dileğim

Cemi cümlesine kolaylık, sabır ve dayanma gücü vermesidir.

***

Merak etmeyin.

Çektiğiniz tüm çileleri biliyoruz…

Nereden mi?

Emekli öğretmenlerimizin yüzünde ki yorgunluktan,

Sırtında ki kamburdan,

Zemherinin saçlarına bıraktığı kar tanelerinden,

Ve şimdiki şu azılı çağa bir anlam verememişliklerinden…

***

Bugün,

Modern, vizyoner, çabalayan,

Tarihini bilen, dalga var diye kürekleri elinden hiç bırakmayan,

Tüm Atatürkçü, modern öğretmenlerimiz ile

Büyük bir gurur duyuyoruz…
***
Gerisini şahsen ben k’ale almıyorum...

***

“24 Kasım Öğretmenler Gününüz” kutlu olsun.

Tüm Susurluk olarak,

Önünüzde saygıyla eğiliyoruz…

SANMAYIN Kİ SIRA SİZE GELMEZSize hiç unutamadığım, “Hayat Bilgisi” kalitesinde bir anımı anlatayım mı?***Üstelik,Artık b...
19/11/2025

SANMAYIN Kİ SIRA SİZE GELMEZ

Size hiç unutamadığım,

“Hayat Bilgisi” kalitesinde bir anımı anlatayım mı?

***

Üstelik,

Artık burada yaşamadığı için rahat rahat yazabilirim...

***

Yıllar evveldi.

Birgün bir kadın yardım istemek için ürkekçe belediyeye gelmişti.

Tanımadığım için Mahalle Muhtarını aradım.

“Özkan o biraz şey.” dedi.

“Ney?” dedim.

“Anla işte.” dedi Muhtar.

***

Kalbim buğz etti bir anda.

Kadını çağırıp “Yardım veremiyoruz.” dedim.

***

Tabi kadının Tahsin Başkan’ın odasına gitmesiyle,

Başkanın beni çağırması bir oldu.

Kadın dışarı çıkarken ben içeri girdim.

***

“Hayırdır Özkan neden bu kadına yardım paketi vermedin.” dedi.

“Başkanım o biraz şeymiş.”

“Neymiş oğlum?”

“İşte..” kem küm deyince.

Rahmetli kızıp başını iki yana sertçe sallamaya başladı.

***

“Be oğlum. (Tabi bunu buraya yazamayacağım tarzda söyledi.)

Asıl bu kadına yardım edeceksin. Edeceksin ki bu şerefsiz erkeklerin, şu acımasız hayatın, ona gördüğü bu kirli hayattan bir ihtimal kendini kurtaracak.”

***

Beynimdem vurulmuşa dönmüştüm.

Tabi ben de ona hak verdikten sonra arayıp muhtarın epey canına okumuştum.

***

Artık devir değişti beyler.

Bu ilçede derinleşen yoksulluğun doğurduğu çok daha büyük sorunlar var artık.

***

Eğer “bana ne beya Özkan. Ben biner lüks arabama, korunaklı evime gider bu şehirde gül gibi yaşarım” falan diyorsanız,

Vallahi yanılıyorsunuz.

***

Bu sosyal yıkımın, bu yoksulluğun ortaya doğurduğu berduş aile çocukları,

Kemiğe dayanmış çaresizliğin uyuşturucu bataklığına çektiği darmadağın aileler,

Hep komşunuza değil,

Gün gelir elbet bir gün sizinde başınızı belaya sokarlar.

***

Bu iş öyle polis emniyet tedbirleriyle çözülecek işler değil kardeşim.

Bu iş öyle,

Oğluna ayakkabı alamayan babaya, kırtasiyeden defter alamayan öksüz anasına, evinin elektriği kesik 4 kişilik aileye, hastaya, engelliye götürüp

Ramazan aylarında gıda paketi vermekle çözülecek işler de değil.

***

Başka şehrin işe yaramayan şablonlarını değil

Susurluk’a özgü,

Kendi sorunlarımıza özel projeler geliştirip,

Öyle yönetmeliyiz bu kenti.

***

Tıpkı kendi içimizden çıkardığımız

Gurur vesilemiz olan,

Susurluklular Vakfı,

Üniversite Öğrencilerini Destekleme Derneği gibi.

***

Herkes ama herkes

Ve istisnasız her kurum,

Bu ağır taşın altına elini sokmalı.

