Fikir Zemini

Fikir Zemini Haber, düşünce ve analiz ağırlıklı web gazetesi

Ali Şeriati: Niçin varım?Varolmanın delilini Albert Camus’den sorarlar. “Düşünüyorum, öyleyse varım.” diyen Descartes il...
16/08/2026

Ali Şeriati: Niçin varım?

Varolmanın delilini Albert Camus’den sorarlar. “Düşünüyorum, öyleyse varım.” diyen Descartes ile “Du­yumsuyorum, öyleyse varım.” diyen Andre Gide’in tersi­ne Sayın Teskabuni’nin söyleşiyle üçüncü bir cümle daha vardır ki söyleyeni çoktur; Albert Camus, şöyle der; “Başkaldırıyorum, itiraz ediyo­rum, öyleyse varım.” insanın kurban olduğu dünyaya karşı, doğaya karşı ve düzene karşı ve olmaya karşı itiraz ediyorsam, öyleyse varım. Yine ona [Camus’ye] “Sen dün­yada bir sorumlu tanımıyorsun, Tanrı’ya inanmıyorsun; kendin için itirazını duyacak bir karşı taraf kabul etmi­yorsun ki. Öyleyse senin itiraz feryadının ne anlamı ola­bilir? İşitmek için bir kulağın olmadığına inandığında itiraz etmeye ve ·bağırmaya etken olan nedir?” diye sor­duklarında şöyle der;

“Bir muhatap bulmak ya da bir sorumluyu uyarmak veya serzenişte bulunmak için itiraz etmiyorum. İtiraz etmemek elimde olmadığı için itiraz ediyorum. İtiraz edi­yorum, çünkü itiraz etmezsem, insana egemen olan düze­ni, mevcut durumu kabul etmiş, ona boyun eğmiş ve be­nimsemiş olurum. İtiraz etmekten başka -sonuçsuz da olsa- bir yol tanımıyorum.”

Ben hayatımda Camus’nün bu sözünü, bilinç, sağduyu ve inancıma karşı duyduğum küçük ve değersiz yüküm­lülük ve sorumluluğum uyarınca kendime örnek edin­dim. Bütün ömrümce ettiğim her feryat, gösterdiğim her çaba ve heyecan, ıstırap, coşku, tehlike ve zararla birlik­te yaptığım çalışma açıkladığım temele dayanıyordu ve kabul etmeyi ve boyun eğmeyi bilmediğim içindi. Hiçbir umuda kapılmama, yalancı lambaların ve şimşeklerin bana umut vermemesi ve kişisel konumlara umut besle­meme inancını taşıdım sürekli. Sonunda, karanlık, sükût, yalnızlık, yenilgi, ıstırap ve bitkinlik olduğuna inanmakla birlikte yine de soluğum izin verdiği ölçüde feryat ettim, konuştum, bir şeyler yaptım. Tüm bunları yapma­saydım kabullenmiş ve boyun eğmiş olurdum. Tüm bunlar bir parça huzur bağışlamaktadır ki huzurun da akı karası vardır.
Ak olanı, kendini başarılı ve kazançlı his­seden kimsenin huzurudur. Kara olanıysa, mutlak umutsuzluktur; kendine ve kişisel başarılara karşı. En­dişe, ıstırap, heyecan ve korku duyulması gereken kişi, bunlardan yoksun olan, ama sahip olma umudunu ta­şıyan ve başarmayı bekleyen kişidir; Gittiği yolun so­nunda bir takım sonuçlara ulaşma beklentisindedir. Ama dönüşsüz ve sonuçsuz yolu seçen, hiç bir etkenden asla yenilgiye uğramaz, hiçbir etken onu yenemez '

- Dr. Ali Şeriati / Başkaldıran İnsan'a Dair

Küresel siyaset sisteminin çok kutuplu bir yapıya evrildiği, geleneksel hegemonik güçlerin bölgedeki etkisinin göreceli ...
03/08/2026

