Fikir Zemini

Fikir Zemini Haber, düşünce ve analiz ağırlıklı web gazetesi

Bugün uluslararası konjonktürde yaşanan kırılmalar yeni bir durum ortaya çıkarmıştır. Dünyada güç merkezlerinin değişen ...
25/01/2026

Bugün uluslararası konjonktürde yaşanan kırılmalar yeni bir durum ortaya çıkarmıştır. Dünyada güç merkezlerinin değişen stratejik hedefleri ve yeni ekonomik ve siyasal işbirliği arayışları, dünyada bir çok bölgede ve Ortadoğu'da kartların yeniden karılmasını dayatıyor. Bu güçlerin DAİŞ'e karşı mücadele konsepti değişince, tüm varlığını ideolojik olarak DAİŞ'e karşı konumlandıran sosyalist bir yapıyla işleri kalmamıştır. Zira Şam'da rejim değişikliği beraberinde birçok farklılık getirdi. İsrail ile anlaşmalar, ABD'nin İran karşıtı Sünni Arap blokunu toparlama ve konsolide etme stratejisi adım adım gerçekleşmeye başlayınca, 14 yıldır Suriye'de epey alanı kontrol eden PKK’nın etkisi altındaki SDG'nin Kürtlere sattığı 'rojava devrimi' söyleminin içi boş bir hayal olduğu, halkların kardeşliği siyasetinin sadece bir retorik olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmiştir.

PKK’nın içinde olduğu ve Kürtler adına dahil olduğu her şeyin fiyasko olduğunu yeni yeni anlamaya başlayan Kürtlerde elbette büyük hayal kırıklığı oluştu. Travma tam da böyle bir şey. Netice-i kelam Kürtler geç de olsa olan bitenleri anlamaya başlamıştır.

Suriye'de artık mevzu pkk/sdg/ypg olmaktan çıkmış, mağdur konumuna düşen Kürtlerin akıbetinin ne olacağına dönüşmüştür. Halep'teki Kürt mahallelerine saldırılar ve cereyan eden olaylar, Selahaddin Eyyubi zamanından beri iç içe geçmiş kadim Arap, Türk ve Kürt komşuluk ilişkilerinin de risk altında olduğunu göstermektedir.

Dünden Bugüne PKK ile Manipüle Edilen Bir Halk (Kürtler)

Yüzyıl boyunca Devlete ana hatlarıyla rengini veren kemalizmin katı ulusalcı çizgisi, uzun yıllar tartışılan ve hala dah...
26/10/2025

Yüzyıl boyunca Devlete ana hatlarıyla rengini veren kemalizmin katı ulusalcı çizgisi, uzun yıllar tartışılan ve hala daha iç ve dış boyutuyla Türkiyenin tam çözülmesi beklenen en önemli sorunu olan Kürt Meselesini doğurmakla kalmamış, tepeden laiklik ve modernleştirmeci anlayışıyla toplumda laiklik ve İslam tartışmasını kutuplaştırıcı bir mahiyette doğurmuştur. 1071 Malazgirt zaferinden beri bu topraklarda kader birliği yapmış Türklerle Kürtleri, son yüzyılda uygulanan üniter ama inkarcı ve tektipleştirici politikalar yüzünden birbirlerine yabancılaştırma ve düşmanlaştırmaya vardıran politikların maliyeti ağır oldu. Kürtler her yönüyle yüzyılın sonlarına kadar yok sayılırken, Dindar müslümanları uzun yıllar kamusal alanlardan uzak tutma ve baskı altına alma politikaları uygulanmıştır. Ak Parti iktidarları döneminde bu prangalar kırıldı ama 1982 Anayasası tümüyle değişmedi. Bu Anayasa darbeci askerlerin kontrolünde yapılmıştı. Bugün hala birçok antidemokratik maddeleriyle yürürlüktedir.

Yeni Türkiye'de Kemalizm ve Kemalistlerden kaynaklı sorunların çözülmesi mümkün mü?

Türkiye’de demokrasi, tek bir ideolojinin (Kemalistler dahil) değil, farklı grupların uzlaşmasıyla mümkün. Kemalistler, ...
25/10/2025

Türkiye’de demokrasi, tek bir ideolojinin (Kemalistler dahil) değil, farklı grupların uzlaşmasıyla mümkün. Kemalistler, laiklik ve cumhuriyet gibi değerleri savunarak demokrasiye katkı sunabilir, ancak bu, diğer gruplarla (Kürtler, muhafazakârlar, liberaller) diyalog kurmalarına ve ideolojik katılıklarını gözden geçirmelerine bağlıdır.

