26/08/2026
— VIRGINIA EVANS
MUHABBET:
Sybil her sabah yazı masasının başına geçiyor ve mektuplar yazıyor.
Erkek kardeşine, en yakın arkadaşına, bahçecilik kulübünün üyelerine,
en sevdiği derse katılmasına izin vermeyen üniversite dekanına,
favori yazarlarına, editörlere, ajanslara…
Bir de O’na… Yazdıklarını bir türlü gönderemediğine...
Dünyaya tutunmanın yolunu mektuplarda bulan Sybil Van Antwerp
onu seven herkesi otuz yıldır kendinden uzakta tutuyor.
Ancak inziva sona ermek üzere.
Geçmişten gelen mektuplar, onu hayatının en acı dolu dönemiyle yüzleştirecek.
Sybil artık o mektubu göndermek zorunda.
Yoluna devam edebilmek için önce kendini affetmeli,
sonra tüm dünyaya gerçekleri anlatmalı.
—Bir yandan Kore tarihiyle yüzleşirken öte yandan şiirsel, akıl ve duygu yüklü, temiz ve keskin bir dille dünya okurlarına evrensel bir çağrı yapıyor.
Adeta kış uykusundan uyanır gibi…
‘’Şafak vaktinde görülen bir rüya, yabancı birinin söyleyiverdiği bir çift söz, çok da dikkat etmeden okunan bir gazete yazısı, aniden akla düşen eski bir hatıranın bir ânı…
Tüm bunların kutsal bir ilham gibi hissettirdiği zamanlar vardır. İşte böyle anlar, roman yazarken en sevdiğim anlardır.
Her zamanki gibi sıradan bir günde, tamamen yeni bir hisle karşımıza çıkan sayısız soru, ufak ve yoğun aydınlanma anları, derinde bir yerlerimize saplanan duyguların içinde bir tür özgürlük...
İşte bunları hissederim.’’
Han Kang
Yazar H’ye bir gün tuhaf bir telefon geliyor.
Daha önce sadece bir kez gördügü heykeltıraş Cang Unhyong, aniden sırra kadem basmış, bulunamıyor.
Ondan geriye yalnızca tutkuyla yaptığı alçı heykeller ve maskelerle çevrili dünyadan aldığı yaraları anlatan günlüğü kalmış.
Kayıp heykeltıraşın yazdıklarını okurken aslında geçmişimizin, unuttuklarımızın, kaybettiklerimizin peşine düşüyoruz.
Bu sefer merkezde sınırsız güzellik baskısı ve gençliğe duyulan hastalıklı aşk var.
Han Kang bir kez daha saf gerçekliğin çarpıcı etkisini
kullanarak okuru uçsuz bir duygu evrenine çağırıyor.
Serüven kitabevi tavsiye ediyor