Küresel siyaset sisteminin çok kutuplu bir yapıya evrildiği, geleneksel hegemonik güçlerin bölgedeki etkisinin göreceli olarak sönümlendiği tarihi bir kesitten geçilmektedir. Bu küresel dönüşüm, Ortadoğu aktörlerine dış dayatmalardan bağımsız, kendi yerel dinamikleriyle hareket edebilecekleri geniş bir stratejik hareket alanı sunmaktadır. Ortadoğu, artık dış müdahalelerin pasif bir nesnesi olmaktan çıkıp, kendi güvenlik ve refah mimarisini inşa eden otonom bir güç merkezine dönüşmektedir. Bu yeni dönemin merkezinde ise Türk, Arap ve Kürt ilişkilerinin taşıdığı stratejik değer yer almaktadır.

1. Türkiye’nin Tarihsel Dönüşümü ve Kürt Politikasında Paradigma Değişimi

Bu yeni güç birliğinin en stratejik sütunlarından biri şüphesiz Türkiye'dir. Türkiye, edilgen veya yalnızca Batı eksenli bir dış politika izleyen "eski Türkiye" dinamiklerinden tamamen sıyrılmıştır.

Ortadoğu’da Yeni Jeopolitik Paradigma: Liderlik, Kardeşlik Hukuku ve Bölgesel Güç Birliği

Savaş, İran'a şunu dayatmıştır: Askeri caydırıcılık tek başına rejimin bekasını garanti etmemektedir. Ekonomik kırılganl...
07/07/2026

Savaş, İran'a şunu dayatmıştır: Askeri caydırıcılık tek başına rejimin bekasını garanti etmemektedir. Ekonomik kırılganlık, halkın memnuniyetsizliği ve uluslararası yalnızlık riski, pragmatik bir yeniden tarif gerektirmektedir. Bu, zafer anlatısıyla yetinmenin, uzun vadede daha büyük maliyetler doğuracağı anlamına gelir.

"Durum değişikliği"nin özü burada yatmaktadır. İran, savaş deneyimini "iç güçlenme" olarak içselleştirebilir; ancak dış dünyada bu deneyim, "kontrollü angajman" zorunluluğu olarak algılanmaktadır. Rejimin "dünyaya nasıl bakacağını" yeniden tarif etmesi, artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Aksi takdirde, "rest çeken" tutum, ekonomik izolasyonu derinleştirir ve iç dinamikleri daha da kırılgan hale getirir.

Savaş, İran'a şunu dayatmıştır: Askeri caydırıcılık tek başına rejimin bekasını garanti etmemektedir. Ekonomik kırılganlık, halkın memnuniyetsizliği ve uluslararası yalnızlık riski, pragmatik bir yeniden tarif gerektirmektedir. Bu, zafer anlatısıyla yetinmenin, uzun vadede da...

Toplumlar, bazı ortak değerlerle ayakta kalır ve barış içinde yaşar. Herkesin herşeyi alay konusu ettiği yerde "kamusal ...
06/07/2026

Toplumlar, bazı ortak değerlerle ayakta kalır ve barış içinde yaşar. Herkesin herşeyi alay konusu ettiği yerde "kamusal bir yasa" olan pratik ahlak ilkesinin varlığından söz edilemez. Kant'ın ödev ahlakı, özgürlüğü alır sorumluluk kavramıyla sınırlar. "Öyle hareket ey ki, eylemin ilkece bir başkası için de evrensel yasa olsun.." Yani, özgür eylemin bir başkasını rencide ediyorsa bu sorumsuzluktur. Aynı şey senin kutsalına yapıldığında hoşuna gitmiyorsa sen de ilkece başkasına yapamazsın. (şartsız buyruk- kategorik imperatif)

Bu bağlamda, büyük aydınlanma filozofu İmanuel Kant, "değerlere saygı ve "kamu düzeni" yaklaşımında İslam Hukukuyla paralel bir içtihad geliştirmektedir.
Zira İnançlar ve kutsal değerler, bireylerin kimliklerinin ve toplumsal barışın temel taşlarıdır. Kutsal değerlerle alay edilmesi, fikir beyan etmek değil, doğrudan inanan insanların onuruna ve vicdanına yapılan bir saldırı olarak kabul edilir.
Kant'a göre hiçbir özgürlük sınırsız değildir. Başkalarının inanç haklarına saygı göstermek, toplumsal huzuru korumak adına bir zorunluluktur.