Kemalizm ve Kürt Meselesi: Kemalizm’in merkeziyetçi ve asimilasyonist politikaları, Kürt Meselesi’ni çözmekten çok derinleştirmiştir. Çözüm, daha kapsayıcı bir yaklaşımla mümkündür.

İlericilik: Kemalizm, kendi döneminde ilerici adımlar atmıştır ama bunu halkın rızasına ve değerlerine uygun bir yöntemle değil dayatma ve baskıyla yapmıştır. O dönem uygulanan politikalar, günümüzün evrensel ilericilik anlayışına (özgürlük, katılımcılık, çeşitlilik) tam uymuyor.

Demokrasi: Kemalistler, demokrasiye katkı sağlayabilir, ancak bu, ideolojik esneklik ve diğer gruplarla uzlaşmalarını gerektirir.

Bir ideoloji olarak Kemalizm'den kaynaklı sorunların çözülmesi mümkün mü?

Türkiye, AK Parti iktidarlarının kümülatif birikimleri eşliğinde devam eden son çeyrek yüzyıl boyunca, her alanda olduğu...
25/10/2025

Türkiye, AK Parti iktidarlarının kümülatif birikimleri eşliğinde devam eden son çeyrek yüzyıl boyunca, her alanda olduğu gibi, eğitim alanında da önemli atılımlar gerçekleştirmiş, gerek nicel gerek nitel göstergeler açısından büyük başarılara imza atmıştır. Eğitime ilişkin tanım, kavram, misyon ve felsefenin toplumsal talep ve ihtiyaçların yanı sıra küresel-pedagojik gelişmelere koşut şekilde değiştiği bu süreci, sistemik ve köklü bir paradigma dönüşümü olarak özetlemek mümkündür.

AK Parti iktidarlarının ilk yıllarını oluşturan 2002-2010 arası dönem, eğitim alanındaki sistem ve vizyonun yeniden inşası için ihtiyaç duyulan kurumsal zeminin ve izleme kültürünün yerleşmesi bakımından önemli gelişmelere kaynaklık etmiştir. Bu dönemde hak temelli ve kapsa...

Bu gençler hayatın anlamsızlığından bahsederler, varoluşun boşluğundan, çabanın faydasızlığından, başarının geçiciliğind...
19/10/2025

Bu gençler hayatın anlamsızlığından bahsederler, varoluşun boşluğundan, çabanın faydasızlığından, başarının geçiciliğinden dem vururlar. Bu söylem ilk bakışta felsefi bir derinlik taşıyor gibi görünür. Nihayetinde Camus’den Sartre’a kadar pek çok düşünür bu sorularla boğuşmuştur. Ama burada olan şey, bu felsefi sorgulamanın bir eylemde bulunmama sistemi haline getirilmesidir. “Neden çalışayım, hayat zaten anlamsız”, “Neden ilişki kurayım, sonuçta her şey boş”, “Neden çaba göstereyim, hiçbir şeyin önemi yok.”…
Dikkat çekici olan, bu gençlerin çoğunda grandiyöz bir eğilimin bulunmasıdır. Kendilerini çok üstün görürler, sistem içinde hak ettiklerini alamadıklarını düşünürler. “Ben aslında çok yetenekliyim ama sistem beni tanımıyor” anlatısı, “büyük bir şair olabilirdim ama kapitalizm engel oluyor” söylemiyle neredeyse birebir örtüşür. Her iki durumda da grandiyoz benlik algısının altında derin bir yetersizlik korkusu yatar. Eğer gerçekten deneseler ve başarısız olsalar bu korku gerçeğe dönüşecektir. Ama hiç denemezlerse, fantezi korunur. Anlamsızlık ideolojisi bu açıdan mükemmel bir kalkan sunar: Kişiyi bir şey deneme sorumluluğundan muaf tutar.

Bu gençler hayatın anlamsızlığından bahsederler, varoluşun boşluğundan, çabanın faydasızlığından, başarının geçiciliğinden dem vururlar. Bu söylem ilk bakışta felsefi bir derinlik taşıyor gibi görünür. Nihayetinde Camus’den Sartre’a kadar pek çok düşünür bu sorul...

İçerik( ahlak, samimiyet, takva) ne kadar zayıflar ise form( görünüş, biçim, suret) o kadar güçlenir.Değerlendirmede ölç...
19/10/2025

İçerik( ahlak, samimiyet, takva) ne kadar zayıflar ise form( görünüş, biçim, suret) o kadar güçlenir.
Değerlendirmede ölçümüz form değil içerik olmalı. İçerik ya da ahlaktan yoksun ibadet kuru bir semboller yığını, tarihsel bir gelenek olarak kalır.
Bunun toplumsal alandaki görünümü, namaz kılan ancak yalan söyleyen, hacca giden ancak verdiği sözü tutmayan, oruç tutan ancak adaletli olmayan insanların varlığı ve çokluğudur.