***

He sokmayan her kim veya kuruluş varsa da,

Bu ortak dertleri götürüp,

Biz onun gözüne* sokmalıyız.

***

Kalın sağlıcakla...

BİZİM ŞEYHLERİ UÇURAN DERVİŞLERAllah nasip eder de,İleride bir gün emekli olunca, Elime bir “seçim” mikrofonu alırsam,Si...
27/08/2025

BİZİM ŞEYHLERİ UÇURAN DERVİŞLER

Allah nasip eder de,

İleride bir gün emekli olunca,

Elime bir “seçim” mikrofonu alırsam,

Size “belediyeyi”, “belediyeciliği”,

Ve en önemlisi de

“Belediyecileri” anlatacağım…

***

Bir de benden dinleyin bu küçük şehrin,

Aciz ve hazin hikâyesini...

***

Şu kulaklar neler duydu,

Ah neler…

***

Huyumuzdur bizim.

Birilerini alır göklere yükseltir,

Sonra da onu çıkardığımız yere alttan bakar,

Kendi zavallı başımızı döndürürüz.

***

Seneler evveldi.

Daha seçimler olalı bir hafta falan olmuştu.

Oturuyoruz belediyede.

Arkaya işe yeni girmiş,

Zamanın başkanına yakın bir personel geldi oturdu.

***

Malum,

Bu tipler revaçta olur belediyede ilk zamanlarda.

Tabi bu arkadaşın da etrafına kalabalık toplanması çok uzun sürmedi.

Çaylar söylendi.

Şıngır mıngır şekerler karıştırıldı.

***

Başladı bu

Onu pür dikkat kesilip,

Can kulağıyla dinleyenlere anlatmaya.

***

“Bizim başkan dün gece, açmalı odada,

İki saat boyunca Cumhurbaşkanımızla telefonda konuşmuş.”

***

“Haydaaa!”

***

Bir sessizlik çöktü tabi.

Bir ürperti geldi dinleyenlere.

***

Çünkü

Küçük bir ilçenin Belediye Başkanı’na

Gündemi ve her bir saniyesi kıymetli olan,

Cumhurbaşkanımızın 2 saat boyunca telefonda vakit ayırması

Aşırı mühim ve önemliydi.

***

Dinleyenlerin göz bebekleri büyümüş,

Açmalı odada yaşanan bu görüşme,

Çoktan hayal edilmeye başlanmıştı bile.

***

Yalnız,

Hikâyenin bundan sonrası garipleşti kardeşim.

**

Dinleyenlerden biri,

“Ne konuştular acaba?” diye sorma gafletinde bulundu.

Ortalık birden yay gibi gerildi.

Bizim ki hiç durur mu?

Hemen yapıştırdı cevabı.

***

“Kuzey Irak meselesini!”

***

Sabrım taştı tabi benim sonunda.

Dayanamadım.

“Uzayın bakayım buradan” diye masayı dağıttım.

***

Yahu,

Tabi ki dönemin belediye başkanının,

Böyle saçma bir sohbetten haberi olduğunu asla sanmam.

***

Amma velâkin,

Şimdi orda bu uydurulmuş hikâyeyi duyanların,

Bunları kahvehane de, evde,

Girdiği sohbetlerde anlattığını falan düşünün.

***

Ve oradan da tüm Susurluk’a yayıldığını…

Vay anam vay!

***

Ey benim sevgili hemşerilerim;

Kimseyi siyaseten bedava gözünüzde büyütmeyin emi.

***

Ehliyete, liyakate, emeğe, bu şehre olan aidiyetine,

Sevdasına bakın.

***

Müritlerinin kanatsız uçurmak için sıktığı,

Palavralara değil.

***

Haftaya görüşmek dileğiyle,

Hadi eyvallah,

Hoşça kalın…

PAŞA GÖNLÜNÜZ BİLİR!2009 yerel seçimleri.Hava buz gibi bir mart gecesi…***Zübeyde Hanım Bulvarı’ndaki alt kahvehanelerde...
28/05/2025

PAŞA GÖNLÜNÜZ BİLİR!

2009 yerel seçimleri.

Hava buz gibi bir mart gecesi…

***

Zübeyde Hanım Bulvarı’ndaki alt kahvehanelerden birinde,

Tahsin Başkan, coşkulu bir şekilde konuşma yapıyordu.