Kutsal değerlerle alay edilir mi? Özgürlük, sorumluluk ve ödev ahlakı bağlamında bir felsefi soruşturma...

Ali Şeriati mezhepçi değil. O, İran devriminden önce şehit olmuş büyük bir mütefekkir ve sosyolog.. Eğer günümüze kadar ...
12/04/2026

Ali Şeriati mezhepçi değil. O, İran devriminden önce şehit olmuş büyük bir mütefekkir ve sosyolog.. Eğer günümüze kadar yaşasaydı, İran'dan sürgün edilirdi. İran'ın özellikle Suriye başta olmak üzere Müslüman coğrafyalardaki mezhepçi ve hegemonyacı politikalarına karşı çıkacaktı. O, gelenekçi şiiliğin Müslümanlar arasında vahdet, birlik duygusunu tahrip ettiğini ısrarla savunan ve yazan biridir. Hiçbir Sünni Müslümana, "mezhebini bırak gel Şii ol" dememiştir. İslam'ı hakkıyla anlamaya, kavramaya yoğunlaşmış, Batıda eğitim gördüğü halde Müslüman toplumlara yabancılaşmamış, komplekse kapılmamış asaletli bir aydındır. Onu tartışırken bu hususları göz önünde bulundurmak hakkaniyetin gereğidir.

İslami Düşünce Geleneği ve Modern Dünya İdeolojileri İzinde Ali Şeriati'yi Anlamak!

Bugün uluslararası konjonktürde yaşanan kırılmalar yeni bir durum ortaya çıkarmıştır. Dünyada güç merkezlerinin değişen ...
25/01/2026

Bugün uluslararası konjonktürde yaşanan kırılmalar yeni bir durum ortaya çıkarmıştır. Dünyada güç merkezlerinin değişen stratejik hedefleri ve yeni ekonomik ve siyasal işbirliği arayışları, dünyada bir çok bölgede ve Ortadoğu'da kartların yeniden karılmasını dayatıyor. Bu güçlerin DAİŞ'e karşı mücadele konsepti değişince, tüm varlığını ideolojik olarak DAİŞ'e karşı konumlandıran sosyalist bir yapıyla işleri kalmamıştır. Zira Şam'da rejim değişikliği beraberinde birçok farklılık getirdi. İsrail ile anlaşmalar, ABD'nin İran karşıtı Sünni Arap blokunu toparlama ve konsolide etme stratejisi adım adım gerçekleşmeye başlayınca, 14 yıldır Suriye'de epey alanı kontrol eden PKK’nın etkisi altındaki SDG'nin Kürtlere sattığı 'rojava devrimi' söyleminin içi boş bir hayal olduğu, halkların kardeşliği siyasetinin sadece bir retorik olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmiştir.

PKK’nın içinde olduğu ve Kürtler adına dahil olduğu her şeyin fiyasko olduğunu yeni yeni anlamaya başlayan Kürtlerde elbette büyük hayal kırıklığı oluştu. Travma tam da böyle bir şey. Netice-i kelam Kürtler geç de olsa olan bitenleri anlamaya başlamıştır.

Suriye'de artık mevzu pkk/sdg/ypg olmaktan çıkmış, mağdur konumuna düşen Kürtlerin akıbetinin ne olacağına dönüşmüştür. Halep'teki Kürt mahallelerine saldırılar ve cereyan eden olaylar, Selahaddin Eyyubi zamanından beri iç içe geçmiş kadim Arap, Türk ve Kürt komşuluk ilişkilerinin de risk altında olduğunu göstermektedir.

Dünden Bugüne PKK ile Manipüle Edilen Bir Halk (Kürtler)

Address

Kazım Karabekir Mahalesi
Yalova

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Fikir Zemini posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Fikir Zemini:

Shortcuts

Share