Öyle görülüyor ki asıl sorunumuz bilgi değil, temsil sorunudur.
İçerik ile formu buluşturamayan insan söylediğini yapmayan insan gibidir. Böyle bir insanın başkalarını etkilemesi mümkün değildir.
Gençleri din dışı arayışlara yönelmesinin kuşkusuz tek nedeni değil, ancak asıl nedenlerinden biri dindar görünen insanların tutarsızlıklarıdır.

Müslümanların Dini Temsil Sorunu ile Gençlerin Dine Mesafeli Davranışları!

Türkiye çok da uzun olmayan bir süredir, Türkiye’de milliyetçilik ideolojisinin yarı resmî kalesi sayılan bir partinin, ...
30/01/2025

Türkiye çok da uzun olmayan bir süredir, Türkiye’de milliyetçilik ideolojisinin yarı resmî kalesi sayılan bir partinin, MHP liderinin başlattığı bir tartışmanın yörüngesinde yeni bir istikamet belirlemiş gibi görünüyor.

Milliyetçilik, bir modern zaman kavramı olarak Fransız ihtilaliyle ortaya çıkmış bir çözüm biçimi. Kavram, zamanla içine sokulan farklı unsur ve içeriklerle farklı biçim ve anlamlar kazandı ve bazı yerlerde kapsayıcı kurumların çatısı olurken, bazı yerlerde de ayrımcılık ve şiddetin aracı hâline getirildi.

Bu yazıda milliyetçilik tartışmalarının teknik içeriklerine girilmeyeceği için, bu tarz farklı yönelişleri tetikleyen tarihsel, ekonomik, kültürel ve sosyolojik farklılıkları uzun uzun anlatılacak değil. Bunun, bilinen en tipik örneklerinden biri Almanya ve Fransa’dır. Birinde millet denilen şey vatan toprağıyla ilişkilendirilirken (Fransa), diğerinde (Almanya) millet kan ve soyla ilişkilendirilmiştir.

Türkiye, tarihten gelen birikimleri ve serinkanlılıkla bu iki endişe arasındaki boşlukları açıklık ve müzakere içinde doldurarak gerekli adımları atmak gibi tercihle karşı karşıya. Bunun da mekânı ve aracı kapalı kapılar arkasındaki görüşmeler değil, TBMM çatısı altın...

Topçu’ya göre, Cumhuriyetle birlikte öne çıkan pozitivist ve pragmatist yaklaşım, bu doğrultuda bir epistemolojiden hare...
30/01/2025

Topçu’ya göre, Cumhuriyetle birlikte öne çıkan pozitivist ve pragmatist yaklaşım, bu doğrultuda bir epistemolojiden hareketle milli benliği ve şahsiyeti oluşturan din, ahlak, tarih, edebiyat gibi derslerin okutulmasını neredeyse gereksiz kılmıştır. Bu yaklaşım, eğitim ve toplum alanında, zihinsel bir tutum olarak giderek Amerikan pragmatizmine doğru evrilmiştir. Bu da teknolojiyi öğreten ve üreten derslerin öne çıkarılması ve manevi kimliği oluşturan kültür alanına ilişkin derslerin geri planda kalmasına neden olmuştur.

Buradan anlıyoruz ki, bugün eğitimde karşı karşıya kaldığımız sorunlar, özellikle 1930 ve 40’lı yıllarda topluma dayatılan jakoben laiklik ve daha sonra teknik pozitivist eğitim anlayışının yüzyıl boyunca hala bizde etkinliğini sürdürüyor olması, o dönem hayata geçirilen ve sonraki dönemlerde paradigmayı değiştirmeden yöntem, tarz ve içerikleri değiştirilerek 2023’lere kadar süregelen eğitim sistemimizden kaynaklanmıştır.

Yusuf Tekin'e ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline Neden Karşı Çıkılıyor?