Sağında ve solunda meclis üyesi adayları vardı.

Kahve içinde ve dışında büyük bir kalabalık,

Kadın, erkek, çoluk çocuk…

***

Söylediği her cümle alkışlar ve sloganlar ile bölünüyordu.

***

Zekiydi.

Kime, nerde, nasıl,

Ve hangi tonda söz söyleyeceğini çok iyi biliyordu.

***

Derken,

Arka sıralarda biri el kaldırıp bir soru sormak istedi.

Buyur etti Tahsin Başkan.

Adam ayağa kalkıp,

Eliyle kahvehane dışında kolları arkada bağlı dolaşan,

Ve Tahsin Başkan’ın yıllardır yanında olan,

Ve bir nevi korumalığını da üstlenen rahmetli Ahmet FİLİZ’i göstererek,

“Tahsin, eğer başkan seçilirsen bu adamı da işe alacak mısın?” diye densizce bir soru sordu.

***

Kahvehane buz kesti tabi bir anda.

İçeriden “çıt” ses çıkmıyordu.

Tahsin Başkan olduğu yerden dönerek her şeyden habersiz dışarıda dolaşan rahmetli Ahmet FİLİZ’e dönüp baktı.

Sonra tekrar yavaşça kalabalığa dönüp;

“Ben can yoldaşlarımı, benimle korkusuz bu yola çıkmışları asla arkamda bırakmam. Ahmet’i de seçildiğim ertesi gün işe alacağım. Eğer bu yüzden bana oy vermeyecekseniz umurumda bile değil. Paşa gönlünüz bilir.” dedi gürleyen bir sesle.

***

Kahvehaneye iyice sessizlik çökmüştü.

Yüzlerce kişiden tek bir çay kaşığı sesi bile çıkmıyordu.

Kalabalık afallamış kalmıştı.

***

Çünkü

Genelde bu tür durumlarda toplum baskısından geri adım atılır,

“Kem küm” yapılırdı.

O ise bir adım daha ileri gidip,

El yükseltmişti.

***

Aradan 5-10 saniye geçince,

Bu sefer herkes ayağa kalkıp,

“Bravo Başkan, helal olsun” diye alkışlamaya başladı.

Kahvehanede ki heyecan ve tezahürat

Dışarı sokağa kadar taşmıştı.

***

Rahmetli Ahmet Ağabey ise yaşananların farkında bile değildi…

Seneler sonra ben anlatınca,

Kafasını sallayıp,

“Susurluk bu sana” Özkan deyip gülüp geçmişti.

***

30 Mayıs Rahmetli Tahsin Başkan’ın ölüm yıldönümü.

Üzerimde emeği çok…

Yazmasam içim rahat etmez biliyorum.

***

Ve

Onun bu şehre gözle görülür verdikleri,

Gözle görülmeyen çabasının,

Binde biri bile değildir.

Onu da biliyorum.

***

Bir şehri yaşanılır yapan bedenidir.

Memleket yapan ise ruhu…

***

Nur içinde uyu başkanım.

Cenab-ı Allah sana rahmetiyle muamele eylesin.

Mekânın cennet olsun…

***

Görüşmek dileğiyle,

Hoşça kalın.

KADINLAR İNSANDIRSon evre kanser hastası bir anneydi.Engelli ve yatalak kızı ile birlikte gecekonduda yaşıyordu.Telefon ...
21/05/2025

