21/08/2026
Trabzonspor mu Salah’a, Salah
Biz hep ne diyoruz?
“ Trabzonspor’un Türkiye’de şampiyonluğu, şampiyon olmanın bütün şartlarını yerine getirse bile malum nedenlerden dolayı çok zordur. O halde rota Avrupa olmalıdır. Avrupa’da bir şekilde yer almalı, boy göstermeli, oradan güç devşirmelidir. Böylelikle hem ülkedeki müesses nizama karşı eli güçlenir ve şampiyonluk şansı artar hem de Avrupa’da alacağı iyi kötü sonuçlarla birlikte Türkiye’de şampiyon olmanın önemi marazi bir hasret olmaktan çıkar”
Bu görüşümüzde bir değişiklik yok. Amma ve lakin Avrupa’ya gidebilmek için de Türkiye’de gerekli sıralamada yerinizi almalısınız. Neyse, şimdi o da eskisi kadar zor değil ama her sene unuttuğumuz bir başka problem var:
Türk takımları sezon başından bir hayli zaman sonra form tutuyorlar, Avrupa takımlarından hayli farklı bir realite bu. Bu problemi bertaraf edebilenler Avrupa’da yollarına devam edebiliyor, edemeyenler önlerindeki maçlara bakıyor.
Trabzonspor Ferençvaroş önünde sanki ilk defa birlikte oynayan bir takım intibaı verdi. Bu Salah etkisi olabilir mi diye düşünmeden edemiyoruz. Eğer takıma bu profilde bir futbolcu dâhil etmişseniz, takımın düzeyi ne olursa olsun önünüzde iki seçenek var demektir:
-Ya Salah merkezli bir oyun sistemi kurup uygulayacaksınız.
-Ya da Salah’ı kendi sisteminize monte edeceksiniz.
Bu bir soru değilse de futbolcunun seviyesi ortadayken herhalde cevabı bellidir. “Futbol basit oyundur” derler ama kanaatimce sadece görünüşte basittir. Nasıl basit olabilir? Karşılıklı 11’er tane farklı beden ve zihin. Onları sevk ve idare eden kenarda birileri. Anlık psikolojiler, akla bile gelmeyecek hatalar, hakem faktörü. Düşünsenize; topun sahada bir cm bile yer değiştirdiği her anda sayısız alternatif ortaya çıkıyor, topun oyunun geri kalan süresinde takip edeceği güzergâha dair. Çok daha ayrıntılı bir şekilde tasvir edebileceğimiz bu tabloya bakıp da basit diyebilir misiniz?
Ne o? Çok mu karışık geldi yazdıklarım? Aslında futbol çok daha karışık ama dediğim gibi ben kısa geçtim.
Şimdi bu ahval ve şeraitte en ufak bir teknik direktörlük bilgisi ve tecrübesi olmadan, sırf sonuca ve sahada “görünen” oyuna bakarak net bir değerlendirme yapmak ne kadar sağlıklıdır, ne kadar hakkaniyetlidir? Geçen yıl Fatih Tekke’nin çok tartışıldığı bir dönemde Trabzonspor efsanesi Hüseyin Tok’la bir ortamda görüşmüş ve pek de huyum olmamasına rağmen kendisine Fatih hocanın performansını sormuştum. Büyük futbolcu,“Antrenmanlarını görüp analiz etmeden bir şey söylemem doğru olmaz” demişti bütün samimiyetiyle. Yerin dibine soksa ya da göklere çıkarsa 61 Hüseyin’i kim futbol cahili olmakla itham edebilirdi?
Özelde Fatih Tekke’nin, genelde de Trabzonspor’un halihazırdaki problemi yukarıda zikrettiğimiz ikilem olabilir, yani Salah mı Trabzonspor’a uyacak yoksa Trabzonspor mu Salah’a? Doğru ve isabetli uygulandıktan sonra her ikisi de olabilir, ortaya bir Napoli-Maradona hikâyesi çıkar mı bilmiyoruz ama hoca yapıcı ve haddini aşmayan eleştirilerle desteklenirse takımın oyunu ve alacağı sonuçlar herkesi memnun etmeye başlayabilir.
Herkes müsterih ola. En azından Hüseyin Tok sağduyusu nispetinde…
Bülent Şirin