Mağduriyete sığınan bir kibrin verdiği haklılık duygusu ile milliyetçi zihin kendisine hiçbir kötülüğü yakıştırmaz: Soyk...
28/01/2025

Mağduriyete sığınan bir kibrin verdiği haklılık duygusu ile milliyetçi zihin kendisine hiçbir kötülüğü yakıştırmaz: Soykırım? “Biz yapamayız.” Irkçılık? “Ezilen ulusuz, biz ırkçı olamayız. Hem siz bizim başımıza gelenleri bilmiyor musunuz?” Peki zulüm, adaletsizlik? “Bizim sadakaya ihtiyacımız varken başkasının başına gelenlerden bize ne. Bizim mesaimiz ancak bize yeter.”
Milliyetçiliğin önemli bir özelliği hem onu gerçeklikten koparan bir megalomania ile hareket etmesi hem de onu melekleştirecek bir ezilmişlik ısrarında bulunmasıdır. Milliyetçi hem dünyaya bedeldir hem de dünyanın en ezilmişidir. Hem mangalda kül bırakmaz bir kahramandır hem de dayağı yiyince en kötü tefecinin dilencisidir. “Bize niye sahip çıkmıyorsunuz” diye haset ettiği güçlülerin dilencisi, kendine zulmedenlerin zayıf bir taklitçisidir. Aslında onların gaddarlığının da hasedcisidir. Hayali veya gerçek, kendisine zulmedenler kadar zalim ve gaddar, onlar kadar vicdansız ve insafsız olmayı ister.

Bir insanda milliyetçilik hissi işgale başlayınca, o insanın benliği takviye olup güçlenmeye, bencilliği ise harlanıp etrafını yakmaya başlar. Hiçbir milliyetçi durduk yerde biz karar verdik artık milliyetçi olacağız demez. Milliyetçi olmak için mutlaka bir mağduriyetin tecrüb...

“Bu model; insanın fıtri özelliklerini koruma ve geliştirmeyi, karakterini olgunlaştırmayı, şahsiyet bütünlüğünü oluştur...
28/01/2025

“Bu model; insanın fıtri özelliklerini koruma ve geliştirmeyi, karakterini olgunlaştırmayı, şahsiyet bütünlüğünü oluşturmayı merkeze alarak insanın kendi yeteneklerini ve potansiyelini gerçekleştirmeyi ve toplum ile insan arasında akılcı ve ahlaki bir uyum oluşturmayı hedefler.”

Maarif Modelin hedeflerinden birini ortaya koyan bu paragraf, apaçık paradigma farkına işaret ediyor. Zira bundan önceki sistemde insanı bu şekilde el alma ve tanımlama söz konusu değildi. İnsanın doğuştan getirdiği özelliklere atıf yapmak yerine insanın fıtri/doğal yeteneklerini baskılayan, onu belirli kalıplara sokarak biçimlendiren ve belli bir dünya görüşü doğrultusunda eğiten bir anlayış egemendi. Bu anlayış, 19. yüzyıl batı pozitivizminden mülhem ve 20. yüzyıl laiklik anlayışının bizde de taklit edilmesinin neticesinde eğitim sistemimizin temeline yerleştirilmiş bir anlayıştı. Bu anlayış hakeza geçmişimizi geçmişte kalmış, geleceği ise batı medeniyetinin 19 ve 20. yüzyıl kavramlarının ve düşünce yapısının taklidiyle yetinen bir anlayıştı...

Yusuf Tekin'e ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline Neden Karşı Çıkılıyor?

"Elias Canetti bir yazın dünyası mucizesidir. 20.yüzyılın en özgün yazarlarından biri olduğunu düşünürüm. Nobel Edebiyat...
13/08/2024

"Elias Canetti bir yazın dünyası mucizesidir. 20.yüzyılın en özgün yazarlarından biri olduğunu düşünürüm. Nobel Edebiyat Ödülü almasına rağmen batıda hak ettiği yeri alamadı ya da hak ettiği yer verilmedi. Yazın alanında ‘Körleşme’ romanı ile tanınır ama benim favorim otuz yılda yazıp bitirdiği ‘Kitle ve İktidar’ adlı kitabıdır. Böylesi bir kitabı yazabilmek için bir insanın yüz gözü, yüz aklı, yüz dili olmalı. Ben de merak ettim Canetti’nin dilinin peşine düştüm. Canetti’nin dilindeki bu sır nedir? Bakın o dil ne badireler atlatmış?"

PKK ve Sol mahalleye tutarlı ve radiikal eleştirileriyle tanınan, ''Son Diktatör'' ve ''Yüzleşerek Barışmak'' gibi kitaplarıyla Türkiye kamuoyunda bilinen yazarlar arasında yer alan yazar Aytekin Yılmaz'ın, Dünyada 20.yuzyılın büyük yazarlarından Elias Canetti üzerine kaleme ald....

Address

Kazım Karabekir Mahalesi
Yalova

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Fikir Zemini posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Fikir Zemini:

Share