KADINLAR İNSANDIR

Son evre kanser hastası bir anneydi.
Engelli ve yatalak kızı ile birlikte gecekonduda yaşıyordu.
Telefon ile canlı bağlandığı sabah programında,
“Artık Allah’tan tek dileğim var Şule Hanım. O da yüce Rabbimin benden önce kızımın canını almasıdır.” demişti.
Stüdyo bir anda buz kesmişti.
“Benden sonra ona kim bakacak. Nasıl bakacak. İçimde bu sorularla ölmek istemiyorum. Ölmekten zerre korkum yok benim. Sadece kızımı arkamda kimsesiz bırakmaktan korkuyorum, anlıyor musunuz?” demişti hıçkırıp ağlayarak.
Bu feryat ve figan içimi delip geçmişti.
***
Ve sonra dedim ki;
Kadın olmak, çocuğu olsun olmasın,
Kendi ölümünün ertesini bile düşünen bir "anne" olmaktır.
***
Kadın olmak;
Boş boş ortalıkta geziyor sanmasınlar diye,
Hep bir yerlere yetişiyormuş gibi hızlı adımlarla yürümektir.
***
Gülüşünün bir kısmını, yanlış anlamasınlar diye yüzünde gizlemektir.
Kadın olmak bu topraklarda,
Kalabalıklar arasında sobelenmeden “saklambaç” oynayabilmektir.
***
Bakın;
Diğer bütün dinlerde Tanrı erkektir, güçtür, babadır.
İslamiyet ise Allah’ı “Rahman ve Rahim” olarak tanımlamıştır.
Yani şefkat ve merhamet anlamları üzerinden,
Kadın olmak;
İslam dininin ayağının altına cennet yerleştirdiği kutsallıktır.
***
Kuş gibi özgürce göklerde dolaşabilmek
Daldan dala konabilmek değildir.
Kadın olmak
Bir erkek ipin el verdiği kadar yükselebilmektir.
Bu coğrafyada kadın olmak,
Uçsuz bucaksız maviliklerde
Yalnız “uçurtma” kadar uçabilmektir.
***
Oturup ayna karşısında saatlerce makyaj yapmaktır.
Saç taramaktır.
Kadın olmak güzel olmayı çok istemek ile
Güzel olmaktan korkmak arasında sıkışıp, ezilip kalmaktır.
Kadın olmak bu ülkede “ürkek bir güvercin” gibi yaşamaktır.
***
Kadın olmak;
Giyindi diye sövülmek,
Bedeni için satılmak,
Kıskanıldığı için dövülmek,
Sevdiği için öldürülmek,
Vebaya sebep oldu diye “cadı” sanılıp, bağlanıp yakılmaktır.
***
Velhasıl;
Kadın doğmak,
Koskoca ve aptal bir insanlık tarihinin yükünü,
Miras olarak istemeden sırtlanmaktır.
***

Görüşmek dileğiyle,

Hoşça kalın.

KURUMLAR GÖÇÜYıktığımız Fatih İlkokulu’nun yerine Okul yapacak “arazi” bulamıyoruz kardeşim.Şaka gibi!***Beşeylül’de 3 o...
30/04/2025

KURUMLAR GÖÇÜ

Yıktığımız Fatih İlkokulu’nun yerine

Okul yapacak “arazi” bulamıyoruz kardeşim.

Şaka gibi!

***

Beşeylül’de 3 okul birden üst üste,

Eğitim-öğretim görüyor minicik çocuklar.

Kimisi dışarı çıkmaya çalışırken, kimi içeri girmeye çalışıyor.

Okul önünde 2 polis arabası, yüzlerce aile.

Manyas panayırı gibi bir curcuna…

***

Oysa

Pancar Kooperatifi, Tarım Kredi Kooperatifi, Orman İşletme Şefliği yerlerinden sökülüp,

Eski askeri alanın ücra köşelerine pek ala taşınabilir.

E ben böyle deyince de,

Şefi, müdürü bana takıyor kafayı.

Hoş,

Tanıyanlar bilir beni.

Pek öyle “sallamam” ben.

***

Bunlar şehir merkezinden gidecek kardeşim.

Gidecek ki yerlerine okul vs.

Aklınıza her ne gelirse yapabilelim.

***

Sonra,

Oraya stat, buraya çim saha…

Emeği geçenlerin ellerine sağlık tamam,

Amenna,

Amenna da,

Ne bu hemşerim ya!

Önceliğimiz ne bizim?

Ayranımız yok içmeye, faytonla gidiyoruz…

Top oynamaya.

Hayırdır birader,

2046 olimpiyatlarına aday da bu Susurluk,

Bizim mi haberimiz olmadı daha?

***

Bir tarafımız kış kıyamet içinde,

Bir yanımız meşin top, yemyeşil çim saha!

Aklına, mantığına, izanına sığdırabilen varsa,

Vallahi, billahi ne ala!

***

Bak kardeşim;

Zamanında önüne araba bile park ettirmeyen Askeri Gazino,

Çarşı Cami’nin çaprazından,

Şehrin tam ortasından bir gün kalkacak deseler,

İnanmaz, gülerdiniz değil mi?

Yemez! Hadi be sende,

Kimsenin gücü buna yetmez derdiniz…

***

Ama bunu İsmail GÜNEŞ Başkan o zaman bir şekilde başardı.

Susurluk’un tam göbeğinde, bugün bu şehrin nefes alabildiği bir “Adnan Menderes Parkı“ yarattı.

Üstelik uyandırayım, mevcut hükümet bugünkü kadar güçlü de değil idi.

***

Tıpkı kavimler göçü gibi,

Bu şehirde kurumlar göçünü bir şekilde başlatmalıyız artık.

Artık bu hepimiz için elzem oldu.

Şart oldu.

***

Çünkü

Biz istesek de, istemesek de,

Becersek de, beceremesek de,

Bir gün bu Susurluk “gelişecek” kardeşim.

Otoban ile birlikte İstanbul’un ilçesi olmuş bir şehiriz artık.

İstanbul ekonomisinin taşacağı en mantıklı tek bir güzergâh kaldı geriye

O da biziz.

Susurluk…

***

İşte bu yüzden

Bu şehri yeniden dizayn etmeye mecburuz biz hemşerim.

Bir an evvel ve hızlıca.

***

Haydi,

Görüşmek dileğiyle,

Kalın sağlıcakla…

RAMAZAN TEBESSÜMÜDev karıncaların,Sıcaktan çatlamış toprağın üstünde,Dörtnala koşuşturduğu bir ağustos ayıydı.***Ortaoku...
12/03/2025

RAMAZAN TEBESSÜMÜ

Dev karıncaların,

Sıcaktan çatlamış toprağın üstünde,

Dörtnala koşuşturduğu bir ağustos ayıydı.

***

Ortaokuldaydım…

Havanın sıcaklığı, günlerin uzunluğu derken

Oruç tutmak çok zordu.

Susurluk “Taklamakan Çölü” gibiydi o zamanlar.

***

Saate bakmaktan,

İftara kaç “saniye” kaldı çarpıp hesap yapmaktan,

Beynim haşlanmış patatese dönmüştü.

***

Dedim bu böyle olmaz aga…

O çocuk aklımla.

Bir plan yaptım.

***

O zamanlar Beşeylül İlkokulu’na paralel uzanan yolda karpuz satılırdı.

Geceden kamyonlar oraya yanaşır, sabahına karpuzlar elden ele atılarak kasadan yere indirilirdi.

Her sabah karpuz indirmeye gidip yevmiye kazanmaya başladım.

Öğlenleri de gidip,

O parayla,

Muzaffer Bağırgan’ın karşısındaki camları gazete ile kaplı lokantada,

Akşama iftara acıkacak kadar hesap ettiğim porsiyonda,

Az pilav, az kuru şekli

Gizlice yemek yerdim.

***

Neyse,

Bir gün büyük bir kamyon geldi öğleden sonra.

İndirmek saatler sürdü.

İftara artık çok az kalmıştı ama yok ben dayanamıyordum.

Ve yine aynı lokantaya gidip o açlıkla,

Enikonu oturup yemek yedim…

***

Midem davul gibi gerilmişti.

Ezana yakın eve geldim.

Daha kapıdan içeri girerken,

“Valla bugün kurt gibi acıktım. Mis gibi kokuyor ev. Ne var yemekte babaanne?” diye heyecanla sordum.

Yalandan tabi!

***

Yer sofrasına bağdaş kurup oturduk.

Kimse anlamasın diye,

Sabırsızlanıyor gibi yapıyor,

“Of ne zaman okunacak bu ezan hadi be ya” falan diyordum.

Dümenden tabi…

***

Güm!

***

Top patladı sonunda.

Patladı patlamasına da,

Ben ağzıma kaşığı sokarken, boğazım da kaşığı gerisin geri ittirdi.

Tokluktan tabi!

***

Bir iki derken, ben lokantada az önce ne yediysem oraya çıkarıverdim.

Patlıcanından, pilavına, cacığından kompostosuna…

Komple menüyü.

***

Tabi sonra

“Oruç tutuyor maşallah” diye koca mahalleye beni gururla anlatan babaannemi,

Kolonya ile yarım saatte zor ayılttık.

***

Hayat ne garip…

Keşke şimdi bir gün dahi imkânım olsa da

Oruç tutabilsem diyorum.

Ama nafile…

***

Geçti dost kervanı…

***

Herkese hayırlı ramazanlar diliyorum…

Address

Susurluk
10600

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when SusurlukunSesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to SusurlukunSesi:

Share

Category